Yazı

Dünyanın Çivisi Çıktı
Dünyanın Çivisi Çıktı 

Özcan Nevres

Eskiler bazı olumsuzluklar karşısında dünyanın çivisi çıktı derlerdi.

Son günlerde yaşamakta olduğumuz hava olayları eskilerin bu sözünü doğrular nitelikte. Haziran ayının son günlerini yaşamakta olmamıza rağmen her gün sürekli yağan ve sellere neden olan yağmurlarla karşılaşmaktayız. Dün güneşli bir havada evden çıktım. Arabamı bir haftalığına oğluma verdiğim için çarşıya yaya mı yoksa minibüs ile mi gitsem diye karar vermeye çalışırken imdadıma karşı komşum yetişti. Arabasına binerek çarşıya gittim. Gök yüzü ışıl ışıl. Güneş her ne kadar haziran ayına yakışır şekilde ısıtamıyorsa da en azından üşümüyoruz. Halk Bankasından maaşımı çekeceğim ama sırada en az yüz kişi var. Yüksek Ziraat mühendisi İkbal Sönmez’in dükkanında biraz takılayım dedim. Bir haftadır eski memleketi Bulgaristan’da olduğu için bir hoş geldin derim diye düşündüm. Henüz her zamanki sandalyeme oturmuştum ki gök yüzünde müthiş bir gürültü koptu ve ardından sağanak yağış başladı. Bir anda dükkanın önündeki yol dereye dönüştü. Yağmur damlaları yerdeki suya düştükçe balonlar oluşturuyor. Belli ki yükseklerde hava oldukça soğuk. İkbal bey yetmiş yaşındayım. Hayatım boyunca bu mevsimde ve bu ayda böyle bir yağmur görmedim dediğinde ben de yetmiş beş yaşındayım. Ben de böyle bir hava yaşadığımı anımsamıyorum dedim. Hadi diyorum. Biz kilometrelerimizi doldurduk. Bu düzensiz hava koşulları ileride korkunç bir kıtlığa neden olacağı için çocuklarımızın ve torunlarımızın hali ne olacak? Kirlenen hava, delinen ozon tabaklası bu günlerdeki yaşadığımız olumsuzlukların nedeni. Bu kesin olarak bilindiği halde sözüm ona dünya hamisi Amerika halen hava kirliliğini azaltacak anlaşmaya imza atmaya yanaşmıyor. Oysa Amerikalıların yaşadıkları hortum ve sel felaketleri nedeniyle bu anlaşmayı bir an önce imzalamaları ve hava kirliliğini azaltacak önlemleri almaya başlamaları grekir.
Hava kirliliğini azaltmakta en etkili faktör ormanlardır. Bu yüzden orman alanlarının eleverdiğnce genişletilmesi gerekir. Üstelik orman zenginliktir. Kereste mağazalarına gidin. Göreceğiniz kerestelerin tümü ya Kanada, ya da Rusya menşelidir. Eğer Türkiye orman afları ile ormanlarımızın yok edilmesine neden olmasaydı ve orman alanlarını çoğaltmaya çalışmış olsaydı ülkemiz de orman zengini olabilirdi. Zira iklim koşullarımız orman yetiştirmek için oldukça elverişlidir. Tema vakfının açmış olduğu ağaç yetiştirme kampanyaları devlet desteği olmadıkça hiçbir şekilde başarılı olamaz. Devletin dikilen ve yenilenen ormanları en iyi şekilde koruması gerekir. Hem de eski Tarım Bakanı Şevket Raşit Hatipoğlu’nun katı kurallarıyla. Hatipoğlu bakanlık koltuğuna oturur oturmaz bakanlığının tüm birimlerine gönderdiği bildiride yaş kesenin başını keserim demişti.
Hatipoğlu yalnızca ormanları koruma altına almakla kalmamıştı. Edremit ve Ayvalık’taki vakıf zeytinliklerin ıslahı için büyük uğraş vermişti. Deliceler aşılanmış, kart ağaçlar budanarak kendilerini yenilemeleri sağlanmıştı.
Sahiller yağmalanırken en büyük darbeyi zeytinciliğimiz yemiştir. Zeytin ağacının fidanı yirmi beş senede ürün vermenin doruğuna ulaşır ve bu verimliliği yaklaşık bin yıl sürer. Sahillerde o müthiş rantı sağlamak varken kim düşünür zeytin ağacının bin yıl yaşayacağını? Amaç günü kurtarmak olunca kim düşünür zeytin ağacının yüzlerce yıl sürecek olan ömrünü ve verimliliğini?
Amazon ormanları için dünyanın akciğeri derler. Rantçılar o ormanlara da el attıkları için amazon ormanları da adım adım yok edilmektedir. Bu durumda Türkiye’nin yapacağı en güzel uygulama kendi akciğerlerini yaratmasıdır. Bu nedenle Tema vakfının çalışmalarını gölgede bırakacak büyük bir orman yetiştirme kampanyası başlatmalıdır. Bu yapılmazsa gelecek nesillere sağlık sorunlarıyla birlikte çok sorunlu bir vatan bırakırız. 
Özcan Nevres


30 Haziran 2010  11:46:53 - Okuma: (497)  Yazdır




İstatistik