Yazı

Dünkü Güneşle Bugün Ki Çamaşırlar Kurumaz...
Dünkü Güneşle Bugün Ki Çamaşırlar Kurumaz... 

Hüseyin Taşyakan

Türk siyasetinin duayenlerinden Süleyman DEMİREL,siyasetteki ustalığının yanısıra nüktedan ifadeleriyle de hafızalar kazınmıştır.

Yukarıdaki başlığımız da,gece gündüz darbe olacak sendromuyla yaşayan AKP yandaşı medyanında gazına gelerek;biz şapkayı alıp gitmeyiz diye açıklama yapma gereği duyan Recep Tayyip Erdoğan'a cevap maksadıyla DEMİREL'in son dönemde siyesi literatürümüze kazandırdığı bir deyimdir.
 
8 yıllık iktidarları boyunca bu ülkenin, yoksuluna, işçisine, memuruna, esnafına, emeklisine, kısacası, gerçek derdi geçinmek ve bunu başarabilirse ötesinde çoluk çocuğunun istikbalini sağlamak olan insanına dişe dokunur zerre kadar faydası olmayan AKP'nin bugüne dair söyleyebileceği bir kelam olmayınca, doğal olarak düne, dünkü siyasetçilere bulaşarak bugüne pay çıkarmaya çalışıyor. Eh, böyle bir durumda da DEMİREL' in, ''Dünkü güneşle, bugünki çamaşırları kurutmaya çalışıyorlar'' sözüde taşın gediğine oturması misali yerini buluyor.
 
         Son günlerde, özellikle referandumda evet oylarını toplamak uğruna iktidar partisinin yaptığı madur edebiyatını anlayan varsa beri gelsin..! Tarihte, sadece hocaları Erbakan' ın başbakanlığı sırasındaki 28 Şubat kararları dışında tek bir zarara uğramamış olan bir cenahın sulandırılmış göz yaşları içerisinde yaptığı propogandaların pekte inandırıcı olduğunu söyleyemeyiz. Zaten o kadar demokrasi aşığıysan, Yaşar Büyükanıt' a bakanlar kurulu kararıyla verdiğin üstün hizmet madalyasını sorarlar ve sen de hal vaziyetinde görüldüğü gibi cevap veremezsin.
 
         Öncelikle bu gün çok demokratik bir paket hazırladık deyip, kendi mahsulleri ve ayrıntılarını incelediğiniz de darbe anaysasının bile gaspetmediği hakları yok sayan bir Anayasayı vatandaşımıza dikte etmek isteyenlerin içindeki bir kaç ismin, ANAP hükümeti esnasında yapılan referandumda, siyasi yasakların kaldırılmaması için halktan oy istediklerini hatırlatmak, AKP hükümetinin demokrasi söylemlerinde ne kadar samimi olduklarını işaret etmek açısından önemlidir sanıyorum. Ziraa bu bir kaç isimden biri de bu günki hükümet sözcüsü Cemil Çiçek' tir. Dün siyasi yasakların kalkmaması için oy isteyenler bu gün demokratik anayasadan bahsediyor ve buna da inanmamızı bekliyorlar.
 
         Miting meydanlarında bugüne dair söz bulamayanların dünden medet ummaları bile, hazırladıkları pakedin demokrasi ile bağdaşmadığını göstermektedir. Mesela durup dururken Menderes ismine sarılan Başbakan gerçekten darbelerden madur olduğu için mi, yoksa Menderes' in o tarihte %51 oy oranıyla iktidar olduğu günlerin rehavetiyle vatandaşa ''Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz'' beyanından ötürümü sahip çıkıyor?
 
         Nedense düne ait ne varsa referandumdan evet çıkarma aşkıyla, enteresan bir şekilde sahipleniliyor AKP tarafından. Atatürk' ün önemli hususlarda kullanıp tarihin akışını belirlediği binlerce sözleri var ama nedense bunlara pek aşina olmak istemeyen AKP, bir bakıyorsunuz ki, (Sadece evet oylarını garantiye almak pahasına ve demokrasiden bahsedenlerin asla yapmayacağı şekilde iş dünyasını tehdit etmek maksadıyla) ''Bi taraf olanlar bertaraf olur'' sözünü kullanıyor. <<Atatürk bu ifadeyi, yaklaşmakta olan 2.Dünya savaşını sezinleyerek kurmaylarına ifade etmiştir>>
 
         Meydanlarda düne saldırma hususunda hızını alamayan AKP lideri muhalifi olanların soyuna sopuna söylenmeye, hatta bu günki siyasi varlığını borçlu olduğu Cumhuriyet rejimini kuranlardan İsmet İNÖNÜ' ye dahi saldıracak kadar çizgiyi aşabiliyor.
 
         Bu arada, darbe anayasasında ilk defa biz değişiklik yapıyoruz diyerekte; alışıla gelmiş AKP yalanlarına devam ettiklerini de görüyoruz. Ziraa, bu anayasanın 58 maddesi 7 ayrı zamanda AKP iktidara gelmeden, 2002' de iktidara gelmesinden sonra ise, ana muhalefet partisinin desteğiyle ve sorunsuzca 25 maddesi daha değiştirilmiştir.
 
         Bu gün halen,''Yandaş ve yanaşma medya senaryoları ile'' 2 yıldır tek bir tanesine bile suç isnat edilip hüküm verilmeyen insanların hapishanelerde tutulması devam ederken; Emniyetteki F tipi örgütlenmeyi deşifre etmesiyle tanınan eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan' ın bu günki ''Yandaş olmayan'' bir gazeteden öğrendiğimiz, 16 ay boş yere yatıp tahliye olması, Halen görevde olan bir emniyet müdürünün ''Cemaat devleti ele geçirdi'' iddiaları, Türk bayrağının yanına pkk paçavrasının asılmasının istenmesi, Ahmet Türk isimli bir aşiret ağasının '' Tek çözüm özerk kürdistan'' demesi ve her ne kadar AKP inkar ediyor olsa da, kandilden gelen çatlak sesin devam etmesi, bu hükümetin kaldırılamayacak gerçekleridir. Tüm bunların üzerine, ayrıntılarda gizlemeye çalıştıkları ANAYASA ve HSYK üyelerini kendilerinin belirleyip, yandaş medyadan sonra yandaş yargı oluşturma çabaları 12 Eylül' ü referandum olmaktan öteye, ülkenin istikbaliyle ilgili karar verme noktasına götürmüştür.
 
         Ya gerçekten demokratik bir Anayasanın yapılacağı en uygun meclis ortamını yaratmak adına bir adım, ya da birilerinin padişahlığını ilan edeceği günlere bir adım atılacaktır... 


24 Ağustos 2010  11:54:11 - Okuma: (505)  Yazdır




İstatistik