Yazı

Yazmaktan Vazgeçmiş Bir Yazar: Selçuk Baran*
Yazmaktan Vazgeçmiş Bir Yazar: Selçuk Baran* 

Ahmet Mocan

Yazmaktan Vazgeçmiş Bir Yazar: Selçuk Baran

        
         Türk edebiyatında fark edilmemiş, isteyerek ya da istemeyerek kenarda köşede kalmış bazı yazarlar vardır. Bu yazıda bahsetmeye çalıştığım Selçuk Baran da bu yazarlardan biridir. Selçuk Baran’la, onunla ilgili yaptığım bir, daha doğrusu iki çalışma aracılığıyla tanıştım. Bu vesileyle, Selçuk Baran’la tanışmamı sağlayan hocam Yrd. Doç. Dr. Hatice Fırat’a teşekkür etmek isterim.
         Selçuk Baran (Veziroğlu), 7 Mart 1933’te Ziraat Mücadele Müdürü Talat Bey ile Halide Hanım’ın kızı olarak Ankara’da doğmuştur. Okumayı dört yaşında kendi kendine öğrenen Selçuk Baran, ilkokulun ilk üç sınıfını İsmet Paşa İlkokulu’nda, dördüncü ve beşinci sınıfı Atatürk İlkokulu’nda okumuştur.    
         İlkokulu bitiremeyen annesinin okuması için verdiği kitaplar (Reşat Nuri, Halide Edip vb.), okuma/yazma sevdasının ilk kıvılcımlarının başlamasını sağlamıştır. İlkokulda yazdığı kompozisyonların büyük bölümü ödüllendirilmiş ve okulun anı defterine, özel günlerde (29 Ekim, 19 Mayıs vb.) hep onun yazıları geçirilmiştir.  
         Babasının, toz almasını beğenmediği için söylediği sözlere alınan ve zaten içine kapalı bir çocuk olan Selçuk Baran, on yaşında düğme yutarak intihara kalkışacak denli gururlu; Mehmet Akif Ersoy’un ölümünden sonra, evlerinde, şairin yerini kimin dolduracağı hakkında konuşulurken, “ben dolduracağım” diyebilecek kadar cesur ve ideal sahibi bir çocuktur.
         Ortaokulda Batı müziğine merak sarmıştır. İdil Biret’i, Suna Kan’ı dinleyip Mozart’ın, Chopin’in hayatını anlatan filmler seyretmiş ve babasından bir piyano istemiş; ancak ekonomik durumları yeterli olmadığı için piyano alamamışlardır. Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi’nde tamamlamıştır.
         Selçuk Baran, yükseköğrenim için Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girmiş, fakülteyi, sınıf üçüncüsü olarak bitirmiştir. Fakülteden tanıdığı Alman bir hocasının burs teklifini kabul ederek İtalya üzerinden Almanya’ya gitmiş ve bir yıl orada kalmıştır.
         Almanya’dan dönüşünde, yine İtalya üzerinden Türkiye’ye gelirken, vapurda, kulak misafiri olduğu bir edebiyat tartışmasına katılmıştır. Tartışmada, edebiyatla ilgili fikirlerine katılmadığı, ileride eşi olacak, opera ve şan sanatçısı Ayhan Baran’la tanışmıştır.
         Ayhan Baran, tanıştıklarında evlidir; ancak Selçuk Baran bunu öğrendiğinde çoktan âşık olmuştur bile. 1956 yılında Ayhan Baran karısından boşanmış, Selçuk Baran’a evlenme teklif etmiş ve kısa bir süre sonra da evlenmişlerdir.
         Selçuk Baran, Almanya’dan dönünce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü’nde çalışmaya başlamıştır. Evliliklerinin birinci yılında ilk kızları Ayda dünyaya gelmiş; ikinci yılında ise Ayhan Baran’a kanser teşhisi konmuştur. Selçuk ve Ayhan Baran, kanser tedavisi için Almanya’ya gitmişler, hastalığın önüne geçilmiştir. Bir yıl sonra da ikinci kızları Işıl doğmuştur.
         Evliliklerinin üçüncü yılında, Ayhan Baran’ın hayatına başka bir kadın girmiş, bunu diğerleri takip etmiştir. Ayhan Baran’ın hayatına giren kadınlar, babalarına karşı yumuşak olmakla suçlayan kızları, Selçuk Baran’ı yalnızlığa, acılara, içine kapanmaya ve içkiye itmiştir. Selçuk Baran, her ne kadar tedavi görse de alkolden vazgeçememiştir.     
         Gelgitli bir evlilik yaşayan Selçuk Baran’la Ayhan Baran’ın otuz yıl süren birlikteliklerinin son on yılı, sadece kâğıt üzerindeki bir anlaşma olarak kalmıştır. Selçuk ve Ayhan Baran, 1986 yılında, tekrar bir birliktelik denemek isteseler de daha üçüncü ayda Ayhan Baran’ın hayatına bir başkası girmiş ve Selçuk Baran’dan ayrılmıştır.
         On beş yaşından beri günlük tutan Selçuk Baran’ın içinde her zaman yazma isteği vardır. Yazma eylemine başladığı ilk yıllarda evde yazması (çocuklar, ev işleri vb.) zor olduğu için -cumartesi günleri de giderek- işyerinde yazmayı tercih etmiştir. Yazmak için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu ve bunun kendisine iyi geleceğini düşünmüştür. Ayhan Baran, Selçuk Baran’ın yazdıklarını okumasa da onu desteklemiş ve yazabilmesi için zaman zaman bulaşıkları yıkamıştır.       
