Yazı

Kuşadası: Nataşa Adası
Kuşadası: Nataşa Adası 

Asil S. Tunçer

Kuşadası, özellikle akşam saatlerinde başlayan ve gece yarısına kadar süren yoğun bir fuhuş trafiğine sahip...

Bu sefer ki turum diğerlerinden biraz farklı. Amerikalı bir grupla Keçi Kalesi’ne çıkacağız. Tur Metropolis antik kentinden başlıyor. Dağa tırmanma işini bizim Reis’le halledeceğiz; kışları tırmanışlarda bulunduğumuz grubumuzun lideri olan dağcı ağbimiz.

Keçi Kalesi Selçuk'a 9 km uzaklıkta. Eski kaynaklar Gallesion diye bahseder. Bizdeki adı Alamandağı ve Kızılhisar. 300 m.lik yüksekliğe sahip Kale’ye çıkmak hem zor hem kolaydır. Yani etap etap farklı heyecan ve tad sunar tırmanıcılarına. Kale, Efes’ten Smyrna ve Sardis’e uzanan yolların buluşma noktasını korumak ve güvenliğini sağlamak için ideal bir konuma sahip.

Ortaçağ’dan kalma kale dikdörtgen planlı iç kale ve bunu kuzey ve batıda çevreleyen bir dış kale yapısından oluşmakta. Kale, yuvarlak veya kare şeklinde kulelerle desteklenen giriş duvarı maalesef yıkılmış. Eski resimlerinden hatırlıyorum; duvar yaklaşık 10 yıl önce sağlamdı. Kule altlarında depo ve sarnıç nitelikli büyük odalar var. Doğuya bakan tarafına geldiğinizde müthiş bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Aşağıda kıvrıla kıvrıla akan Küçük Menderes, Önde Belevi, arka sırtta Selatin.

Turda Kuşadası’ndaki tarihi mekânlar da var. Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ve Hanım Camii söz konusu yerlerden. Kuşadası derken kuşlar gitti çoktan ama adı kaldı. 60.000’i geçen nüfusuyla orta ölçekli bir kent olan Kuşadası, Türkiye’nin nüfusça kalabalık ilçelerinden; hele yazın nüfusu neredeyse ikiye katlanıyor. Bu gözde sayfiye kötü yolları ve sivrisineğiyle de meşhur.

Son birkaç yıldır yerli ve yabancı Nataşaların işgal ettiği Kuşadası, özellikle akşam saatlerinde başlayan ve gece yarısına kadar süren yoğun bir fuhuş trafiğine sahip. Bilhassa Sait Gürpınar Türk Büyükleri Parkı, daha bilinen yönüyle Uğur Mumcu ve Basın Şehitleri Anıtı’nın olduğu park. Bugün bizim de yapacağımız gibi önünden her gün binlerce insanın gelip geçtiği, hemen her minibüs hattının güzergâhı olan bu işlek cadde İsmet İnönü Bulvarı’nın Türkmen Kavşağı’ndan Kuşadası Belediyesi’ne uzanan genişçe bir bulvar; şehrin en merkezi caddelerinden. Belediye’nin önünden Dolmuş Durakları’na doğru uzanan cadde boyunca aynı görüntülere rastlamak mümkün.
 
İnsan bazen burada yürümeye korkuyor. Karşınızdan size dik dik bakarak, hem de gözlerinizin içine doğru, yaklaşan bir bayanla karşılaşırsanız şayet sakın siz de bakmayın yoksa çıkma daha açıkçası yatma teklifi alırsınız. Bu yüzden turistlerimi Kale Kapısı’ndan yürütüyorum. 

İşin ilginci bu kadar turistik bir yerde fahişelerin işi ne? İkincisi, aynı yüzleri son 1–2 yıldır görmekteyim. Bu fahişeler nasıl oluyor da Türkiye’de bu kadar uzun süre kalabiliyorlar? Kayınvalideme yanımızda kalma müsaadesi almaya gittik Yabancılar Şube’ye de bizden istedikleri evrak ve noter onaylı belgeyi bu fahişeler nasıl temin edebiliyorlar. Ben Kayınvalideme 4 ay uzatma alamıyorken bu insanlar nasıl oluyor da 14 ay ya da 24 ay kalabiliyorlar?

Bir zamanlar İngiliz tur operatörlerinin gazıyla her yere her boyda kargacık burgacık otel açan işletmeciler daha sonra her şey dâhilci 4–5 yıldızlılara yenik düşünce, önce pansiyonculuğa ardından da pansiyonerciliğe soyunmaya başladılar; olmadı kapıya kilidi vurdular veya otelciği yıkıp işyeri yaptılar. Bu daralan sektörün bozulan piyasa etkisi ama Kuşadası’ndaki fahişe sayısını nasıl arttırdı bunu anlamak kolay değil.

Bu aşamada mesele sosyolojik bir boyut kazanıyor. O yüzden isterseniz sözü burada bilim adamlarına bırakalım. Bizim görevimiz kamuoyunu konudan haberdar etmek ve sorunu gündeme taşımak. Tek ricamız, Kuşadası F...adası olmasın!
 
Konuyla ilgili basında çıkan haberler için;
 
 
 

http://www.haberler.com/kusadasi-nda-fuhus-operasyonu-5-haberi/



28 Haziran 2010  09:24:46 - Okuma: (951)  Yazdır




İstatistik