Yazı

Turistik ulaşımda en önemli sorun: insan faktörü
Turistik ulaşımda en önemli sorun: insan faktörü 

Asil S. Tunçer

4925 Sayılı Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği ile 2918 sayılı Trafik Kanunu, ülkemizdeki şoförlerin denetimini ve çalışma şartlarını düzenler. Konu turizm olunca konu ek mevzuatlar gerektirmektedir. 4848 sayılı kanun Turizm ile ilgili her türlü eğitim, disiplin ve düzenlemeyi esas alır.

Turizm araçlarının sürekli denetlenmesi, turizme uygunluğu ve vs. ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 28.08.2008 tarih ve 26981 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 2.  fıkrasında; kanunun 8. maddesinin 7. fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların tebliğ ile belirleneceği hükmüne yer verilmiş ve 28.09.2008 tarih ve 27011 sayılı Resmi Gazetede 5510 sayılı Kanunun 8.maddesinin 7.fıkrasının uygulanması hakkında tebliğ yayımlanmıştır.

Söz konusu bu kanun çerçevesinde; T.C Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı; kayıt dışı istihdam ve bunlarla mücadelesinde alacağı tedbir ve denetimlerin yanı sıra aynı zamanda devletin tüm kurumları arasında işbirliğini öngörmekte ve bu doğrultuda sistem denetlenmektedir.

1618 sayılı Yasanın 27. ve Seyahat Acenteleri Yönetmeliği’nin 36.maddesine göre bir seyahat acentesi, bakanlıkça belirlenen belgeyi almak zorundadır. Taşımacılık yapmak üzere faaliyet gösteren firmalarda ise D2 belgesi almak zorundadırlar. Peki, D2 Belgesi ne demek? Bunu şoför arkadaşlardan bizim deyişimizle kaptanlardan dinlemek daha anlaşılır. Kendilerine sorduğumda şu cevabı alıyorum: “
Hocam, bu belgeyi almak hem çok pahalı hem çok zor. Ayrıca 75 koltuk kapasitesine sahip olma zorunluluğu getirildi. Bunun için volt veya sprinter tarzı araç sahiplerinin en az 5’i bir araya gelip şirket kurarak ve üstüne devlete para ödeyerek bu belgeye sahip olabiliyorlar. Bu da çok zor bir iş olduğundan her birimiz bir firmaya bağlanıp, D2 belgesi bedeli ödeyerek veya çok düşük fiyata anlaşarak hatta aracımızı firmaya parasız ortak yaparak çalışmak zorunda kalıyoruz. Daha olmadı bu belgeyi kiralıyoruz. Bu sayede çalıştığımız belge kirasına gidiyor.” Öte yandan otobüsünüz bile olsa çalışamaz, yanına turkuaz almak zorundasınız. Diğer bir deyişle şansınız yok; mutlaka sizin sırtınızdan elde edilecek rant birilerine veya bir yerlere akacak. Bu arada 75 rakamı çok ilginç. Neden 75? Ayrıca ne getiriyor? BANA GÖRE HİÇBİRŞEY.
 
Peki, almadınız; o zaman ne oluyor?  Trafik kontrollerinde araca ve şoföre ceza yağıyor. Rakamlar o kadar yüksek ki riski göze almak mümkün değil. Yoksa araç hacze gider, parayı ancak ödersin.
 
O zaman tıpış tıpış gelecek ve D2 belgesi alacaksın. Olmadı kiralayacaksın veya olana bağlanacak, az-çok demeden çalışacaksın. Bu belgeyi almak veya almamak arasında aracın kalitesine veya şoför kalifiyesine bir etkisi var mı? Fark yaratıyor mu? HAYIR. D2 belgeli araçla seyahat eden turistin “ben D2 belgeli araçla gezdim” diye hava atacak bir durumu var mı? YOK.
 
Geceden yola çıkma çılgınlığına bir son verip, saatlerce direksiyonda kalan şoförün yorgunluğuna herhangi bir çözüm sunuyor mu? ALAKASIZ.
 
Alanya’dan Pamukkale’ye veya Kuşadası’ndan İstanbul’a geceden sabaha turist taşıma ucuzluğu ve konaklamadan yırtma uyanıklığına bir dur diyor mu? DEMİYOR.
 
Tek şoförle Anadolu turuna araç çıkaran, gündüz tur yapan şoföre geceleyin transfer yazan firmalara sorumluluk ve kanuni yaptırım getiriyor mu? NERDE???
 
Dikkat edin! Türk turizmine yönelik her kanun ve mevzuat çoğunlukla ve sadece kurumları, kuruluşları ve firmaları düzenleyen, araç ve bina standartlarını belirleyen esaslar içerir. İnsanın insana insani hizmetin en yoğun olduğu bir alan olan turizmde insan faktörü o kadar ihmal edilmiştir ki bilemezsiniz… Ne şoförün, ne rehberin, ne garsonun ve ne de otelcinin çalışma saati ve mesai kavramı vardır? Varsa da çok azındadır. Büyük bir çoğunluk günde rahat 12–18 saat üzerinden çalışır. Hafta sonu izni ve yıllık izin desem şimdi zaten bana gülersiniz. Sigorta, kıdem tazminatı ve emeklilik gibi terimler zaten bize çok yabancı kavramlar. Büyük işletmelerden çok küçük ölçekli ve çoğunluk ara firmalardan bahsediyorum.  
 
Ben yaklaşık 24 yıldır turizm emekçisiyim. Turizmin hemen her sektöründe çalıştım. En son rehberlikte karar kıldım. Gelin bakın! 24 yılda 24 ay sigortam ancak vardır. Sezonda ortalama 80.000 km yol yapıyorum. Hani benim güvencelerim? Bugün ölsem deyim yerindeyse ailem aç. Ne sigorta ne kıdem tazminatı ne de emeklilik?
 
Lafı uzatmayayım; yarın turum var. Şoförümle İzmir’den gece hareketle sabah İstanbul’dan yolcu alıp tura çıkacağız da… İyisi mi biraz uyuyayım da, dinleneyim. Ne de olsa yarın kaptanı lafa tutup, uyutmamam lazım çünkü.  Yoksa Allah korusun!
 
Anımsayacağınız gibi 25.05.2010 tarihinde sabah 05.30 sıralarında Alanya-Pamukkale etabında Aksu’da meydana gelen elim kazada birçok toplam 14 turistle birlikte Rehber Mustafa Günel ve Kaptan Hikmet Yılmaz da hayatlarını kaybetmişlerdi. Sebep çok basitti. Kaptan sadece 3–4 saat uykuyla tura çıkarılmıştı.
 
Siz bırakın bu D2, M2’yi. Asıl İ2’yi yürürlüğe koyun. Yani içeriğinde insan faktörüne yer veren, tur ve transferlerde kaptan ve rehberi veya transfer yapan kişiyi koruyan, güvence altına alan ve çalışma saatlerini düzenleyen kanunu…
 
Başta meslektaşım Rehber Mustafa ve Hikmet Kaptan olmak üzere tüm hayatını kaybedenlere bir kez daha tanrıdan rahmet, yakınlarına metanet diliyorum.
 
Umarım bu son olur.
 
Sürecek…
 
 


6 Haziran 2010  01:19:22 - Okuma: (423)  Yazdır




İstatistik