Yazı

Önceliğiniz Türkiye’mi, AKP’yi Kurtarmak mı...?
Önceliğiniz Türkiye’mi, AKP’yi Kurtarmak mı...? 

Hüseyin Taşyakan

Aslında bu kadar yakın zamanda yazı yazacak kadar boş vaktim yoktu.

Ancak öyle bir dönemdeyiz ki,işimizden ve güncel hayatımızdan fedakarlık ederek halkımıza duyurulması gerekeni zamanında iletmek gibi bir yükümlülüğümüz var.İşte bu noktada,yazılarımı başından beri takip eden uzaktan bir dostum,aşağıda sizlere ileteceğim bilgileri sizlere duyurmam üzere bana göndermiş.Öncelikle kendisine ilgisinden dolayı teşekkür ediyor ve ülkesine karşı sorumluluk duygusuyla gösterdiği bu duyarlılıktan ötürü yürekten kutluyorum. Tüm maddeleriyle irdelediğimiz Anayasa pakediyle ilgili bu yazıyı AKP içerisinde olan ve AKP yi destekleyen arkadaşlarımızın da okuması gerektiğini düşünüyorum zira, onların içerisinde de bu gelişmelerden ne kadar rahatsız olanlar bulunduğunu bildiğimden, belki bu bilgilere sahip olduktan sonra daha duyarlı davranacaklarına inanıyorum.
   “Anayasa Paketi” ne zaman nasıl ortaya atıldığının, amaçla yakından ilgili olduğunu düşünüyorum.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İktidara yakın kişilerinde telefon dinlemelerine takıldığı bir Cemaat
soruşturması yürütüyordu. Dönemin Adalet Bakanı, Ceza İnfaz Kurumları Genel Müdürü engellemeye çalıştı ama başarılı olamadı. Başsavcı tam Adalet neşterini iktidarın safrasına yaklaştırmıştı ki “Görevli bir savcı” Türkiye de bir ilke imza atarak yetkisi olmadığı halde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısını gözaltına aldı. usulsüzlüğün her yerinden aktığı bu sürece HSYK kayıtsız kalmadı ve yetkisiz oldukları halde bu hukuk katliamını yapan savcılara daha önceden verilmiş olan 250. Madde yetkilerini de aldı.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve bakanlarla birlikte hazırlanan metni okuyan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK'yı “yetki gaspında” bulunmakla, “yargı sistemini kaosa sürükleyecek tutum takınmakla”, “yargı bağımsızlığına darbe yapmakla”, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsle” suçladı.
   Adalet Bakanı Sadullah Ergin bir gece yarısı televizyon kameralarının önüne geçerek “HSYK ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yargılama sürecine yaptığı müdahaleden sonra yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından yargı reformunu acilen hayata geçirilmesi zorunluluğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.” dedi. (1)

“Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erzincan Başsavcısı Cihaner'in tutuklanmasının ardından
yargıda yaşanan kriz ve tartışmaların üzüntü verici olduğunu ifade ederek, ‘Bu bir fasit dairedir, kısır bir döngüdür. Bundan Türkiye'nin süratli bir şekilde çıkması gerekir. Bunun için yapılması gereken şey de gayet açıktır; çok süratli bir yargı reformu yapmak gerekir. Yargı reformu yapılırken bu çıkmaz sokak ya da kısır döngü daha derinleştirici bir şekilde olmamalıdır’ dedi.” (2)

Görüldüğü gibi bu Anayasa Paketi, Türk Milletinin “özgürleşme ihtiyacı” na karşılık değil, AKP’nin yargıyı ele geçirme ihtiyacına karşılık düşünülmüş, planlanmış ve hazırlanmıştır.

Muhalefet partilerinin, “Parti Kapatma, Anayasa Mahkemesinin yapısı ve HSYK’nın yapısıyla ilgili maddeleri çıkarın bizde destek verelim.” Teklifini iktidarın kabul etmemesi bu 3 madde için bu paketin çıkarıldığını ispat için yeterde artar bile.

