Yazı

Eksen Kayması
Eksen Kayması 

İbrahim Becer

Ben bu ülkede çok şeyi anlayamıyorum ama bir realite var ki diğerlerinin arasında bir nevi primus interpares( eşitler arasında ılımlı birinci) gibi duruyor.

         Güneydoğuda görev yapmış emekli Askerlerin terörü nasıl bitirecekleri hakkında bu kadar konuşması sizce de garip değil mi?
         Osman Pamukoğlu kitabını yazdı, yetmedi partisini kurdu. Sıksa biraz daha operasını yapacak neredeyse. Erdal Sarızeybek, Hasan Kundakçı, Osman Özbek vs. liste belki de uzayıp gitmekte de, bu zevatı kiram en akılda kalan isimler.
         Şahsi bir husumet beslediğimden yazmıyorum; bastırdım parasını hepsinin bandrollü kitaplarını aldım okudum. Geçmiş zaman pek aklımda kalmadı ama hatırladığım kadarıyla anlattıkları malumun ilanından öteye giden şeyler değil.
         Hasan Kundakçı 94’lü yılları ve yaptıklarını anlatıyor “Güneydoğu’da Unutulmayanlar” adlı kitabında. Bestler diyor, Ballı diyor, Hilal Yaylası diyor, Cudi diyor, Hanke diyor…
         İyi de Paşam, belki kimsenin sormak aklına gelmiyordur, ben sorayım oldu olacak: Doksan dörtte Sizin gittiğiniz bu yerlere ben de doksan sekiz de gittim, amcamın torunu on gün önce Şırnak Şenoba’dan döndü ve hala buralara gidildiğini söylediğine göre değişen bir şey yok.
         Ortada bir başarı olsa ben bu rantın kavgasını anlayacağım da, ortada hiçbir başarı yok. İş geldi, geldi Ahmet Cem Ersever’in kehanetine dayandı. Ne demişti A. Cem Ersever: “Terörün üç stratejik evresi vardır; savunma, denge, saldırı. Şu anda örgüt savunmadan çıkıp dengeyi kurma çabasında…”
         Cem Ersever bunları doksan bir yılında Soner Yalçın’la yaptığı mülakatta anlatıyor. Kaderin cilvesine bakın ki bu paşalarımızın hemen hepsi o tarihten sonra bölgede üst düzey komutanlık yapmışlar. PKK’nın dengeyi kurmak için uğraş verdiği yıllarda, bugün kitapları satan Komutanlarımız görev başında değiller miydi?
         Aradan geçen zaman zarfında PKK dengeyi kurmakla kalmadı stratejik saldırıya geçti. Tokat ve İskenderun olayları klasik bir “cephe genişletme” çalışmalarının bir ürünüdür. Örgüt, çatışmaları Şırnak-Hakkâri ekseninden çıkarıp kuzeye açılmayı yıllar önce kafasına koymuştu zaten.
         Bunu başaramamasının en büyük nedeni tecrübe eksikliğiydi. Şemdin Sakık bir anısında şunu anlatır: “Kışı geçirmek için boşaltılmış bir köyü mesken tuttuk. Hiç durmadan yağan kar adeta bütün evleri yutmuştu. Donmamak için gündüz ateş yakıyorduk ama yanan ateşin çatıdaki karı erittiğinin farkında değildik. Bir sabah silahların mekanizma sesiyle uyandık; gelen köylülerdi. Bütün evlerin çatılarında kar varken bizim çatıda kar olmamasından içeride insan olduğunu anlamışlar ve kontrole gelmişler. Ne kadar büyük bir hata yapmışız…”
         Basit gibi duruyor değil mi; ama basit değil işte. Şemdin Sakık’ın ben aynı hatayı tekrarladığını sanmıyorum. Peki, aynı soruya aynı cevabı gönül rahatlığıyla bizim cenahtan alabiliyor muyuz?
         Geçen yıllarda örgüt pek çok konuda eksen kayması yaşadı. Eskiden kalabalık gruplar halinde gezerken çok daha fazla kayıp veriyordu. Bunun hata olduğunu anladıkları anda telafi yoluna gitmekten yüksünmediler. Şimdi daha küçük gruplar halinde geziyorlar ve eylem koyacakları anda birleşip tekrar dağılıyorlar.
         Bu taktik onlara kayıp sayısını azaltma şansı verdiği gibi çok önemli bir avantaj daha sağlıyor; Militanların örgüt içi ömrünün uzaması. Doksanlı yılların sonunda bir militanın ortalama ömrü dört yılı geçmezken artık kendilerine methiyeler düzülen komutanlar ‘!’ internette boy göstermeye başladı. Yine doksanlı yılların sonlarında, Örgüt birkaç yıllık elemanı imkânsızlıklardan komutan yapmak zorunda kalırken şimdi bu sözde komutanlar Zap Suyunun kenarında Roj TV’ye röportaj veriyorlar.
         Nereden nereye gelindiğini hafızanızda tahayyül edin. Pkk’nın eksen kaymasını nasıl gerçekleştirdiğini iyice araştırın. Bizim neden profesyonel Orduya geçemediğimizi de iyice bir tartın. PKK’yı anlamak için, kendi yayın organlarından takip edin. Bazı isimlere aşina olun; Adil Bilika, Mahsum Korkmaz, Piling kimdir, ne yapmıştır bir araştırın.
         Eğer bu konuda bilginiz olmazsa Erdal Sarızeybek de size fayda sağlamaz. Benim şahsi öngörüm; Güneydoğuda Asker statükoyu korumaya devam ettiği müddetçe işlerin aleyhimize gelişeceği yolundadır.
         Ne demiştik hatırlayın; savunma- denge- saldırı…


11 Haziran 2010  23:48:20 - Okuma: (459)  Yazdır




İstatistik