         Yazmak, bir zaman sonra Selçuk Baran için önüne geçilemez bir tutku, duygu hâline gelmiştir. Sıkıntılardan kurtulmak, rahatlamak için yazması gerektiğini düşünen Selçuk Baran için yazmak hem var olmanın hem de yok olmanın yerine geçen bir eylem olmuştur. Çünkü “Yazamadığım zaman yaşadığımı pek fark edemiyorum.” cümlesi de  “Yazmak bir Ersatz (yerine koyma, karşılık) oluyor benim için. Yaşamanın değil, ölümün yerine geçen bir Ersatz.” cümlesi de yazara aittir.   
Selçuk Baran’ın ilk öyküsü, 1968 yılında Yeditepe dergisinde “Çocuğun Biri” adıyla yayımlanmıştır. Öyküleri Türk Dili, Oluşum, Argos gibi dergilerde yer almıştır. İlk kitabı, yirmi bir öyküden oluşan Haziran, 1972’de yayımlanmış ve eser, 1973 yılında Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü kazanmıştır.
         Selçuk Baran’ın ilk romanı, ikinci kitabı Bir Solgun Adam Milliyet Yayınları 1974 Roman Yarışması’nda beşincilik ödülü almış ve 1975’te basılmıştır.
         Baran’ın ikinci öykü kitabı, dokuz öyküden oluşan Anaların Hakkı 1977’de yayımlanmış; yazar, bu kitapla 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı Adnan Özyalçıner ile paylaşmıştır. Dönemin eleştirmenleri ve edebiyatçıları tarafından beğenilen Anaların Hakkı yazarın, üzerinde en çok durulan yapıtlarındandır.
         Selçuk Baran’ın ikinci romanı Bozkır Çiçekleri, Milliyet Yayınları 1979 Roman Yarışması’nda mansiyon alır. Kitap, ancak 1987 yılında basılabilir. Aynı yarışmada birinciliği Mehmet Eroğlu ve Orhan Pamuk paylaşır.
         1984’te, Selçuk Baran’ın bir başka öykü kitabı Kış Yolculuğu yayımlanmıştır. Kış Yolculuğu’nu, aynı yıl yayımlanan ve bir kısa roman sayılabilecek olan Tortu takip etmiştir. 1989’da Yelkovan Yokuşu adlı öykü kitabı okuyucuyla buluşurken, son öykü kitabı Arjantin Tangoları 1992’de yayımlanmıştır.
         Selçuk Baran, sadece öykü ve romanla sınırlı kalmamıştır. Galli yazar Roald Dahl’dan çevirdiği çocuk romanı Çarli’nin Büyük Cam Asansörü 1991’de yayımlanmıştır. Bunun yanında, kendisi de Porselen Bebek (1996) adında bir çocuk kitabı yazmıştır.
         1980’lerde Ankara’dan İstanbul’a taşınan yazar, 1990’lı yıllarda “Miras, Boşa Gitmeyen, Boş Zaman” gibi radyo oyunları yazmış ve bu oyunlar TRT İstanbul Radyosu’nda oynanmıştır. Bunların dışlında, yazarın, Kış Yolculuğu kitabının ilk öyküsü olan “Türkân Hanım’ın Ölümü”nden uyarladığı tiyatro oyunu “Türkân Hanım”, Ankara Devlet Tiyatrosu Şinasi Sahnesi’nde sahnelenmiştir.
         Yazar, 1993’te Ankara’ya dönmüş ve vefatına kadar -yıllar önce çalıştığı- Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü’nde yayın müdürü olarak görev yapmıştır.
         Selçuk Baran, Berat Günçıkan’a gönderdiği mektupta, Türk okuyucusuna bir türlü ulaşamadığını, okuruna yakın olmayı beceremediğini, bu yüzden de okunamadığını ve yazı yazmayı bıraktığını söylemiştir. Ayrıca Tanzimat’tan Günümüze Yazarlar Ansiklopedisi ekibinin kendisine gönderdiği bilgi formundaki “eklemek istediğiniz başka bilgiler” bölümüne “Başarısız bir yazar olduğu kabullendiğimden, 1994’te yazmamaya karar verdim.” diye yazmış ve edebiyat alanında bir daha eser vermemiştir.   
         Yazar, 4 Kasım 1999’da Ankara’da vefat etmiştir.
         Selçuk Baran’ın yıllar önce yazdığı Güz Gelmeden adlı romanı, ölümünden sonra, 2000 yılında yayımlanmıştır.
ESERLERİ
Öykü: Haziran (1972), Anaların Hakkı (1977), Kış Yolculuğu (1984), Tortu (1984), Yelkovan Yokuşu (1989), Arjantin Tangoları (1992)
Roman: Bir Solgun Adam (1975), Bozkır Çiçekleri (1987), Güz Gelmeden (2000)
Çocuk Kitabı: Porselen Bebek (1996)
Çeviri: Çarli’nin Büyük Cam Asansörü (Roald Dahl-1991)
 
*Bu yazı, Muğla Üniversitesi Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı’nda Çağdaş Türk Nesri dersi için hazırlanmış çalışmadan alınmıştır.
  
Kullanılan Kayaklar
Selçuk Baran, Haziran, 2005, Dünya Kitapları.
Berat Günçıkan, Gölgenin Kadınları, 2008, Agora Kitaplığı.
Sennur Sezer, “Arka Odalarda Yaşayanların Öyküleri”, Hürriyet Gösteri,2005,S. 273, s. 16-18.
Necip Tosun, “Aslolan Aşktır: Selçuk Baran Öykücülüğü”, Eşik Cini,2007,S. 10, s. 9-12.
Ülkü Uluırmak, Haziran’dan Kasım’a, 2007, EOS Yayınevi.
Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, 2003, Yapı Kredi Yayınları.


30 Temmuz 2010  00:27:56 - Okuma: (6591)  Yazdır




İstatistik