“12 Eylül’ün dikta anayasasını değiştiriyoruz. Özgürlükleri genişletiyoruz” yalanının arkasına sığınanların, 12 Eylül Anayasasının en diktacı maddeleri olan seçim barajı ve siyasi dokunulmazlıklara dokunmamaları ne kadar “özgürlük” ve “demokrasi” tutkunu olduklarını çok iyi gösteriyor. Başka bir yere bakmaya gerek bile yok. Ama biz yinede detay bilgi isteyenler için bir çalışma yaptık.Şimdi gelin garnitür olarak araya serpiştirilen maddeleri inceleyelim. İşte AK Parti'nin Anayasa Değişiklik taslağı

1 - ''kanun önünde eşitlik'' başlıklı 10. maddesinde değişiklik yapılıyor. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler, gibi özel süratle korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz'' Bunun Anayasaya yazılması bile bir utanç sebebidir. AKP ya da başka hangi hükümet “Çocuklar, yaşlılar ve engelliler” için hangi düzenlemeyi yapmıştır da “Anayasa ya aykırılık” iddia edilmiştir.

2 - ''özel hayatın gizliliği'' başlıklı 20. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu maddenin detayına inmeye hiç gerek yok. “Anayasa Değişikliği Paketi” ne bu maddeyi koyan bu hükümet, 70 Milyonu dinleyen, izleyen, kişisel verilerini depo eden bir hükümettir.

Bu paketi kökünden reddetmesi gereken Anayasa Mahkemesi’nin bile dinlenme korkusuyla “kurye ile iletişim kurma” yoluna gitmesi söylediğimiz istibdat sürecinin en açık delilidir. Aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin bazı üyelerinin gelecek korkusu nedeniyle etki altında kalarak oyunu değiştirmesinin de yegâne nedenidir.

3 - MADDE 3- Anayasanın ''seyahat hürriyeti'' başlıklı 23. maddesinde değişiklik yapılıyor. ''vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırabilecek.'' Şeklinde değiştiriliyor. Bu madde ile vergi borcu olanların Yurt dışına çıkmaları serbest hale geliyor. Bu hükümetin Başbakanı, Maliye Bakanları, başta olmak üzere vergi sicilleri incelendiğinde bu maddenin kimler için hazırlandığına rahatlıkla anlaşılacaktır.

4 - Anayasanın ''Ailenin korunması'' başlıklı 41. maddesinde değişiklik yapılıyor. bu madde de yazılı olanlar zaten Türk Ceza Kanunun da mevcuttur. Eğer TCK değiştirilirken “Çocukların korunması ve cinsel istismarı” ile ilgili madde “Anayasa ya aykırılık” nedeniyle geri çevrilmemişse ki, konu bile edilmemiştir bu madde birkaç zekâ fukarasını kandırmaktan başka bir anlam taşımaz.

5 - Anayasanın, ''toplu iş sözleşmesi hakkı'' başlığını taşıyan 53. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor. bu madde ile memur’un kalbi kazanılmaya, daha doğrusu memur kandırılmaya çalışılmıştır. Bir defa memura grev hakkı verilmiyor. Toplu sözleşmede ise Uzlaşma Kurulunun kararı kesin sayılıyor. Uzlaşma Kurulunun nasıl teşekkül ettiğini düşündüğümüzde memurun nasıl kandırılmaya çalıştığını da görmüş oluyoruz.

6 - Anayasanın, ''siyasi partilerin uyacakları esaslar'' başlıklı 69. maddesi değiştiriliyor. bu madde ile AKP, partilerinin kapatılmasını zorlaştıracak bir tedbir almaya çalışmaktadır. kapatılacak partinin TBMM’de kendisini kapatma kararı vermesi gerektiğini savunan, “odaklaşma” yı devre dışı bırakan bir maddedir. parti kapatma konusunda bu kadar hassas olan AKP ve “Demokrat” çevrelerin bir siyasi partinin Genel Başkanı dâhil hemen hemen tüm yöneticilerini cezaevinde bulunmaları konusunda ne düşündükleri de merak konusudur.

7- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74 üncü maddesinin kenar baslığı “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” seklinde değiştirilmiştir. bilgi edinme yasası AKP’den önce çıkmış bir yasadır. Yasaya bakıldığında bir sorun yoktur. Ancak uygulanmasında keyfilik vardır. Bu uygulama hataları Anayasa ile düzeltilmez. Yasa ya uymayan Anayasa ya da uymaz. dolayısıyla buda bir göz boyama operasyonudur. Bu konuda çok güzel örnekleri bizzat yaşadım. Ama onları yazıp konuyu uzatmak istemiyorum.

8 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 84'üncü maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu madde, eylem ve söylemleri nedeniyle
partisinin kapatılmasına neden olan suçlunun Milletvekilliğinin düşmesi ile ilgilidir. Ancak bilindiği gibi bu madde için yeterli oy alınamadı ve madde paketten düştü.

9 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 94'üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.” TBMM Meclis Başkanı’nın görev süresiyle ilgili halkı hiç ilgilendirmeyen bir maddedir.

10 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125'inci maddesinin ikinci fıkrasına “Ancak, Yüksek Askeri Şuranın Silahlı Kuvvetlerden her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.” Yüksek Askeri Şura kararıyla Askerden atılanların yargı yoluyla dönebilmelerini sağlayacak bir madde. YAŞ Kararı ile kimlerin ordudan atıldığını söylememize gerek var mı bilmiyorum. Bilmeyen varsa atılanların hangi AKP’li Belediye de işe girdiklerini araştırsınlar.

11 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128'inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” KİT’lerde çalışacak personellerle ilgili “suya tirit” bir madde

12 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129'uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.” bu madde de eskiden “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.” Şeklinde olan fıkra da “uyarma ve kınama hariç” ibaresi kaldırılarak, “uyarma ve kınama” cezalarını da yargı denetimine açılıyor. Uyarma ve kınama cezalarına itiraz mekanizmasının nasıl çalışmadığını çok yakından bilen biri olarak, bundan bir şeyin çıkmayacağını da biliyorum. Memura verilen en büyük ceza “açlık” ve “icra” dır. Hükümet çözüm bulacaksa bu ikisine bulmalı. memura zam verme konusunda “Anayasal bir engel” yok ama ne hikmetse hükümet memura zammı simit parası kadar veriyor.

13 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 144'üncü maddesi kenar başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 144-Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” Bu maddeyi açmaya gerek yok. Hükümet her şeyi “Yürütme” usulüyle yakmak istiyor.

14 - MADDE 145- Askerî yargı, askerî mahkemeler ile ilgili düzenleme. Rahatlıkla anlaşıla bileceği gibi Askeri Yargının görev alanını daraltan bir maddedir.

15 - MADDE 146 –Anayasa Mahkemesi on dokuz üyeden kurulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının avukatlar arasından gösterecekleri üçer aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. AKP’nin bu taslakta ısrar etmesinin temel nedenlerinden birisi bu madde dir. Burada Anayasa Mahkemesine mümkün olduğunca fazla “aynı tipte üye” atamak bu suretle hem Anayasal Denetim konusunda etkin rol üstlenmek, hem de gelecekte kendileriyle ilgili muhtemel yargılamalardan kurtulmak amaçlanmaktadır. Bu değişiklikle Yüksek Yargının ele geçirileceği iddiasının öne sürüldüğü iki madde den biridir.

16 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 147 nci maddesinin kenar başlığı “2. Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi” şeklindeki madde de değişiklik. Anayasa Mahkemesi Üyelerinin görev süreleri ve özlük haklarıyla ilgili madde. Halkı zerre kadar ilgilendirmiyor.

17 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin sonuna “ve anayasa şikâyeti başvurularını karara bağlar” ibaresi eklenmiş. Anayasa Mahkemesine kişisel başvuruların önünü açan ve Mahkeme işleyişiyle ilgili bir takım değişiklikler.

18 - MADDE 149. – Anayasa Mahkemesi, üç daire ve Genel Kurul halinde çalışır. Daireler, daire başkanının başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının başkanlığında en az on dört üye ile toplanır. Anayasa Mahkemesinin işleyişiyle ilgili bir değişiklik.

19 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 156 ncı maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” Askeri Yargıya biçim vermek için yapılan bir değişiklik.

20 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 159 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 159- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmidir asıl ve on yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır. 6 / 9 Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Paketin en tartışmalı maddesidir. Türkiye deki tüm hâkim ve savcıların özlük işlerinin yürütüldüğü kurulun ele geçirilmesi dışında hiçbir yenilik öngörülmemektedir. Adalet Bakanını dolayısıyla yürütmeyi kutsayan bir düzenlemedir.

21 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geçici 15 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Uzun yıllar en azından 7 yıldır dokunmadıkları bu maddeyi kaldırarak “12 Eylül’ün sorumlularına hesap soracağız” şeklinde yalan söylenmektedir. Gerçekte yargılamanın önü açılmadığı gibi, 12 Eylül 2010 itibarıyla 20 yıl dolmuş oluyor. Yani yargılamanın önü açılsa bile sorumluların yargılanması imkânsız. Bu biline referandum “12 Eylül’den intikam” havasına dönüştürülüyor.

22 - GEÇİCİ MADDE 18- Bu Kanunun 6 ncı maddesiyle Anayasanın 69 uncu maddesinde yapılan değişiklikler, Anayasa Mahkemesinde görülmekte olan davalarda dauygulanır.

GEÇİCİ MADDE 19- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır. Siyasi Partilerin kapatılması ile ilgili bir düzenleme. İşte “Reform” diye önümüze koydukları bu kadar. Birkaç tane “yem” dışında Yüksek Yargıyı
ele geçirme paketi ile karşı karşıyayız. Sadece bu değişiklik paketinin metninde Yargıyı Ele Geçirme Planı kapsamında yer alan maddeler ile geriye kalan maddelerin ne kadar yer tuttuğunu gördüğünüzde yapılmak istenenin aslında ne olduğunu daha iyianlayacaksınız. Parti Anayasası olduğu her halinden sırıtan paketi sorguladığınızda AKP Resmi Sitesi geliyor. http://www.akparti.org.tr/media/www/Anayasa%20teklif%20metni.pdf adresten ulaştığımız bu metni lütfen inceleyin. Şimdi gelin bir analiz daha yapalım. AKP resmi Sitesinden gelen bu bağlantıdan yapılacak olanın “Anayasa değişim paketi” mi yoksa Yargıyı ele geçirme planımı olduğunu birlikte değerlendirelim. Şimdi 9 sayfadan oluşan bu metinin hangi sayfasında kaç değişiklik maddesi olduğuna bakalım.

1. Sayfa da, 1 – 2 – 3 – 4 – 5 inci maddeler
2. Sayfa da, 6 – 7 – 8 inci maddeler
3. Sayfa da, 9 – 10 – 11 – 12 – 13 – 14 üncü maddeler
4. Sayfa da, 15 – 16 – 17 nci maddeler
5. Sayfa da, 18 – 19 uncu maddeler
6. Sayfa da, 20 inci madde
7. Sayfa da 21 – 22 inci maddeler
8. Sayfa da, 22 Madde
9. Sayfa da, 22 Madde

