Yazı

Atamıza 10 Kasım 2010 Raporu
Atamıza 10 Kasım 2010 Raporu 

Etem Kutsigil

Yine bir 10 Kasım ve yine, kurtarıp çağdaş medeniyet yolunu hedef gösterdiğin güzel vatanından, bu yıl da ne yazık ki, sana müjdeli haberler getiremiyoruz.

Seni sevenler, fikirlerini benimseyenler, ne yazık ki “seni anlamayanlara, değerini, ilkelerini, bizim için önemini anlatacakları yerde, hâlâ ve sadece birbirlerine övüyorlar, birbirlerine anlatıyorlar seni.
Meydanlarda, mitinglerde “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağırmaktan başka dişe dokunur somut bir şeyler yapmıyorlar.
10 Kasımlarda olsun, Ulusal Bayramlarda olsun mangalda kül bırakmamacasına nutuklar çekiyorlar. Anıtkabir’deki defterine doğruları yazmıyorlar. Hoşuna gidecek sözler yazıyorlar sadece...
Dinleyenler, okuyanlar zannederler ki, Türkiye çağdaş uygarlık düzeyine erişmiş, Üniversitelerimiz dünyada en saygın yere gelmiş, ekonomik yönden hepimizin bir eli yağda bir eli balda. Her şeyimiz var, sadece dağda domuzumuz eksik.
Oysa ki, başımızı kuma gömmüşüz, olanları görmek anlamak istememecesine beynimizi uyuşturmuş, gözlerimizi sımsıkı yummuşuz.
Doğruysa, erkek ana-babaları bundan böyle çocuklarının saçını kınalayıp askere yollarken, artık “Ya Gazi ol, ya Şehit” yerine, “Oğlum askere gitti, er olarak işe girdi.” diyeceklermiş. Gazetelerin yalancısıyım.
Ekonomi diye diye ekonomin canına okumuşuz. Reddettiğin Kapitülasyonlar, “Global ekonomi” paketine sarılan, “can simidimiz” olmuş.
Kovduğun “yabancı sermaye”yi merhem yapmışız yaralarımıza;
Emek emek kurduğun fabrikalar, madenlerimiz, elin malı olmuş, insanımız işçisi olmuş kendi malının;
Tersaneler, limanlar satılmış, telefonlarımız, bilgisayarlarımız başkalarının kontrolünde;
Banklarımızın içi boşaltılıp, yabancılara satılmış;
Borsaya bile egemen olamamışız. Üstelik yabancılara peşkeş çekmişiz de, dünyanın en yüksek faizini ödüyormuşuz “global sermaye”ye;
Çiftçi emeğinin, alın terinden gelen paralar, borçlarımızın faizlerine gidiyor;
Ha bir de, son model makam arabalarına, şoförlerine, sekreterlerine, son model makam uçaklarına, korumalara, eskortlu karşılama uğurlama konvoylarına. Bir şatafat ki, sorma Paşam…
Daha ne diyeyim ki…
Varlığını kişiliğini sana borçlu olan, sayende adam yerine konan kadınlar bile, bu gün sana karşı.
Bayrakları da, türban denen bez parçası.
Dört çeker Jeeplere binip öyle hava atıyorlar ki... “Şimdiye kadar siz bindiniz, şimdi sıra bizde” dercesine aşağılayarak kinle bakıyorlar, arabalarından dışarıya...
Senin devrimlerinin ürünleri köylü çocuğuyken, esnaf çocuğuyken sayende okudular, yükseldiler yükseldiler de Krallarla, Cumhurbaşkanlarıyla yemekler yiyip, ellerinden ödüler alır oldular.
Sana olan manevi borçlarını seni unutturup, tarikatları, tekkeleri vakıf haline getirip, yasallaştırmak için faaliyetlerde bulunarak ödüyorlar.
Hepsi “Okyanus ötesindeki”yle büyük bir elbirliği içinde.
Geçenlerde gelen bir elkt.ileti hançer gibi saplandı göğsüme; Bir Yunan dergisi İstanbul’da Fatih Sokaklarında yürüyen sarıklı, cüppeli, sakalları göbeğinde kişilerin, kapkara çarşafların içindeki kadınların fotoğraflarını yayınlamış. 
Sanırsınız ki, 2000 li yılların değil de, 1890 yılından İstanbul resimleri...
Ve bu kıyafetlerin adı da “özgür giyim”.
Demokrasi diye diye geldiler, referandumlar kazandılar, fakat yargıdaki son değişikliklerle, demokrasinin canına okudular.
Allah korusun ama, ABD’nin Irak’a demokrasi getirmesi gibi geliyor gelecekteki günlerimiz.
Namık Kemal Lisesindeki öğretmenim, duvardaki resmine yaşlı gözlerle bakarak;
“SENİ ÖVMENİN SUÇ OLACAĞI, SUÇ SAYILACAĞI GÜNLERİ DE GÖRECEK MİYDİM?” demişti kendisine soruşturma açıldığında.
Az kaldı Baha Bey Hocam, bu gidişle o da olacak. Hatta yer yer oluyor da…
İnanmazsan Silivri’ye kadar gidiver.
Daha da anlatıp canını fazla sıkmayayım seni Ata’m, Gazi’m, Sarı Paşa’m…
İçim zaten kan ağlıyor…
Fakat istedim ki, atılan nutuklara aldanmayasın. Atı alan Üsküdar’ı geçti. Gençlerin parklarda, yaşlıların okey oynuyorlar kahvelerde. Yani HEPİMİZ İZİNDE’YİZ”
Sana karşı olmanın adı, kılıfı, şimdi;
 “KİŞİSEL HAK VE ÖZGÜRLÜK” ile “AVRUPA STANDARTLARI VE UYUM YASALARI”
Arz ederim Atatürk’üm.


9 Kasım 2010  23:42:02 - Okuma: (473)  Yazdır




İstatistik