Yazı

Sığma –II-
Sığma –II- 

Asil S. Tunçer

Birkaç Şişeden Çok Daha Fazlası...

Ben hatırlıyorum; daha 90lı yıllarda Sığma’nın arazisinden gelip geçerken civar köylerden bölgeye gelen işçilerin tarla ve yol kenarlarına kurdukları geçici çadırları görürdük. Pamukkale’ye gelen ve giden araçlarda seyahat eden gruplara, ovanın pamuk zenginliği ve çok yüksek tarımsal faaliyetleri sebebiyle oluşan istihdam ve buna bağlı bölgedeki sezonluk işçi hareketlerine bağlı ekonomik canlılığı anlatırdık.
 
O dönemlerde kasabaya sık uğrayanlar, her yıl daha çok ekim alanı, yenilenen traktör ve römorklar yani yeni yapılmış bir ev ile tarla kenarlarına çekilmiş beton direk ve tel gibi gelire bağlı gider göstergelerine şahit olurdu. Şimdilerde ise bırakın bunları ürettiği pamuğunu maliyetlerinin altında satmak ya da hiç satamadığı için tamamen borçlanıp elindeki traktörünü veya tarlasını satılığa çıkmak zorunda kalan köylüleri görmek olası.
 
Gelir düzeyi diğer arazisiz çiftçilere nazaran daha iyi olan çiftçiler bile maliyetlerin çok yüksek olmasından ve sattıklarının aldıklarını karşılamamasından şikâyetçiler. Bu yüzden de eskisi gibi pamuk ekimi yapılamamakta veya arazisini boş tutmaktalar. Geçtiğimiz senelerde pamuğa alternatif olarak buğdayı seçen kasabalı buğday fiyatlarındaki beklenmedik düşüşten zarar ettiklerinden bu ekimden de vazgeçmek üzereler. Bunun için bazı çiftçiler hayvancılığa ve meyve yetiştiriciliğine yönelmişler; bazıları da sebze ve seracılık işi yapmaktalar. Seralar alçak olarak kurulan ve genelde örtü şeklinde tasarlanan seralar olup modern anlamdaki seracılıktan oldukça uzak. Zira sera yapmak için de ayrı bir yatırım gerekmekte, elinde sermayesi olmayan müstahsilin dolayısıyla bu alana yönelebilmesi de oldukça güçleşmekte.
 
Sığmalı, son zamanlarda çevresindeki jeotermal enerjiden yararlanmayı düşünmekte ve bunu başardıklarında burasının bir sera cennetine dönüşeceğine inanmakta. Kasaba konum itibariyle büyük jeotermal rezervi Karataş’a sadece 15 km, diğer kaynak olan Gölemezli’ye ise 13 km mesafede. Ayrıca Pamukkale’de eskisi gibi yeterli alan bulamayan karavan ve kampçılar için çok uygun bir arazisi var. Ağaçlık ve suyu mevcut, Pamukkale’yi karşıdan gören bir yer. Değerlendirilmeyi bekliyor.
 
Tarımsal üretimin azalmasında alımların zamanında yapılmaması, ürünün çiftçinin elinde kalması ve stoklama sorunu veya telef olması ya da kalitesinin zaman içinde düşmesi gibi etkenler söz konusu. Ayrıca teşvik kredilerinin yetersiz, faizlerinin yüksek tohum, gübre ve sulama maliyetlerinin çok olması da bunda rol oynamakta.
 
Seracılığını ilerletmek isteyen kasabalı, hayvancılıkta da bir yere gelmeye ve gelirini arttırmaya çalışmakta. Bunun için kooperatifçiliğe soyunan Sığmalılar, bireysel olarak hayvan yetiştiriciliğine yönelmişler. İlk iş olarak önceleri Sarayköy’e ait olan kalkınma kooperatifini devralarak 3 tonluk bir süt toplama tankına sahip olmuşlar. Kooperatif bünyesinde 30 üye faal olarak süt üretimine başlamış, bu sayı bugün arttırılmaya çalışılmakta. Şuan kasaba sınırlarında dört adet besihane mevcut. Buradaki sorun kredi talebiyle Ziraat Bankası’na başvuran üreticiye ekstradan ipotek ve kefil sorulması, aksine arazilerine, tesise ve hayvanlarına konulan ipoteğin yeterli görülmemesi. Bu da, “zaten bunu yapabilecek donamım ve paraya sahip olan adamın besicilikte ne işi var?” sorusunu akla getirmekte.
 
Süt üreticisinin ilk sorunu süt yemlerinin pahalı olması ama buna karşın süt alım fiyatlarının düşük olması. Kasabanın şansı verimli ve sulak araziye sahip olması ve maliyeti düşürmek için kasabadaki hayvan besicileri arazilerine arpa, buğday, mısır (slaj) ve yonca ekimi yapmakta, ürettiklerini fabrikasyon yem ile karıştırarak hayvanlarına yedirmekte.
 
Kasabada tarımsal alternatif ürün olarak meyvecilik destek beklemekte. Çünkü Sığma arazisinde erik ve şeftali yetiştiriciliği verim getirecek. Hatta çok nadir topraklarda ve iklimde yetişen hicaz narı için Sığma toprağı, havası çok uygun. Buna keza Japon Eriği (Anceleno) üretimi de pamuk ve diğer mahsule nazaran birim başına iyi gelir getirmekte. Meyve ağaçlarıyla ilgili tek sorunun havaların soğuk gitmesi durumunda üretimin ve dolayısıyla gelirin azalması. Buna da yapacak pek bir şey yok zaten. 
 
Kasabanın endüstriyel tek varlığı Pamukkale çıkışındaki Erhan, Mahmut ve Remzi Kılınç kardeşlerin işlettikleri küçük tekstil fabrikasıdır. Kendilerine ait çiftçiliğin yanında yer alan tesiste halen Amerikan bezi üretilmektedir.
 
Tohum yönüyle Sığmalıların en önde gelen sorunu ülkedeki diğer ziraatçılarla aynı olup bir kereye mahsus ekimi söz konusu olan, genleriyle oynanmış tohumların ziraatçıya satılması, kendi tohumunu elde etmesinin engellenmesi. Dededen kalma eski sistem domates, biber ve patlıcan ekimi ve üretiminin bugünkünden çok daha iyi olduğunu, hükümetin ısrar ettiği bu sistemin ülke tarımını yok edip, İsrail gibi ülkeleri zengin etmekten öte gitmediğini beyan eden Sığmalı tarımcılar, yetkililerden yardım ve çözüm talep etmekte. Ziyaret edip konuştuğumuz Sığmalılar ve Belediye Başkanı Sayın Mestan Özkan, bize Mustafa Kemal Atatürk’ün “köylü milletin efendisidir” meşhur sözünü hatırlatarak, yetkililere önemli mesajlar verdiler. Biz de “elçiye zeval olmaz” diyerek söz konusu dilek ve görüşleri sizlere aktarıyoruz.
 
Sığma, “şişeli köy” değil. Aksine bir şişeye sığmayacak kadar tarihi zengin, kültürü geniş bir köy. İnsanları çok misafirperver ve çalışkan. Yoldan geçerken kahvede oturan erkeklere bakıp “adamlar bütün gün oturuyor” hissine kapılmayın. Ülkemizin kronik sorunlarından biri olan işsizlik sorununu şüphesiz Sığmalılar da yaşıyor ama bu tüm kasabalı erkeklerin çok tembel oldukları anlamına gelmiyor.
 
Her neyse, sözü daha fazla uzatmadan buradan herkese sesleniyorum: “Sığma, bizlerden ‘şişe geyiği’ yerine ‘gerçek tanıtım’  ve uzanacak bir yardım eli bekliyor”.

9 Temmuz 2010  13:33:05 - Okuma: (549)  Yazdır




İstatistik