Yazı

Kabusların da sonu var...
Kabusların da sonu var... 

Hüseyin Taşyakan

Hiç kimse yoktur ki hayatı boyunca kötü rüya ya da kabus görmemiş olsun. Hepimizin geçmişinde böyle tatsız ve dayanılması güç anlar mutlak olmuştur, ancak hayata olan bağlılığımız ve tabi ki sorunlarla mücadele gücümüz ölçüsünde bunları mutlaka aşmışızdır. Yani kötü rüyaların ya da kabusların ömrü ancak uykumuz kadardır. Uyandığımız anda o kabuslar sona erer. Aynen ülkemizin yaklaşık 8 yıldır yaşadığı AKP kabusu gibi.

    Evet, bu nu kabul etmek gerekir ki;bu kabus biraz uzun sürdü. Yalan dolan vaadlerle kandırılan,önce yoksulluk,açlık ve sefalete itilip;sonra da sözde yardım dağıtma sömürüsüyle ikinci kez hata yapmaya itilen bu ülkenin gariban insanı bir türlü uyanamadığı uyku ile bu kabusu gereğinden çok fazla sürdürmüştür.
  
   Ancak dediğimiz gibi,kabusların da mutlaka sonu vardır ve ülkemizdeki son gelişmeler öyle göstermektedir ki; artık kabus sona eriyor.
 
    Düne kadar, bildik düzeninde devam eden bir ana muhalefet partisini (CHP) kayle bile almazdan görünen AKP'liler liderlerinden en alt kadrosuna kadar,CHP' deki ani değişiklikle
telaş ve öfkelerine hakim olamaz derecede  bağırıp çağırmaya ve hatta ''Fazla konuşma,senin için hayırlı olmaz ifadeleriyle'' tehdit etmeye bile başladılar. Bu tehditi de savururken Baykal'ı örnek göstermeleri oldukça manidar bir tutum olarak ortaya çıkmatadır. (Öyle ya bu ülkede artık,benim kasedim yok diyebilecek kaç kişi kalmıştır ki?)
    Demokratik (kürt) açılımından tutunda, Anayasa değişikliğine kadar ülke içinde ne muhalefeti,ne de vatandaşı ikna edemediğini gören iktidar,yokuş aşağı yuvarlanışını en azından yavaşlatmak arzusuyla bu defa,orta doğunun eşkiyası İsrail'e kafa tutup buradan dahi oy beklentisi içine düşmüştür. (Eşkiya dedim de aklıma geldi,senin İsrail'e olan tavrının inandırıcı olması için,dünyanın terörist dediği Hamas'ın arkasında durmaman gerekir.) Tabi ki, körü körüne AKP yalakalığı yapanlar için bu ayrıntı da önemli olmayacaktır. Hatta her Newyork'a gidişinde yahudi lobisinin Recep Tayyip Erdoğan'a layık gördüğü cesaret madalyalarının da (bu kadar hamasi nutuklarından,kafa tutmalarından sonra) halen kendisinde durması,bunları iade etmemesi de bir önem arzetmeyecektir sanıyorum. Burada AKP'nin çifte standardını ifade edecek bir hatırlatma yapmayı da kendime görev sayıyorum. Mayın temizleme işi ihalesini hepimiz biliyoruz da,
Anayasa Mahkemesinin defalarca iptal etmesine rağmen,İsraillilerin Harran ovasında mülk edinmesini kolaylaştıran ''Yabancılara mülk satışı'' kanunlarının ufak tefek değişikliklerle ve ısrarla çıkarılmasına devam edildiğini biliyormuydunuz? Bunları belki bilmiyorsunuzdur ancak,ne olacağını bile bile o gemiyi gazzeye gönderenlerin; kendi millet vekillerinden hiç kimsenin o gemiye zinhar binmemesi talimatı verdiklerini mutlaka biliyorsunuzdur,duymuşsunuzdur.Hele ki meşhur edilmiş gemi baskınıyla aynı güne denk gelen pkk terörüne şehit verdiğimiz 7 mehmetçiğinse,daha 2.günü iktidarın gündeminden düştüğünü ibret ve dehşetle izlemiş olmalısınız.
 
   Tüm bu rakkas edasındaki siyaset anlayışlarıyla AKP'nin attığı her adımda kendisiyle tezata düştüğü,artık vatandaşın gerçekleri kavradığını görmesiyle de telaşa düştüğü gün gibi aşikardır. Telaş önce tedirginlik,sonra da öfke ve kavgayı doğurur. Bu gün AKP iktidarının sükunetle,mantıklı ifadeler kullanmak yerine,herkesi tehdit eden tavırlarla fikir beyan etmesi bile artık yolun sonuna geldiklerini göstermektedir. Şöyle bir bakın AKP cenahına,ülkede neredeyse kavgalı olmadıkları tek bir kurum bulamazsınız.Hele ki yargıyla olan dalaşları artık had safhaya çıkmıştır.
 
    Ülkemizin bir çok yerinde yapılan anketler de göstermektedir ki;halkımız artık eğriyle doğruyu ayırmakta ve bu sürekli kabus görmekle geçen uykusundan uyanmaktadır. Bu kadar derin uykunun ve tüyler ürperten kabusun ardından da,bu halk bir daha böylesine rejimle kavgalı bir iktidar yaratmayacaktır...



11 Haziran 2010  08:55:34 - Okuma: (528)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik