Yazı

Sığma -I-
Sığma -I- 

Asil S. Tunçer

Şişelere Sığmayan Kasaba

Denizli-Sarayköy’e bağlı küçük bir kasaba; Sığma. Küçük olmasına küçük ama her gün içinden geçen yüzlerce turist otobüsüne ev sahipliği yapıyor. Turist otobüsleri buradan geçerken yavaşlıyor ve fotoğraf molası alıyorlar. Neden mi? Evlerinin bacalarına dikilen şişeler yüzünden…
 
Tur araçları kasaba içinde seyrederken bazı rehberlerimiz maalesef kasaba halkı hakkında türlü rivayetler uydurarak, gruplarına atraksiyon yapmaya çalışıyorlar. Burada yaşayan insanların gerçekte ev bacalarına yuva yapan leylekleri engellemek daha Türkçesi oluşabilecek olası tehlikeyi önlemek amacıyla şişe koymaları hadisesini turistlere farklı anlatıp güldürüp eğlendiriyorlar. Turistler de şişeli bacaların resimlerini çekip kendi aralarında “yahu! Bu Türklerin ne garip adetleri var?” diye konuşup, Allah bilir ülkelerine döndüklerinde eşe-dosta duydukları bu saçma masalı anlatıyorlar. Dolayısıyla, bu masum kasabanın turizm camiası, özellikle rehberler arasındaki adı “şişeli köy”dür.
 
Sığma Kasabası bugünlerde büyük ekonomik sıkıntı yaşıyor. Kasaba azalan gelirleri nedeniyle zor günler geçirirken, her gün yüzlerce turist arabasına geçit veren ama buna karşın turizmden hiçbir gelir elde edemeyen kasaba halkı arayış içerisinde. Kasabalı, namlarının dünyada kötü anılmasına mı yansın, buna karşı turizmden hiçbir pay alamamasına mı?  
 
Gerçekte leylek yuvaları kışın yağmur sularıyla iyice ağırlaşır ve bazen bacalarda çökmelere neden olur. Daha sık karşılaşılan olaysa yangın çıkma tehlikesidir. Bu nedenle bacalara inşaat sırasında şişeler dikilir ki leylekler buraya yuva yapamasın diye. Bu garip görünümlü bacalar Sarayköy-Pamukkale arasında seyahat eden turistlerin dikkatini çeker ve rehberler de eğlence olsun diye meşhur bildik uyduruk söylenceyi tekrarlayıp dururlar: “kız babaları evlenecek yaşa gelen kızları için evlerinin bacalarına şişe dikerler ve söz konusu şişeyi kıran bekâr gençler de o kıza talip olurlar”.
 
Bu hikâyeyi duyan turistin gözünde biraz “garip” ve biraz da “sapkın” pozisyona düşen kasaba erkekleri bu uydurmaları anlatarak kasaba ve ardından ülke imajını karalayan rehberlere çok kızgınlar; hanımlar ise oldukça kırgınlar. Yoksa Sığma’nın erkekleri ne öyle ortaçağ zihniyetine sahipler, ne de hanımlar ‘evde kalıp, şişe kırığına kalacak kadar’ talihsizler.
 
Bizim de köydeki hanayın bacalarında bu şişelerden vardı. Rahmetli babam bunları evi yapan ustadan leylekler yuva yapmasın diye rica etmişti. Karadeniz’de birkaç yerde geçmişte buna benzer uygulamalar görülmekteymiş. Terme ve çevresinde örneğin eskiden böyle geleneklerin var olduğu söylenegelir ama günümüz Termeliler de bunu kesin dille yadsıyorlar.
 
Aslında bugünkü konumuz Sığma’yı tanıtmak ve turizmden hiç pay alamayıp ekonomik olarak gitgide yoksullaşmasını tartışmak; çözüm aramak ama biz bu konulara geçmeden önce Sığma’nın kamuoyundaki yanlış imajı ve vicdanlardaki yerini sorgulamak istedik. Kasabayı yakından tanımak, sorunlarını yerinde tespit etmek ve kasabalıyla bizzat yüz yüze görüşmek için Denizli, Sarayköy’e bağlı Sığma’ya gittim. Sağ olsunlar! Sığma Belediye Başkanı Sayın Mestan Özkan ve Denizli Belediyesi Zabıta Memuru Sığmalı Ömür Cengiz beni ağırladılar, çevreyi gezdirdiler ve köylüyle buluşturup sorularıma yanıt bulmama yardımcı oldular.
 
Sığma Kasabası, yeşillikler içinde tarihi Helenistik döneme uzanan ve eski adı “Hydriale” olan ve Roma döneminde geçit bir noktada yer alması yüzünden önem arz etmiş bir küçük yerleşim. Bizans döneminde de aynı oranda varlığını sürdürmüş. Civarda hâlihazırda dört büyük höyük kazılmayı bekliyor gerçi talan edilmekten kurtulabilirse şayet… Laodikya’dan Tripolis’e uzanan antik Roma yolu kasabanın hemen yakınından geçiyor. Bölgedeki mezar ve taşları da bana çok çarpıcı ipuçları verdi. Yol kenarlarına dikilen sınır ve mil taşları da… Sığma adı, bölgeye Türklerin fethinden sonra ‘sırmalı’ lakaplı bir Yörük beyinin yerleşmesiyle verilmiş ama ‘sırmalı’ adı zamanla değişime uğrayarak önce ‘sırma’ daha sonra da bu günkü ‘Sığma’ şeklini almış.
 
Kasabanın yüz ölçümü 13.000 dönüm. Bunun 11.300 dönümü ekim alanı, 700 dönümü ise meralık alan olarak kullanılmakta. 1.000 dönümlük arazi ise yerleşim alanı. Genç bir nüfus potansiyeline sahip kasabanın daha önceleri 2.700 nüfusu olmasına rağmen yurt dışında ve diğer illerde ikamet eden işçi-memur çalışanları sebebiyle bu rakam 1.062’ye gerilemiş.
 
Geçim kaynağı çiftçilik ve hayvancılık olan kasabada şimdilerde bundan 10–15 yıl öncesine nazaran daha az gelir elde edilmekte. Hâlbuki tarım ve hayvancılığın modern olarak yapılmadığı o dönemlere kıyasla daha çok kazanç bekleyen bir kısım kasabalı çareyi göçte bulmakta.
 
Ancak kasabalarını terk etmemekte ısrarlı Sığmalılar, hayatlarını idame ettirme çabası içinde olup, toprakların çok verimli olduğu bu çökelti ovada iklime uygun hemen her türlü meyve ve sebze yetiştirmeye, değişik tarımsal yenilik ve gelişmeyi takip ederek birazcık olsun kazanç elde etmeye, masraflarını çıkarmaya çalışmakta. En azından evlerinin önündeki bahçe nitelikli sınırlı toprağı ekip kendi ihtiyaçları olan mahsulü kaldırmaya gayret etmekte.
 
Pamukkale suyunun niteliğiyle çok özel kalitede pamuk üretebilen Sığma arazisi 2–3 yıl öncesine kadar kasabanın en önde gelen ürünüymüş. Her nedense pamuğu ‘sıra malı’ olarak değerlendirilmiş ve kalitesinin çok altında hak etmediği fiyatlarla alıcı bulmuş. Dolayısıyla Sığma pamuğu yanlışlıkların kurbanı olmuş. Oysa kasabada çiftçi çoğunlukla ilk ürün olarak pamuk eker, eylül-aralık ayları bilhassa yoğun geçermiş. İkinci ürün ise mısırmış.
 
Sürecek…


3 Temmuz 2010  00:25:54 - Okuma: (911)  Yazdır




İstatistik