Görüldüğü gibi, İlk 5 sayfa 19 ( garnitür ) madde ye ayrılmışken son 4 sayfa Yargıyı Ele Geçirme Planı nı içeren 3 maddeye ayrılmış. Tayip Erdoğan’ın Üstadı nın ifadesiyle “Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” Bu gün itibarıyla AKP’nin ele geçirmiş olduğu kurumlar ile neler yaptıklarını görmeyecek kadar kimsenin kör olmayacağını umuyorum. Bu kurumların icraatından memnunsanız, içlerinden bir ya da bir kaçını seçemediğiniz zehirli hapı yutmak için “Evet” deyin. Yok, AKP’nin mevcut yetkileriyle bile 7 yıldır ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdiğine, İşsizlik, açlık, yolsuzluk konusunda hemen hiçbir şey yapmadığına inanıyorsanız. ( Kömür - Makarna dağıtmak dışında ) “Hayır” deyin ki bu düzenden kurtulalım. Unutmayın,12 Eylülde sadece içinde birkaç “yem” dışında sizin lehinize hiçbir şey olmayan “Anayasa Değişim Paketi” ni oylamıyorsunuz. Öyle olsaydı bunları yazmak zorunda kalmazdık. Hangimiz bu oylama için “neler değişiyor bir bakayım” diyerek yapılması düşünülen değişiklikleri okuduk. Şahsen ben bu yazıyı yazmak için inceledim. * Bu oylama, AKP’den memnun musunuz? Değil misiniz oylamasıdır. * Bu oylama insanlara tepeden bakan, Çiftçiye “Ananı da al git” Şehide “Kelle” Katil başına “sayın” diyen, Her konuşmasıyla toplumun bir kesimini karşısına alan, şiddet ve gerilimden beslenen Başbakan ile ona secde eden yandaşlarından kurtulma oylamasıdır.
* Bu oylama AKP Yüksek Yargıyı ele geçirsin mi? geçirmesin mi? oylamasıdır.
* Bu oylama önümüzdeki çeyrek yüzyılda AKP istibdadını derinleştirecek devam ettirsin mi? ettirmesin mi? Oylamasıdır.
* Bu oylama, ABD’nin Ortadoğu ve Dünyanın Hakemliğine razı mısınız? Değimlisiniz oylamasıdır.
* Bu oylama Türkiye de Tarımı Hayvancılığı bitiren, Madencilik ile ilgili alttan alta çalışmalar yürüten, en son olarak et ithalatı için entrikalar çeviren AB’ye kayıtsız şartsız teslimiyete razı mısınız? Değil misiniz? oylamasıdır.
* Bu oylama AKP, Tarikat ve Cemaatler, Liboşlar, AB’ciler, ABD’ciler, den yana mısınız? Türk Milletinden yana mı? Oylamasıdır.
 
 ORHAN GENCEBAY’A DİP NOT: Arkadaşlarım söylediğinde inanmak istemedim, Orhan GENCEBAY’ da evet oyu vereceğini açıklamış demişlerdi. Ben bunun fısıltı gazetesi beyanlarından biri olacağını düşünmüştüm. Zira 40 senedir bildiğim O.GENCEBAY sanatçıların toplumun her kesimine malolmuş insanlar olduğu ve bu sorumluluğun gerektirdiği üzere, asla oyunun rengini açıklamamalı ilkesine uygun olarak davranmıştır. Ancak AKP’ nin vatandaşı daha kolay ikna etmek amacıyla, kendilerine destek veren sanatçıların resimlerini koyarak bastırdıkları broşürlerde kendisinin de resmini gördüğümde şaşırdım. Şarkılarıyla büyüdüğüm, çevremdeki herkese örnek insan olarak gösterdiğim ve sevgide, saygıda şarkılarında kullandığı sözlerden daima feyiz aldığım bu büyük usta maalesef beni sükutu hayale uğratmıştır. Siz her türk vatandaşı gibi özgür iradenizle istediğiniz yönde oy kullanabilirsiniz ancak, bu nu açıklamanın etik olmayacağını da bizden çok iyi bilmelisiniz sayın GENCEBAY. Sizi bulunduğunuz zirveye getirenler sadece herhangi bir siyasi partinin destekçileri değildir. Bu noktada sizi esefle kınadığımı belirtmek istiyorum. Tabi ki 40 senedir dinlediğim şarkılarınızdan ötürü size duyduğum sevgiden hiçbir şey eksilmeyecek. Aynen sizin de beyan ettiğiniz gibi; ‘’HATASIZ KUL OLMAZ’’ . Ben de kendi şahsım da sizi hatanızla da sevmeye devam edeceğim, zira yaptığınızın (Kullanacağınız oyun rengini açıklamak) çok büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. Umarım ilerleyen zamanlarda bu nu telafi edecek bir açıklamanız olacaktır. (Bu yazıyı okumanız üzere, size ulaştırmak için her türlü imkanı da kullanacağım)

8 Eylül 2010  11:22:10 - Okuma: (723)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik