Yazı

40 Yıl Sonra Öğretmen - Öğrenci Buluşması
40 Yıl Sonra Öğretmen - Öğrenci Buluşması 

Etem Kutsigil

Geçen yazım, Hasan Âli Göksoy ile yedi yıllık olmasına rağmen, yetmiş yıla bedel dostluğumuzu ve onu sonsuzluğa uğurlamakla biten acısını konu ediyordu.

Üzerinden geçen zaman diliminde onunla konuşmak, olayları ve fikirlerimizi paylaşmak ihtiyacı eksilmediği gibi, daha da arttı.
Bu yazımı yazarken inanınız ki kendimi, geçen hafta yaşadığım mutluluğu ona anlatıyormuşum gibi hissediyorum.
40 YIL SONRA KAMAN
Kırşehir’in Kaman İlçesi benim 1966 yılında öğretmenliğe başladığım yerdir. O yıllarda yalnız birinci sınıfı olan Liseyle Ortaokul aynı binada “Kaman Lisesi” adı altında ders görürlerdi. 1969 yılından sonra Lise ve Ortaokul binaları ayrıldı.
Bu yıldan sonra olsa gerek, Ortaokul Müdürü Turhan Gültekin’in teşvikiyle her beş yılda bir 05 Ağustosta “Mezunlar Toplantısı” yapılmaya başlanmış. Bu toplantılara zaman zaman bu okulda çalışmış öğretmenler de katılıyorlarmış.
Ne yazık ki ben, sağlık nedenlerimden dolayı ancak geçen haftadaki toplantıya ilk defa katılabildim.
Bu yılki toplantının düzenlenmesini, ünlü konfeksiyon firması SEÇİL GİYİM’in sahibi, sevgili öğrencim Faik Güngör üstlenmişti.
Bu üstlenmenin bir özelliği de, Faik Güngör’ün çok eskiyen ilk Ortaokul binasını yıktırarak, yerine yepyeni bir bina yapmasının yarattığı sevinç ve gururdu. Kaldı ki bu okul, onun yaptırdığı ilkokul binası da değilmiş.
 
Eski Ortaokul Binası (1967 yılında kalorifer konurken)
 
 
Tamamlanmak üzere olan “KAMAN İLKÖĞRETİM OKULU”
 
Faik Güngör çok önceden okuduğu öğretmenleri -tüm masraflarını üstlenerek- toplantıya davet etti. Kuru bir davetle yetinmedi, bütün masraflarımızı da karşıladı.
Bu toplantı bana, 40 yıldan beri görmediğim bazı öğretmen ve öğrencileri görme şansı verdi.
Ben merdiven basamaklarının çokluğundan dolayı, okulun dışında beklerken, öğrencilerimden Mefa Beldan yanıma gelerek;
“Hocam bu sabah babamı kaybettik. Cenazesini camiye getirdik. Bu arada geldiğinizi haber aldım. Namaz zamanına kadar on dakikam vardı. Hemen yanınıza gelip ‘Hoşgeldiniz’ demek istedim.” dedi. Ne diyeceğimi şaşırmıştım. Böylesine bir vefa ve sevgiyi günümüzde bulmanın zorluğunu düşündüm.
*
Okuldan sonra Kaman Belediye toplantı salonuna gidildi. Öğrencilerimden olan Belediye Başkanı Erhan Talu bizi kapıda karşıladı. İçeriye girmeden önce, beni gören öğrencilerim yanıma gelerek önce adlarını söylüyor, sonra da kimisi elimi, kimisi yanaklarımı katıksız bir sevgiyle öpüyordu.
Toplantı salonunda yaşıma hürmeten ilk konuşma hakkını bana verdiler. Hazırlıksızdım bu yüzden içimden geldiği gibi konuştum onlarla. Önce öğretmenlikte acemilik yıllarıma denk geldiği için hatalar yaptığımı itiraf ederek, onlardan özür diledim. Kimisi oturduğu yerden;
“Hocam çoğu zaman kulaklarımızı çekerdiniz. Canımız yanardı. Fakat zamanla anladık ki, siz zorlamasaydınız biz bu yerlere gelemezdik. Elleriniz dert görmesin.” sözleriyle beni teselli ettiler.
Bir öğrenci beraber çektirdiğimiz bir resmi, başka bir hanım kızım Hatıra Defterine yazdığım yazıyı gösterdi. Başka bir hanım kızım da;
“Hocam ben ne yazık ki okulu bitiremedim. Babam beni evlendirecekti. Tasdiknamemi almak için yanınıza geldiğinde ‘Sende hiç vicdan yok mu be adam! İnsanın böyle çalışkan, zeki kızı olur da, evlendirmek için okuldan alır mı? Alma! Okusun, meslek sahibi olsun sonra evlendir.’ demişsiniz. Babam eve gelince onu azarladığınız için, size çok kızmıştı. Ne yazık ki babam fikrinden caymadı, beni evlendirdi. Fakat beni koruduğunuz için size teşekkür etmeğe geldim.” dedi. İçim yandı…   
Benim konuşmamı, okulda öğretmen ve idareci olarak nice yıllarını okula bağışlayan ve pek çok değerli öğrenciler yetiştiren Türkçe öğretmeni Turhan Gültekin, Tarih öğretmeni Doğan Yeniçerioğlu, Türkçe öğretmeni Hamit Tos ve Fransızca öğretmeni Serpil Tangüner’in duygusal konuşmaları izledi. Son olarak öğrencilerden bir hanım, öğrencilik yıllarını ve öğrenci gözüyle öğretmenlerini konu alarak yazdığı güzel bir şiir okudu.
 
