Yazı

Karpuz Ekenin Kaderi Değişmiyor…
Karpuz Ekenin Kaderi Değişmiyor… 

Yaşar Varış

Dün yerel gazetelerin başlıkları hemen hemen aynı idi.

“Öfkeli karpuz üreticisi bir traktör karpuzuna 80 lira değer biçilince karpuzlarını pazar yerine döküp gitti”.
Aynı haber ulusan basın ve yayın organlarına da yansıdı.
“Ödemiş’li karpuz üreticileri öfkeli, karpuzlar sokağa dökülerek yöneticiler protesto edildi” diye haberler geçildi.
Karpuz eken üreticilerin kaderi ne yazık ki değişmiyor. Bu durum yıllardan beri böyle.
Aynı olay patates de ve diğer ziraat ürünlerinde de görülüyor.
Üretici, köylü sahipsiz.
Hükümetin bir tarım, üretim planlaması yok.
Üretilen ürünlere önceden Pazar bulma diye bir alışkanlıkları yok.
Başka ülkelerle alış veriş yaparken “karşılıklılık ilkesi” çalıştırılmıyor.
“Ben senden bu ürünleri alırım ama sen de tükettiğin karpuzu, patatesi, domatesi, her neyse benim ülkemden alacaksın” denmiyor.
Başka ülkeler bunu yapıyorlar.
Bırakın dış ülkelere pazarlamayı iç piyasada bile bir düzen kuramıyorlar.
Ödemiş’te karpuz bu kadar ucuzken Ankara’da İstanbul’da fiyatlar üç beş kat fazla.
Ülkemizde üretenden yana değil de aracıdan-tefeciden yana işleyen bir düzen var.
Bu konuda ikinci bir sorun da Konaklı’dan karpuz getiren üretici MEHMET SEZER’in dediği gibi Ödemiş karpuz piyasasını üç-beş kişi belirliyor.
Üretici büyük zorluklarla ürettiği karpuzlarını traktörlerine doldurup yine umut dolu bir şekilde pazara getiriyor.
Toptan alıcı konumundaki üç-beş kişi sabahtan bir fiyat belirleyip kenara çekiliyorlar.
Üreticinin pazarda daha fazla bekleyemeyeceğini bildikleri için hiç oralı olmuyorlar.
Evinde acele işi olan üretici, traktörü kiralık bulup gelen üretici öğleye doğru ya o kişilerin istediği düşük fiyata karpuzlarını verip gidiyor. Ya da öfkeli üretici kardeşimizin yaptığı gibi karpuzlarını yola döküp gidiyor.
Yıllar önce Ödemiş’e geldiğimde Öğretmen maaşım yetmediği için babamın tarlasına bende üç-beş kuruş kazanmak için karpuz ekmiştim. Aynı olayı 80.li yıllarda ben yaşadım. Komşumuzdan bir traktör kiralayarak bir traktör karpuzu Ödemiş pazarına getirdim. Karpuzlarım pazarın en güzel karpuzu idi. Sökülen incir ağaçlarının yerine ekmiştim. Tarla dinlenmiş, verimli. Karpuzların albenisi çok. Sabahtan gelen iki üç kişi kilosuna 125 kuruş verdiler. Vermedim.140 kuruş istedim. Karpuzlar güzeldi. İstediğim fiyat normaldi.
Alıcılar kenara çekiliverdiler. Saatler ilerledi. Bolu’dan misafirlerim gelmiş, evde bekliyorlardı. Traktör şoförü acele ediyordu. 125 kuruşa razı olup alın diye gittiğimde bana “telefon geldi, piyasa düştü,110 kuruşa verirsen alırız” dediler. O dönem daha cep telefonları yoktu.Söyledikleri doğru değildi.
Ben de çok öfkelenmiştim. Bu bir fırsatçılıktı. İnsanların zor durumundan yararlanmaktı.
O zaman Ödemiş lisesinde öğretmendim. Şoföre “ çek traktörü lisenin önüne, öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerime dağıtırım, gene de size bu karpuzları vermem” dedim, yürüdüm.
 Tam halden çıkarken rahmetli manav Ali bey karpuzları görüp beğenmiş, kaça diye sordu.125 kuruş dedim. Anlaştık. 125 kuruştan vermiştim.
Yıllar geçti. Değişen bir şey olmamış.
Burada şairin dediği gibi söylemeye dilim varmıyor ama kabahatin çoğu da bizde.
Üreticiler olarak örgütsüzüz, bunun için başımıza bunlar geliyor.
Aynı olay her alanda kendini gösteriyor. Çiçek, Bahçe bitkisi yetiştiren arkadaşlarımızda da var. Yukarıda belirttiğim gibi Patateste de .
Bir kooperatif altında bütünleşip, tüketim kooperatifleri ile, diğer şirketlerle bağlantı kurup mallarımızı değer fiyata satmayı beceremiyoruz. Örgütsüz olmanın,sahipsiz olmanın cezasını çekiyoruz. 07.07.2010

7 Temmuz 2010  19:24:32 - Okuma: (484)  Yazdır




İstatistik