Yazı

Rahmetlik Referandum...
Rahmetlik Referandum... 

Hüseyin Taşyakan

Başlık olarak kullandığımız bu ifade bu günkü iktidarın akıl hocalığını yapan ve gerekli gereksiz zamanlarda taa Amerika'lardan Türkiye' ye vaazlar gönderen Fethullah GÜLEN' in bize kazandırdığı bir ifadedir.

    AKP'nin hazırladığı Anayasa paketi için yapılacak referandumda ölülerin bile mezardan kalkıp evet oyu vermesini isteyen Gülen' de durumu anlamış olacak ki; Bu ülkenin dirisi bu kadar tecrübeden sonra AKP'nin oyununa gelmeyecek, çareyi mezarlarında yatan meftaaları kaldırmakta görüyor. Diyanet işleri başkanlığının dahi ancak 3.sınıf vaiz sıfatı verdiği Fethullah Gülen' in Allah katında etkisi nedir, bu çağrısı gerçekleşip çağırdığı meftaalar kalkıp oy kullanır mı bilemeyiz ancak, mademki Gülen ölülerden kelam edip bize onları hatırlatmıştır biz de kendisine o meftaaların içinde olanları biraz hatırlatalım.
 
    Öncelikle o meftaaların içinde en yoğun yer alan şehitler var. Yok, öyle yıllar öncesindekilerden değil, AKP'nin demokratik açılım dediği günden bu yana verdiğimiz şehitlerden bahsediyorum. Demokrasi kisvesi altında şımartılan hainler artık dağda bayırda değil, şehir ortasında akıllarına gelen her kamu kuruluşuna askere, polise vatandaşa saldırıyor. Gülen'in kalk dediği ölülerin içinde  bu saldırılarda hayatını kaybedenler de var. Yıllarca terörle mücadele ederken, yanaşma ve yandaş medyanın iftira dolu senaryoları ile hedef haline getirilip onurlarıyla oynanan, bu durumu kaldıramayıp şakağına silahı dayayarak intihar edenler de Gülen'in çağırdığı ölülerin içinde. Bununla da bitmiyor, AKP iktidara geldikten sonra işinden, aşından hatta eşinden ve evinden barkından olup; daha fazla dayanamayıp intihar eden vatandaşlarımız da yine o meftaaların içinde. Bu genellemenin yanında iki bireyi de özellikle hatırlatmanın tam sırası diye düşünüyorum. AKP’nin tavizkar tutumuyla azdırdığı teröristlerin İstanbul' da bir belediye otobüsüne yaptığı molotof kokteyl saldırısında yanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki gencecik bir kızımız ve annesi dershane parasını ödeyemediği için tutuklanıp hapse atılan ve bu olanlardan kendini sorumlu tutarak intihar eden yine 17 yaşında bir gencimiz de, kalkıp evet oyu kullanmalı denilen meftaaların arasında. 
 
     Başta da söylediğim gibi, o meftaalar için Gülen' in sözü ne kadar muteberdir bilemeyiz ancak, ülke yönetmeyi beceremeyenlerin yarattığı ortamdan ötürü hayatını kaybeden bu insanlar, eminiz ki mahşerde iki elleriyle birilerinin yakasına yapışacaktır. 
     
     12 Eylül'de demokrasi görevimizi yerine getirmek için sandık başında olacağız. Hiç kimsenin bu görevden kaçmak gibi lüksü de yoktur hakkı da. Ancak oyumuzu kullanırken hafızalarımızı biraz zorlayıp AKP iktidarının başladığı günden bu yana olanları hatırlamakta vicdani görevimiz olmalıdır. Sürekli Cumhuriyet rejimiyle kavgalı duruşunu bozmayan, kendileriyle kurumlar ve kurumların da kendi aralarında kavgalı olmasına yol açan bir iktidarın ne kadar demokrat olabileceğini de kafamızda sorgulamalıyız. Bu paket bizim darbecilerle hesaplaşmamızdır deyip, yakın geçmişte bir gece vakti e-muhtıra verenlere üstün hizmet madalyası verenlerin vatandaşa karşı ne kadar dürüst  olduklarını sorgulamak ta görevimizdir. Kendi ağzıyla söz verip, 8 yıldır dokunulmazlığın esamesini okumayanların, çok sıkışınca benim Yüce divandan korkum yok kefenimizi giyip yola çıktık cinsinden madur edebiyatı yaparak duygu sömürüsüne yeltenenlerin ancak bu arada yine de o dokunulmazlık zırhının arkasında duranların sözlerine ne kadar güvenmemiz gerektiğini de sandık başında sorgulamamız gerekmektedir. Anayasa paketinde olduğu gibi, emrivaki ortaya attıkları Demokratik açılımlarıyla da, Kandil' den havlayanları Diyarbakır' da hırlayanları bu Cumhuriyete kafa tutar konuma getirmişler, kendi Bakanlarının ifade etmek isteyip açıkça söyleyemediği gibi ''Hacet ettiği yerden konuşur'' konuma sokmuşlar ve tüm bu kepazelikler karşısında da sessiz duruşlarını korumuşlardır. İşte bu sessizliklerinin de asıl nedenini sandık başında sorgulamak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının vazifesi olmalıdır.
 
     Yukarıdaki paragraflarda hatırlattıklarımızdan sonra, Fethullah GÜLEN' e hak vermemek mümkün değil. Bunca olan bitenden ve 8 yıllık AKP iktidarının bir yığın tezatından sonra bu ülkenin aklıselim dirisinden bu pakete iktidarın istediği oy çıkmaz. Çare ölüleri çağırmak...


6 Ağustos 2010  14:37:44 - Okuma: (496)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik