Yazı

Hayat, küçük şeylerde gizli..
Hayat, küçük şeylerde gizli.. 

Pınar Kandemir

Çocuklar doğduğunda bakımlarını sağlayacak kişilere ihtiyaçları çok fazladır.

Ancak ilerleyen dönemlerde birey olma süreci başlar ve çocuk giderek kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye gelir. büyümek ister büyüdüğünü göstermek için size elinden geleni yapar. kovayı taşıyacak kadar güçlü(büyük) olduğunu iddia eder, ayakkabılarınızı inatla giymek ister, saçlarını sizin gibi tarar. bulaşık yıkayacak kadar yeterli olduğunu düşünür ve bu işe girişir. babası gibi traş olmayı dener. örnekler uzar gider. bu davranışlarda temel amaç çocuğun 'ben' olduğunu göstermesidir. ben oldum ben büyüyorum ben başarabilirim. düşünmeden girişimi bu yüzdendir. ancak ne yazık ki biz büyüklerin dünyasında durum biraz farklı algılanır, o bizim oğlumuz/kızımızdır. daha küçücük ve korunmasızdır. heran düşebilir, kovayıtaşıyamaz, alışveriş poşetleri ayaklarına takılabilir, onu yapamaz, bunu da yapamaz, buna güce yetmez. küçüktür küçüktür kçüktür... bu gibi yaklaşımlar da çocuğun o ömür boyu belkide en fazla ihtiyacı olacağı şeyi: özgüveni, girişimciliği engeller. farkında olmadan sırf onu korumak adına yaptığımız pek çok küçük adımla çocuğun kişilik gelişimine olumsuz etkiler bırakmış oluruz. bunlardan bir tanesini inceleyecek olursak, çocuğumuz doğduğunda anne yorgun, duruma alışmamış olduğundan, hareketlerini kucağındaki bebek kısıtladığından, sahip olunan bebeğin, hala anne sıcaklığına ihtiyaç duyduğundan bebek ile birlikte yatmak oldukça normaldir. ancak bebek annenin göğsünün ucundan koptuğu anda, emmeyi bıraktığında büyüme isteği arttığında hala birlikte yatmanın çocuğun gelişimine olumsuz etkileri vardır.
 
   Anne babaları ile aynı odada ya da yatakta yatmak çocuğun kendine güven duygusu geliştirmesine engeller. Birey olma sürecini, kişilik gelişimini, kendi ayakları üzerinde durabilme becerisini, karar verme sürecini, sorun çözme becerisini, sosyal roller almasını, kendi sorumluluğunu almasını etkiler, tabii ki paralel olarak sürekli aynı odayı paylaşmak anne babanın da hem cinsel hem de duygusal ilişkilerini olumsuz etkileyip eşler arasındaki ilişki kalitesini bozabilir.
   Anne babanın ömür boyu çocuğun başında olacağının bir garantisi yoktur. Çocuk yetiştirilirken anne-baba-çocuk arasında bağımlı değil bağlılığın esas olduğu bir ilişki kurulmalıdır. Anne babalar çocuğun güven içinde uyumalarını sağlamak için birlikte yattıklarını iddia etseler de kendilerinin de duygusal ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Lütfen çocuklarınızın büyümesine izin verin. Onları güven içinde büyütürken kendilerine güvenmeleri, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için destekleyelim.
   Şimdi bu durumun görünen nedenlerinin yanı sıra görmezden gelinen nedenlerini sorgulamanızı rica ediyorum.
   Neden çocuklarımızla imkânlarımız olmasına rağmen aynı odada/yatakta yatıyorsunuz? Yatağınızı odanızı neden çocuğunuzla paylaşıyorsunuz?
   Nedenlerinizden biri ısınma sorunu ise hava soğuk değilken yatağınızı/odanızı paylaştığınız olmuyor mu?
   Birlikte yatmak sizin mi çocuğunuzun mu isteği? Eğer bu çocuğunuzun isteği ise; çocuğunuz neden sizinle yatmak istiyor olabilir? Çocuğunuz kendini güvende hissetmediği için sizinle aynı odada/yatakta yatmak istiyorsa neden kendini güvende hissetmiyor olabilir? Çocuğunuz sevilmek için bunu istiyorsa neden sevilmek için bu yolu tercih ediyor?
Çocuğunuza sarılıp yattığınızda acaba sarıldığınız çocuğunuz mu yoksa çocukluğunuz mu?
Farkında olduğunuz ya da olmadığınız pek çok neden saymak mümkün.fakat gerçek neden nedir düşünün lütfen..
   Çocukların anne baba ile birlikte yatma durumuyla 1).bebeklik döneminde bağlanma süreci arasında bir ilişki vardır. 2). anne babanın eşler arası ilişkide yaşadıkları sorunlara kalkan olarak kullanması ile arasında bir ilişki vardır. 3). Anne babanın duygularına hizmet etmesi açısından bir ilişki vardır. Lütfen bütün bunları bir düşünün…
 
“Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizin değildirler.
Onlar kendini özleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdır.
Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir ama sizden değildirler.
Sizlerin yanındadırlar ama sizlerin malı değildirler.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla.
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
Onların vücutlarını çatabilirsiniz ama canlarını asla.
Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz.
Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz ama o9nları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç.
Çünkü hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir.”
Khalil Gibran
 
 
Pınar Kandemir
Psikolojik Danışman

8 Temmuz 2010  14:43:10 - Okuma: (590)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik