Yazı

Bir Turun Anatomisi -4-
Bir Turun Anatomisi -4- 

Asil S. Tunçer

Kuşadası’ndan Pamukkale’ye yol ve sürüş emniyeti, gereksiz trafik lambaları ve yolda heba olan zaman…

Kuşadası’ndan yaz aylarında Pamukkale turu için ortalama her sabah 60–70 araç kalkar. Bu sayı gün ve mevsime göre değişse de ortalama 50’nin altına pek düşmez. Kuşadası merkezden hesaplanırsa toplam 200 km.lik bir yolu aşmak zorunda olan grup yaklaşık 12 saatlik bir turun yaklaşık 3,5 saatini Pamukkale’ye ulaşmada harcar. Bir de bunun gelişi var. Etti 7 saat. Giriş-çıkış, alışveriş ve yemekte geçen zamanla birlikte turiste Pamukkale’nin güzelliği ve özelliği için kalan zaman 3 saatten az.
 
Bu 3 saat süre zarfında turistimiz Hierapolis’in tarihini öğrenecek, Pamukkale’de travertenleri görecek ve hatta çıplak ayakla yürüyecek sonra da termal sularda yüzecek, dinlenecek ve keyif yapacak. Nasıl mı olacak? Play’e basılı olarak ileri sarılan film gibi olacak. Başka türlü çaresi var mı?
 
En az 200 km.lik yol boyunca aracınız yaklaşık 20 yerleşim, 40 kavşak, toplamda 60.a yakın ışık ve yaya geçidini geçmek zorundayken başka nasıl olacak? Diyelim çok şanslısınız ve zamanlamanız iyi, bir de trafik yoğun değil o zaman 30 kırmızı ışıkla kurtulursunuz. Aksi takdirde bu rakam ortalama 45’tir. Yani yoldaki zamanın 30 ila 45 dakikası zaten ışıkta dur-kalklara gider. Bu sadece tek gidiş için. Gidiş-dönüş için toplamda seyahatinizin 1–1,5 saatini ışıklarla ve kavşaktaki sıkışıklıklarla geçirdiniz.
 
Birde üstüne üstlük 2 saatten fazla araçta seyahat eden turistinizin tuvalet sorunu baş gösterince buna da verdiniz bir 15 dk ve inince bir de içecek alacak kendine derken 30 dk daha oradan eklendi. Yani kabaca bir günün 2 saatini heba ettiniz bu turun aslına bakarsanız.
 
Aydın’da sadece 5 ışık. Hadi onu saymayalım. Neden? Otoban var. Gerçi bir kentin otobanı bu kadar alakasız ve plansız olur; o da ayrı bir tez konusu. Merkez’den güneye doğru otobana girmek veya çıkıp merkeze Adnan Menderes Bulvarı’nın alt tarafına ulaşmak düz yoldan gitmekten pek farklı değil. Tek DSİ ve SSK Hastanesi’yle Otogar’ın önündeki sıkışıklık kaldı geriye.
 
Gelelim diğer bir başka soruna: Nazilli’deki sinyalizasyon sistemini anlamak için elektronik mühendisi olmanız da yetmez; medyumu olmanız lazım. Ayrıca trafik lambası mühendisliğinden doktora yapmanız şart. Ne yaptıysak ve ne ettiysek Nazilli’deki lambalardan biz kolay kurtulamadık; sizi bilmem! Sanırım bu lambaları buraya koyan arkadaş askeriyede tuzak kurma uzmanıydı ya da 5 bilinmeyenli polinomlarda TÜBİTAK’tan ödüllü.  
 
Buharkent’i yazmak bile istemiyorum çünkü hatırlayınca bile aklıma o uzun uzun bekleyişlerimiz geliyor. Tali yollardan gelecek muhtemel 2 traktör ve 2 motosiklet için anayoldaki araçları dakikalarca bekleten açıkçası turist arabalarına işkence yapan başka bir sinyal sistemi bu ülkede var mıdır, bilmiyorum. Varsa bile en eziyetçisi veya salakçası Buharkent’tedir ondan eminim. Yok, illa diyorsanız Nazilli ile başa çıkamaz, o halde gelin Nazilli ile Buharkent trafik lambalarını birlikte, bu bölgenin en rezil ve gereksiz trafik lambaları ilan edelim.
 
Bu ülkede işbaşına gelen veya yönetimde bulunan insanlarımız rasyonel düşünmekten uzaklar mı? Bu yollardan onlar geçmiyorlar mı? Bu olup biteni görmüyorlar mı? Uzaydan mı geldiler? Ayda mı yaşıyorlar? Örnekleri olmasa yüreğim yanmaz. Bilmiyorsan yandakine bak. Okuldayken sınavda yandaki arkadaşından kopya çeker gibi… Demem o ki; Antalya’ya bir bak, Denizli’ye bir git gör… 
 
Anayolları alttan verebilir, saatlerce yolda olan insanları ki bu insanların zamanları kısıtlı, onları bekletmeden, Çin işkencesi yapmadan yollarına devam ettirebilir, Pamukkale turunda yol engelini hafifletebilirsin. Bu insanlar Pamukkale’yi görmek için para ödüyorlar; senin saçma sinyalizasyon istemine takılmak veya alt-üst geçit yapmadığından dolayı dakikalarca kavşaklarda beklemek için değil.
 
Pamukkale’ye İzmir’den 2 saatte ulaşabilecek otobanı bitirmedin o halde başka çözümler üret. Bizim enerjimizi daha Pamukkale’ye ulaşmadan bitirip, zamanımızın 2/3’ünü yolda kaybettirme. Sürücüyü, yolcuyu ve beni germe… Üstgeçit ve altgeçit denen, yıllardır yapıla gelen bir sistemi sen hala yapmamakta neden diretiyorsun?  Belediyecilik yol kenarlarına salt çiçek dikmekse, bizim sitenin bahçıvanından farkın yok o zaman. İdarecilik, toplantı yapmaksa tek, yine bizim apartmanın yöneticisi aynı şeyi yapıyor yılda bir…
 
Haa unutmadan diğer konu; sabah gidilip akşam dönülen Kuşadası-Pamukkale etabından kaptanları ekstra yoran bir başka husus güneş ışıklarıdır. Bu yüzden her hal, Pamukkale sık yapan kaptanların alınları daha kırışık olur; güneşe karşı gidip geldiklerinden. Daha erken yaşlanırlar. Sinirleri de daha çok yıpranır.
 
Son bir noktaya daha değinelim: Ortaklardan sonra başlayan ve Sarayköy’de biten yaklaşık 150 km.lik yolda en az 3 bazen de 5 tane radar. Hem de yolun en güzel hızlanacak yerlerinde… En enteresan olanını da geçenlerde yaşadık. Tarih 17 Ekim 2010, saat sanırım 09.30 civarı. Umurlu olması lazım Aydın tarafından girişte gayet düzgün yol ama yolun kenarında gözden kolaylıkla kaçabilecek açıda hız sınırını belirten çok ilginç bir tabela var: 40. Evet, yanlış duymadınız; 40. Yol 140’lık ama tabelada 40 yazıyor.
 
Son anda fark ettik ve hemen yavaşladık çünkü hayra alamet değildi. Az geçmedi, ilerde de pusuya yatmış radar aracını fark ettik zaten. Ben çok eminim o radar aracı o gün resmen para kesti. Çünkü öyle bir düz yolda 40 ile hız sınırlamak ve ardına da radarı dikmek demek, bölgenin trafik polislerinin tüm maaşlarını bir günde çıkarmaları demek. 
 
Şimdi bunun adı nedir? Koy kenara absürt bir hız sınırı tabelası, sonra arkasına saklanıp milleti resmen tuzağa düşür. Bu iş midir? Bunun adı nedir? Trafik Polisinin işi gücü kalmadı, yolun uzunluğundan, trafik lambalarının çokluğu ve sinyalizasyon ayarsızlığından ve de güneşin insanı kör eden ışıklarından bunalmış sürücüleri faka bastırtmak mı?
 
Sen yollarını dört başı mahmur yap; her türlü sürüş ve emniyeti sağla ondan sonra hala kural ihlal eden, çılgınlık yapan hız ve sürat tutkunlarını cezalandır. Bunu anlarım. Fakat azıcık düz yol buldu ve gaza dokunması kesin sürücüyü kapana düşür… Lütfen! Bir şeyleri yaparken çivisini çıkarmayalım. İşi ticarete ve bir şeylerin ardına saklanarak kurnazlığa dökeceksek, o zaman parayı peşin verelim bari de düz yolda 40 değil 140 yapalım ve Pamukkale’ye zamanında varalım.
 
Bunda bir kasıt mı aramak lazım, bilmiyorum. Bildiğim bir şey var; o da Pamukkale turlarının bilhassa Kuşadası ve İzmir çıkışlı olanlarının oldukça zor ve eziyetli oluşu. Antalya ve hele Alanya gibi daha uzak destinasyonlardan bu turu yapanların zorluklarını ve hangi zor şartlarda turları gerçekleştirdiklerini önümüzdeki haftalarda ele alacağız, kazaları ve sebeplerini konuşacağız. Yollarımızın durumu, yol çalışmaları sebebiyle yetersiz uyarılar, önlem alınmadan yapılan iş makineleriyle çalışmalar vs.
 
Kazasız, belasız ve radarsız turlar.


21 Ekim 2010  21:07:41 - Okuma: (482)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik