Yazı

Yap-Yapma-Ol-Olma
Yap-Yapma-Ol-Olma 

Pınar Kandemir

Çocuğum söz dinlemiyor.

Yapma diyorum inadına yapıyor. Kızım elleme diyorum, bildiğinden şaşmıyor. Ceza veriyorum, ödül veriyorum yine de söz geçiremiyorum. Evde hâkimiyetini kurdu ne yapacağımı bilmiyorum. Çocuklarımız neden söz dinlemiyor?
Evet, ‘onu yapma, bunu şöyle yap…’sürekli bu uyarıları duyan, ne yapması gerektiği sürekli söylenen çocuk ne hisseder abaca? Bu tepkilere karşı bir bağışıklık kazanmış olabilir mi? Bu yüzden bizi duymuyor, dinlemiyor olabilir mi?
Genellikle eğitimi hep yapılmaması gereken davranışları düzeltme olarak algılarız. Diyeceksiniz ki peki çocuğa yapma, böyle yap demeden iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı nasıl öğreteceğiz?
Kademeli yaklaştırma metodumuzu uygulayacağız. Nasıl? Yapılması istenilen davranışı belirleyelim. Çocuğumuza model olalım ve davranışı yapmasını bekleyelim. İlk etapta istenilen davranış tam ve düzgün olarak yapılmayacaktır. Ona olumsuz tepki olumsuz eleştiri göstereyim yaklaşık bile olsa yapabildiği her davranışı ve çabayı aferin, evet oluyor, yapabiliyorsun gibi sözlerle pekiştirildiğinde giderek daha iyisini yapmaya çalışacak ve yapacaktır. Yani özet olarak dikkatimizi sadece çocuğun yapmaması gereken davranışlardan çekip, olumlu istenen davranışa yönelttik. Onu her adımda destekledik başarabileceğini ona hissettirdik. Yapılmasını istenen bir davranışı deneyen ve başaran bir çocuk kendinden gurur duyar anne babası onu desteklediği için ona güvenip inandıkları için onlara daha da yakınlaşır. Bir haz duyar ve bu hazzı tekrar yaşamak için istenilen davranış tekrarlanır.
Hiç olumsuz davranışlarını düzeltmeyecek miyim? İkaz etmeyecek miyim dediğinizi duyar gibiyim. Tabii ki edeceğiz ama sadece olumsuz davranışlara yönelik tepkiler, sürekli ikazlar çocuğun kısa sürede duyarsızlaşıp sizi duymamasına bıkkınlığa kızgınlığa içe çekilmesine söz dinlememesine sebep olur. Çocuğun olumlu davranışları olumlu cümlelerle pekiştirilirse olumsuz davranışlarına yönelik uyarılarınız da duyulur hale gelecektir. Hem olumlu şeyler yapıp ‘aferin’ sözcüğü duymak yerine neden olumsuz davranışa yönelip yapma, olmaz, hayır duymayı kim ister ki? Anne babasından takdir gören çocuk daha iyi yapmaya anne babasını memnun etmeye onların gözünde yaratmış olduğu güzel algıyı kaybetmemek için çaba sarf etmeye ve söz dinlemeye başlayacaktır.küçükbir alıştırma yapacak olursak; Kendimizi inceleyelim. Çocuğumuza ne kadar sıklıkla ‘yapma, etme’ gibi uyarılarda bulunuyoruz? Bunlardan hangilerini çocuğunuz siz ikaz etmeden zaten yapabilir?Bu hafta dikkatimizi çocuğumuzun sadece olumlu davranışlarına yöneltelim. Çocuğunuzun yaptığı söylediği hangi davranışları beğeniyorsunuz ve bunları beğendiğinizi hiç çocuğunuza söylüyor musunuz?Bu hafta çocuğunuzun hoşunuza giden beğendiğiniz iki davranışını takdir edin. (örneğin; Bu akşam yemeğini bana zorluk çıkarmadan yediğine çok sevindim, geceleri pijamalarını giyip kendi yatağından yatman beni çok mutlu ediyor. Gibi) takdirden sonra çocuğunuzu izleyin. Davranışı tekrarlıyor mu? İlişkinizde değişiklik var mı?
pek çok yaşanmış örneklem grubundan bir örnek sunacak olursam;
 
 
bir anne sürekli kızından şikâyet ediyor. ‘Neyi yapma diyorsam onu yapıyor. Birkaç söylüyorum hala yapmayınca ben de sinirleniyorum bağırmaya başlıyorum. Ama o da fayda etmiyor, ne yapacağımı şaşırdım.’ anneye yapmaları olumsuz uyarıları kesip çocuğun özellikle olumlu davranışları üzerine dikkatini yoğunlaştırmasını ve sözel olarak takdir etmesini önerdim. Yaniçocuğun annesinin hoşuna giden en ufak bir davranışta dahi bulunduğunda(örneğin; Annesi yemeğe çağırdığında 5 kere çağırmadan gelmeyen çocuğu 2. Çağırışta gelince) Annesi: ‘aferin benim kızıma. Bu sefer beni çok çağırtmadan gelmen çok hoşuma gitti’ gibi memnuniyetini ifade edecekti. Uygulamadan 15 gün sonra anne Ayşe’nin daha fazla söz dinler olduğunu, annenin hoşuna giden davranışları yapmaya başladığını belirtmiştir. işte bunun gibi olumlu düşünerek olumlu olay ve olguları olumsuzluktan önce fark ederekçocuğumuzun hem davranışlarını daha kolkay istendik seviyeye çekebiliriz hem de, henüz yarınımızdan habersiz olan bizlerden daha vahim durumda olan çocuklarımızın gelecek adına daha güzel umutlar beslemesine, yarınlara umut duymasına vesile olabileceğimizi düşünüyorum.
 
‘’Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı, Ona işaret parmağımı kaldırıp
Yasaklar koymak yerine, Parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.
Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım.
Onunla daha az çekişir ona daha çok sarılırdım.
Ona her zaman aktı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.’’


24 Haziran 2010  08:51:05 - Okuma: (718)  Yazdır




İstatistik