Yazı

Referandum demokrasiyi getirecek mi?, götürecek mi? İşte mesele burada…
Referandum demokrasiyi getirecek mi?, götürecek mi? İşte mesele burada… 

Etem Kutsigil

Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olmadan önce, Nilgün Cerrahoğlu’na verdiği bir röportajda “Demokrasi bizim için araçtır, amaç değil” dediğini, önceki gün Hasan Pulur üstat köşesinde hatırlattı.

12 Eylül 2010 günü, DEMOKRASİNİN GELMESİ İÇİN (!)  bu sözü söyleyen Beyefendinin ve AKP’nin arzusuna uyarak, Cumhurbaşkanımızın da onayıyla, dört nala bir Referanduma gidiyoruz.
Neden?
Efendim 12 Eylül Anayasası çok kötüymüş, antidemokratikmiş, işkenceciymiş vs. vs.
Pekiyi Beyefendi bu Anayasa kötüydü de, onda değişiklik yapmayı, iktidara geldikten 8 yıl sonra mı hatırladınız?
Kaldı ki iktidarınız döneminde,
26 Aralık 2002
07 Mayıs 2004 
21 Haziran 2005  
29 Ekim 2005 
13 Ekim 2006  
10 Mayıs 2007 
31 Mayıs 2007  
16 Ekim 2007   
9 Şubat 2008  
tarihlerinde olmak üzere tam dokuz defa değişiklik yapılmış ve 1982 Anayasasının194 maddesinden 80'i değiştirilmiş, 3 maddesi yürürlükten kaldırılmış. Eklenen 3 geçici maddeden 2'si daha sonra Anayasa metninden çıkarılmış.
Bu maddeler çok gizli yerde miydiler ki, 2002’den beri görülemedi?
Son yıllarda TBMM’ndeki çoğunluğuna dayanarak Anayasa’ya ters düşen ve bu yüzden Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilen maddeler çoğaldıkça, Sayın Başbakan kızmaya başladı. Bu öfkesini de defalarca ifade etti.
Bu yüzden referandumda amaç başka. Amaç, Yüksek Yargının PRANGALARINDAN KURTULMAK, YARGIYI İKTİDARIN GÜDÜMÜNE SOKMAK ve ONA HAKİM OLMAK.
Günlerden beri düşünüyorum “Bundan ne kazancı olabilir?” diye.   
Genellikle TV’lerdeki yorumcular, “AKP iktidardan düşünce, seçimi kazanacak parti veya partiler, Başbakanı Yüce Divana gönderecekler. Bu yüzden onu yargılayacak Yüksek Yargıyı yandaş hakimlerle doldurmak için.” diyorlar.
Oysa ki Erdoğan, Diyarbakır mitinginde baklayı ağzından çıkardı. Sade suya tirit kabilinden, suya sabuna dokunmayan bir konuşma yaptığı mitingde,   dikkatimi en çok çeken;
Referandumda “evet” deyin ki, şimdiki değişiklikte yok sayılan Kürtlere, 2011'den sonra yapacağımız yeni anayasada bu sorunu halledelim.” mealindeki sözleridir.
Önce şunu düzeltelim. Kürtlerin yok farz edildiği yıllar çok çok gerilerde kaldı. Eğer farklı istekleri varsa, TC’nin temel yasalarının sarsılmaması kaydıyla, onlar da konuşulur, tartışılır.
Ama Kürtleri çocuk yerine koyup şekerle kandırırcasına onlara, “Kürt Açılımı”nda olduğu gibi, ne olduğu belirsiz,  ayağı yere basmayan vaadlerde bulunmak, ciddi bir devlet adamına yakışmaz.
Aklıma şu da geliyor;
Beyefendi eli değmişken, bunları neden şimdi yapmıyor?
Yapamıyor. Çünkü o Anayasa paketinin içinde kim bilir ne maddeler olacak ki, Anayasa Mahkemesinden geçemeyecek.
O zaman çare ne? Öncelik ve ivedilikle, Anayasa Mahkemesini ele geçirerek, istediği yasaları, Anayasa’ya aykırı olsalar da geçirebilsin.
Bunun için de, bir zamanlar Roosevelt’in ABD’de yaptığı gibi, önce Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın üye sayısını çoğaltmak, sonra da yeni üyeleri kendi görüşüne yakın olanlardan seçip, TEK ADAM’lığa soyunmak.
Fakat “İşte Başbakan oldun. ‘Yetki artık senin. İster asar, ister kesersin diyebilen bir insana, gerçek demokrasi konusunda sizce ne kadar güvenilebilir?
Kaldı ki, “Milletvekillerinin dokunmazlık sınırlarını daraltacağım” deyip, daha sonra parmağını bile oynatmayan beyimize…
Sonuçta kazananı olmayacak, fakat sonuç ne olursa olsun, ülkemizin çok zarar göreceği, oluşan kamplaşmadan belli olan bir referandum dönemine giriyoruz.
Hepinizi çok seven bir ağabey, bir amca ve dedeniz olarak bir önerim olacak. Sosyal Dayanışma Fonunun dağıttığı kömürler, para ve erzak yardımları AKP’nin değil, hepimizin parasıyla alınıp dağıtılıyor. Bu yüzden oyunuzu bunlar için satmayınız.
Atacağınız kâğıt, kendinizin, çocuklarınızın hatta torunlarınızın geleceğini etkileyecektir.
Oyunuzu atmadan önce bunları düşünün. Bilmediğinizi, anlamadığınızı sorun. Her söylenene inanmayın. Birkaç kişiye daha sorun. 
Her hal ü kârda kendi kararınızı kendiniz verin.
REFERANDUM ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI SONUÇLAR VERSİN.


5 Eylül 2010  01:35:03 - Okuma: (400)  Yazdır




İstatistik