Yazı

Türkiye nereye götürülüyor?
Türkiye nereye götürülüyor? 

Yaşar Varış

Geçen hafta bu köşemdeki “ceza yargılamasında tutuklamanın bir önlem olduğunu, bunun infaza dönüştürülmemesi” gerektiğini yazmıştım.

Kısa bir süre sonra İstanbul özel yetkili 10. ağır ceza mahkemesi kamuoyunda Balyoz davası olarak anılan davanın tensip kararını verilirken 102 şüpheli hakkında yakalama ve tutuklama kararı vermesi ülkede bomba etkisi yarattı.
Üstelik tutuklama kararı verilen şüpheli askerlerin çoğu muvazzaf asker ve general. Çoğu ordu komutanı düzeyinde.
Bu kişilerin hepsi görevleri başında.
Yani kaçma tehlikeleri yok.
Deliller dosyalarda toplanmış, delilleri karartma tehlikesi yok.
Bu adamların daha önce ifadeleri alınmış, serbest bırakılmışlar.
 Dosyada yeni bir delil yok.
Bu kişiler hakkında tutuklama kararı veriliyor.
Üstelik ilk duruşma günü de aralık ayında. Yani beş ay sonra.
Bu insanlar ilk duruşma gününe kadar hapis yatacaklar.
Başka bir anlatımla beş aylık ceza infaz edilmiş olacak.
Ayrıca 1 ağustos günü de Yüksek Askeri Şura toplanacak.
Bu kişilerin birçoğu terfi edecekler.
Bazıları ordu komutanı olacak.
Tutuklu oldukları için şurada durumları görüşülmeyecek ve terfi edemeyecekler.
Çifte ceza ile cezalandırılacaklar başka bir anlatımla.
Pekiyi. Bu durum normal mi?
Avrupa demokrasilerindeki standartlara Uyuyor mu?
Uymadığı açık.
Üstüne üstlük dosyada yeni bir delil yok
Hukukçular, Barolar Birliği buna karşı çıkıyorlar.
Bu uygulamaların İnsan haklarına aykırı olduğunu söylüyorlar.
Bize göre de öyle.
Yapılanlar, ceza yargılamasına, kanunlara ve bu güne kadar gelen teamüllere uymuyor.
Sanki gizli bir el, gizli düşman bir kuvvet ülkemizi birbirine düşürmek için uğraşıyor.
Bir siyasi iktidarın, kendi ordusunu böyle perişan etmek için uğraştığı nerede görülmüş?
Şöyle düşünüyorum da son birkaç yıldır tutuklanan, ceza evlerine konan insanların kimliklerine bakıyorum. Şaşıyorum.
Ülkenin en önde gelen ve vatansever kişiliği ile tanınan gazetecileri içerde.
Ülkenin en başarılı üniversite hocaları, bilim adamları içerde.
Ordunun en cesur, deneyimli generalleri, askerleri içerde.
Ülke kendi topuğuna kurşun mu sıkıyor.
Neler oluyor.
Ülkede ayrılıkçı tohumlar yeşermeye başlamış.
Her gün bir yerde olaylar baş veriyor.
Etnik kimlik kavgasına dönüşüveriyor.
Tam düşmanların istediği bir ortam.
Ülke nereye götürülmek isteniyor?
Çok dikkatli olmamız gereken günler yaşıyoruz.
Bu ülkeyi atalarımız bize dil, din, etnik köken farkı gözetmeden hep birlikte teslim ettiler.
Hep birlikte barış içinde, demokrasi içinde yaşamayı sürdürmeliyiz.
Bunun dışındaki her davranış, emperyalist ülkelerin
Ekmeğime yağ sürer. Bize zarar verir.Aman dikkat.
28.07.2010


28 Temmuz 2010  15:29:53 - Okuma: (322)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik