Yazı

Çocuklarımız
Çocuklarımız 

Pınar Kandemir

Anne baba olmak, dünyaya getirdiğimiz kaçıncı çocuk olduğu önemli olmadan zorlu bir yoldur.

Her çocukta her ne kadar anne baba olmanın deneyimleri olsa da ilk kez, yeniden, bambaşka bir dünya ile karşılaşıldığından, bütün deneyimleri alt üst edecek kadar farklılıklar içerir. Ve ne yazık ki doktor olmak, mühendis olmak, metafizik üzerine başarılar elde etmek, öğretmen olmak öğrenilebilirken, kimse de anne baba olmaya yönelik bir eğitim-öğretim yöntemi üzerine diploma vermeye yetkin halde değildir. Anne olmayı annemizin beğendiğimiz yaklaşımlarından, baba olmayı babamızdan, bazen kitaplardan bazen tecrübelerden bazen gazetelerdeki pratik bilgilerden öğrenmeye çalışmışızdır
Benim annem& babam cahildi, bak bizi nasıl da iyi yetiştirdi, sözlerine lafım yok, ancak takdir edersiniz ki, bizim çocukluğumuzda çok katlı binalar, büyükçe alışveriş merkezleri, sınırsız bir dünyayı önümüze seren internet, gece gündüz sadece çocuklara çalışan çocuk kanalları.... Bunların hiç birisi yoktu. Annelerimizde ev-iş-sosyal hayat üçgeninde bitap düşmüyordu o zamanlar.
Şimdilerde bunca uyaran bombardımanın altında iken, her gün bir şekilde stresi ensemizde hissederken, çocuklarımıza nasıl davranmanın kaygıları içerisinde kıvranırken, henüz anne olmamama rağmen aldığım eğitimi, edindiğim tecrübeleri paylaşmak istiyorum.
Anne babalık sanatı zordur ancak bu sanatı icra etmeyi daha da zorlaştıran dönemler vardır. Çocuğumuz 6 yaşına kadar, keskin çizgilerle ayrılamayan ve her çocukta mutlak yaşanan kritik dönem dediğimiz bir takım dönemlerden geçer. bu dönemlerin önemi kazanılması gereken gelişimsel değerlerin ( büyüme, gelişme, konuşma, tuvalet eğitimi... gibi) yanında çocuğun kişiliğinde kalıcı izler taşıyacak psikolojik değerlerdir.
Zaman zaman çevremizde yetişkin olduğu halde tırnaklarını yiyen insanlar görürüz. Ya da deyim yerinde ise gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirenleri, dakikalarca masa örtüsünün tüm kenarlarını titizlikle eşitlemeye çalışanları, abartılmış okuma alışkanlıklarını, giriştiği her işten bir türlü başarı elde edemeyenleri, eşine sevgili ve saygılı olduğu halde evde annesinin sözünü geçirenleri... Bunun gibi daha pek çok anlam veremediğimiz, çözemediğimiz, bizi öfkelendiren, alay konusu yapılabilen pek çok davranışın kökleri 0-6 yaş döneminde anne babanın yanlış tutum ve davranışlarından kaynaklanmaktadır.
Bu denli önemli bir dönemi çocuğumuzla birlikte geçirirken, beslenmesi için neler daha faydalı, ya da hangi krem cildine daha iyi gelir gibi gözle görünür kaygılarımızdan çok, bilmeden kişiliğine yaptığımız büyük etkilerin farkına varmayı çok daha gerekli görmekteyim. Bir kaç aydır aynı kiloda ise, bir kaç ay sonra yaşıtları düzeyine gelebilir, tahriş olan cildi kendi kendini mükemmel bir şekilde yenileyebilir, ancak kişilik kolay şekillenemediği gibi, yanlış taşların doğrularla değiştirilmesi de uzun bir süreç alabilir. İçimizde üç yaşında saçlarının nasıl olduğunu, anne ya baba ile ilgili ilk anılarından önce hatırlayan var mı?
Bu ülke, bu dünya, gelecek benim, çocuklarınızı da sizin olduğu kadar benim çocuğum sayarak, her anlamda sağlıklı bireyler yetiştirmek için, sadece bir kişinin de olsa; 'evet ben burada böyle davransam daha iyi olur' iç sesini duymak için, yanınızda olmak istiyorum. Küçük ama önemli şeyleri birlikte fark edelim istiyorum.
Güzel günlere, güzel çocuklara...
Pınar Kandemir


4 Haziran 2010  14:22:43 - Okuma: (370)  Yazdır




İstatistik