Yazı

Geçmişi Saptırmak
Geçmişi Saptırmak 

Özcan Nevres

Sayın Başbakanımız, hafızai-beşer nisyan ile maluldür ama sizin söylediğiniz kadar da değil.

Diyorsunuz ki; Demokrat Parti iktidara geldiğinde hazine tamtakırdı. Ne zaman ki Demokrat Parti hazineyi ağzına kadar doldurdu. Yirmi yedi mayıs ihtilali oldu. Yaşı yetmişi geçmiş olanlar Demokrat Parti iktidarının son yıllarını iyi kötü anımsarlar. Bin dokuz yüz elli beş yılına kadar Türkiye kredi ile alabileceği gerekli gereksiz her şeyi satın alarak bir israf dönemi yarattı. CHP nin sıkı para politikası yüzünden halkın satın alma gücü yok denilecek kadar azdı. Bu sıkı para politikası yüzünden hazine tarihinin en dolu dönemini yaşamıştı. Sıkı para politikası yüzünden gelişmiş ülkelerin borç önerileri kesinlikle itibar görmüyordu. Bu nedenle de Demokrat Parti iktidarı devraldığında hem dolu bir hazine ve hem de çok iyi bir dış ticaret itibarına sahip olmuştu. Hazinedeki para ve dış ticaret itibarı sayesinde bin dokuz yüz elli beş yılına kadar olağan üstü bir bolluk başlamıştı. Hesapsızca yapılan borçlanmalar ödeme günü gelip çattığında yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştu. Yoklar ve yokluklar dönemi. Bin dokuz yüz elli yedi yılında Birinci Ordu Muhabere Komutanlığında genel evrak müdürlüğü yaparken iki evrakı birbirine iliştirmek için toplu iğne bile bulamıyorduk. Üst makamlara yazı yazacak birinci hamur kâğıdı da bulamıyorduk. Çiftçilerin ise durumları çok daha berbattı. Sabanlarının ucuna ekletecek bir demir parçasını bile bulmaları olanaksızdı.
Bin dokuz yüz elli dokuzdan sonra işler iyice çığırından çıkmıştı. Türk insanı Vatan Cepheliler ve Komünistler (CHP. liler) diye ikiye ayrılmıştı. Bu dönemde Demokrat Partililer ile CHP. lilerin kahvehaneleri ayrılmış, biri diğerinin kahvehanesine gidemez olmuştu. Basına korkunç bir baskı uygulanıyordu. Gazetelerin sayfaları yer, yer sansür yüzünden yazısız çıkıyordu. Muhalefet lideri İsmet İnönü’nün gezilerine engel olmak için yolu kesiliyor, taşlarla saldırıya uğruyordu. Hükümeti eleştiren gazeteciler ağır cezalara çarptırılarak cezaevlerine gönderiliyorlardı. İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker bile hükümeti eleştirdiği için çok uzun bir süre cezaevinde yatmıştı.
Bin dokuz yüz elli sekiz yılında dükkânımı açtığımda malzeme bulamamak yüzünden kısa bir süre sonra kapatmak zorunda kalmıştım. Çiğli Hava Alanı inşaatına işçi olarak girdiysem de Vatan Cephesine katılmayı kabul etmediğimden yirmi sekizinci gün kovuldum. Çaresiz yeni bir dükkân açtım. İlk dükkânımı elektrik tesisatçılığı yapmak için açmıştım. İkincisini ise radyo tamirciliği yapmak için açmıştım. Bin dokuz yüz atmış ihtilaline kadar işimi yokluklarla mücadele ederek sürdürdüm. İhtilaldan hemen sonra aradığımız her şeyi o günkü teknolojiye göre bulur olmuştuk. O yıllarda yeni bir radyo almak çok pahalı olduğu için eski pilli radyoları transistorluya ve elektrikliye çevirmeye başladım. Bir süre sonra da transistorlu radyo imalatına başladım. Yıllardır vitrinlere baktığımda mesleğim ile ilgili elektronik malzemeleri gördüğümde içim yanıyor. Zira ben ve benim dönemimdeki meslektaşlarım hep yokluk içinde çalışmıştık. Hiçbir zaman bu kadar büyük bir bolluk yaşamamıştık. İşimiz için gerekli bir avometre bile bulamazken şimdi en ileri teknolojiye sahip dijital multımetreler var. Üstelik inanılmayacak kadar da ucuz. Torunuma getirdiği üstün başarı belgesi nedeniyle hem bir tarayıcılı ve renkli bir yazıcı, hem de ileride fen derslerinde kullanabileceği bir multimetre aldım. O tür cihazları kullanmaya şimdiden alışsın diye. Geçen gün telefon ile görüşürken dede, verdiğin multimetre ile hem pillerin voltajını, hem de oturduğum odanın sıcaklığını ölçtüm dedi. İyi bir başlangıç. Keşke bizim çocukluğumuzda da böyle olanaklar olmuş olsaydı.
Sayın Başbakan Demokrat Parti dönemini yere göğe sığdıramıyor. Eğer o dönemi bizim gibi yokluklar içinde yaşamış olsaydı. Bizim gibi oy fasulye yedi buçuk lira diye şarkılar söylemiş olsaydı o dönemi ağzına bile almazdı.
Özcan Nevres


1 Eylül 2010  15:38:57 - Okuma: (302)  Yazdır




İstatistik