Bu resim yanımda oturan öğrencim Faik Güngör ile, okulda pek çok yeniliğe imza atmış öğretmenleri görüyorsunuz.
Ayaktakiler sağdan sola: Turhan Gültekin, Doğan Yeniçerioğlu, Hasan F. Eker, Nurettin Özgönül, Ertuğrul Seyfi, Hamit Tos ve Metin Altun.
Bu kadro, hafta arası son dersten birkaç saat sonra öğrencileri okulda toplar ve gece saat 21.00’e kadar ertesi günün derslerine hiçbir ücret almadan çalıştırırdı.
Bu kadro Lise ve Ortaokuldaki öğrencilere İngilizce derslerini başlattı.
Bu kadro o zamana kadar Lise ve ortaokulda zorunlu olan saçların iki numarayla tıraş edilmesi uygulamasına son verdi.
Bu kadro okulda kasket zorunluluğunu kaldırdı.
Bu kadro Hamit Tos’un önderliğinde KAMAN LİSESİ RADYOSU’nu kurdu. Öğrencilerden spiker, öğretmenlerden de eğitim ve kültür ağırlıklı konuşmalar yapan kişiler yetiştirdi. O gün okula gelmeyen öğrencileri ailelerine duyurarak, devamsızlık sorununu yok etti.
Ve bu kadro 40 yıl sonra da, yetiştirdiği öğrencileriyle her zaman gurur duydu. Onlar da öğretmenleriyle…
Toplantının bence en duygusal olayı gözlerimiz yaşararak katıldığımız Fransızca öğretmeni Serpil Tangüner’in okuduğu “DOSTLUK” isimli şarkıydı.
 
Dostluğun biz sevgisiyle
Toplandık şu an burada
Bu sevgi bağı kopmaz hiç,
Dağılsak bir gün Yurda
 
***
 
Bu güzel günü andıkça
Çarpacak kalbim benim.
Bu sevgiyle ebediyen
Uzanır size elim.
 
İnanınız ki bu şarkı, hepimizin ortak duygularını yansıtıyordu.
 
 
Toplantıdan sonra beraberce KAMAN ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ’nde Faik Beyin öğle yemeğine davet edildik. Yemekten sonra da bir anı fotoğrafı çektirdik. Tesadüfe bakın ki, bu okulun Müdürü de öğrencimizdi. Okulda yurdun çeşitli yerlerinden gelmiş öğrenciler varmış. İnşallah Selçuk’tan da kazanan olur da, bu güzel okulda okur.
 
Kaman’da dikkatimi çeken en önemli şeylerden birisi de, Yüksek dereceli ve Orta Öğretim düzeyinde meslek Liselerinin çeşitliliğiydi. Selçuklu yerel idarecilerin Kaman’a kadar gidip bu konuda bilgi almalarını salık veriyorum.
Akşamüstü Hirfanlı Barajının öte tarafına geçerek, Kızılırmak kıyısındaki Faik Bey’in çiftliğine gittik. Irmağın kıyısından 200 metreden sonra koskoca Orta Anadolu Bozkırında, bir tek ağaç görmeğe hasret kalmıştık. Çiftliğe gelince kendimizi Cennet’ten bir köşede zannettik.
Toplantıdan sonra dışarılardan gelenler, 100 kişi kadardık ve akşamki mangal partisinin hazırlıkları başlamıştı…
 
1968 Yılında düzenlediği BURSA GEZİSİ’nin bu fotoğrafını 42 yıl sonra bana gösteren öğrencim Osman Korkmaz yukarıdaki resimde mavi gömlekli, aşağıdaki resimdeyse en soldaki öğrencidir.
 
Yemekten sonra bilgisayara yüklediğim 1966 / 1969 yıllarında çekilmiş fotoğrafları göstermeye başladım. Her fotoğraf tazelenen bir anıydı.
 
Akşam yatmak için Kaman’a döndük ve Kaman için hayal edemeyeceğim güzellikte yüzme havuzlu, turistik bir otele geldik. Epey yorulmuş olduğumuzdan kısa bir sohbetten sonra odalarımıza çekildik.
 
 
İlk Çağ Tarihinin birçok olaylarına şahitlik eden KALEHÖYÜK’ün ve müzenin girişi.
Öğrendiğimize göre, 1993’ün Prensi, Bugünkü Japon İmparatoru Mikasanomia 13. Eylül 1993 tarihinde burasının açılışını yapmıştır.
 
Kahvaltıdan sonra gidilecek en önemli yerlerden birisi olan Kaman KALEHÖYÜK ARKEOLOJİ MÜZESİ’ne ve aynı yerdeki JAPON BAHÇESİ’ne gittik. Burası Hititler’den kalma Kalehöyük’ten çıkan eşyaların sergilendiği yerdi. Müze kısmından başka bir yapay şelale ve güzel bir çam ormanı burasını daha da güzelleştiriyordu.
 
Eşim ve hayat arkadaşım Gülseren Hanım Japon Bahçesindeki “yapay şelalede”
 
Japon Bahçesindeki ağaçlar ve Bahçenin tadını çıkaran çocuklar.
 
Bundan sonra katılanlar, sonraki toplantıda buluşmak üzere, yavaş yavaş vedalaşmaya başladılar.
Öğretmenlerle öğrencilerin bir kısmı yine çiftliğe gittik ve öğleden sonra bu unutulmaz toplantıyı düzenleyen Faik Güngör’e ifadede zorlandığımız yüzlerce teşekkürümüzü bir defa daha belirterek vedalaştık ve dönüş yoluna yöneldik.
Bu yazıyı yazmamın en önemli hedefi önce genç öğretmenlerime örnek teşkil etmesi içindi. İkinci hedefiyse, öğrencilerdir. Öğretmenlerinize sevgi ve bağlılıklarınızı ifade etmekten çekinmeyin. Zira onlar sizden hiçbir menfaat ummadan, yaşamlarının önemli yıllarını sizlerin yetişmesi için harcadılar, harcıyorlar. Onların sizden bekledikleri içten bir selâm ve bir teşekkürdür.
Sevgilerimle sevgili öğretmen arkadaşlar ve sevgili öğrencilerim.


13 Ağustos 2010  00:58:35 - Okuma: (1646)  Yazdır




İstatistik