Yazı

“Büyük Artemis, Efeslilerindir!”
“Büyük Artemis, Efeslilerindir!” 

Asil S. Tunçer

Efes - Artemis Tapınağı, Avusturyalıların gayrimenkulü mü? Bu yazıda bu soruya yanıt ararken, Artemision ya da Türkçe karşılığı olarak Artemislik’in sorunları üzerinde duracağız. Antik dünyanın İyon düzenindeki en büyük ilk tapınağı olan Artemislik, dünyanın yedi harikasından biri; bugün ise yerinde koca bir çukur var. Efes turlarında kronolojik olarak tura ilk başlanması yer. Efes’e geçilmeden Anadolu’daki ana tanrıça kültürüyle Efes Artemis tapkısı ilişkisinin açıklanarak, Artemis ve Efes’in organik bağlantısının iyi anlatılması başarılı bir turun anahtarlarındandır.

Tapınak mermerleri Belevi yakınındaki ocaklardan getirilen Artemislik’in yivli sütunların yüksekliği neredeyse 19 m.yi buluyordu. Toplam 127 sütunla adeta bir sütun ormanını andıran bu yapı İmparator Diokletianus zamanında 303’te hala aktif olarak kullanılmaktaydı. M.S. 380 yılında eski tapınakların yıkılmasına izin veren bir fermanla Artemis Tapınağı için de sonun başlangıcı belirmiş oldu. 381’de Artemis’in kapısına kilit vuruldu. 406 yılında Artemis’in hemen hemen tamamıyla parçalara ayrılıp ayrılan sağlam parçalar Aziz Yuhanna Bazilikası’nda yeniden kullanıldı. İmparator Theodosius zamanında yapılan 431 Efes Konsülü ile beraber artık Artemis Tapınağı’ndan bahsetmek zordur. Vatikan tarafından kabul edilmeyen 449’daki Robber Synod’undan sonra Anadolu’nun başka yerleri gibi Efes’te eski uygarlıklara ait kalıntıların çoğu yeni Hıristiyanlık yapıların inşasında kullanılmış, her biri bir nevi mermer ocağına dönmüştü. Buna rağmen Hıristiyanlığın Efes’te 5.yy.a kadar ancak sağlam bir zemin bulabildiği bilinmektedir.
 
Artemislik’in makûs kaderi asıl Avrupalı gezginler ve koleksiyon tutkunlarının Anadolu’ya olan ilgilerinin başlamasıyla belirlenecektir. 16. yy.dan itibaren özellikle British ve Luvr Müzelerinin açılışından sonra başta Anadolu olmak üzere antikite cennetlerine doğru iyice artan geziler söz konusu müzelerce her türlü desteği görüyordu. 1838–1842 yıllarında Likya ve Karya bölgelerinde yapılan kaçak kazılarda elde edilen buluntuların bu müzelere kaçırılmasının ardından iştahı kabaran İngilizler bu sefer gözlerini Artemis’e çevirdiler. Bu amaçla 1845 yılında bir başka İngiliz E. Falkaner, Efes’teki ilk yüzey araştırma ve kazılara başladıysa da tapınağı bulmak 1869 yılında Mühendis John Turtle Wood’a kısmet oldu.
 
Kazı iznini alan British Museum adına Wood, 1863 Mayıs ayında ilk kazmayı vurdu. Toplam 1 yıllık süre zarfında bulduğu eserleri kopyasını Osmanlı Türkiye’sine vermek suretiyle aslını Londra’ya götürebilecekti. Kazı giderlerini cebinden karşılayacak ama buldukları için kendisine ödeme yapılacaktı. Parası biten Wood’a müzeden para yardımı da geldi. İlk bulguya ancak 6 yıl sonra ulaşıldı. 1869 yılının son gününde tapınağın mermer temelleri yaklaşık 6 metre derinlikte toprağın altında bulundu.
 
Avusturyalılar 1895 yılında Efes kazılarına başladıkları zaman Artemislik ilgi odağı olmuştur. Çünkü Wood’un kazılarında tapınağın sunağı henüz bulunamamıştı. 1895’te Efes’te kazılara başlayan Avusturyalıların sicili ise daha Likya’daki kazılardan bozuktu. Kazı Başkanı O. Benndorf 1881 yılından itibaren mimar ve fotoğrafçılardan oluşan bir ekiple Lykia’da araştırmalar yapmış ve Trysa Heronu kabartmalarının Viyana’ya götürülmesini sağlamıştı. İyi bir organizatör olan Prof. O. Benndorf, Efes için kazı izni aldığı 1894 yılında Osman Hamdi Bey kendisine mektup yazmış ve eski eserlerin 1884 yılında kabul edilen yeni Asar-ı Atika Nizamnamesi’ne göre yurt dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını sert bir şekilde uyarmıştır. Buna rağmen Benndorf Efes’ten Viyana’ya eser götürmeyi başarmıştır. Bunda, o dönemin Avusturya-Osmanlı siyasi ilişkileri ve devlet adamları rol oynamıştır. Artemislik kazısı için o zaman Viyana’dan 660 Türk Lirası gelir. Önce bunun 51 lirası 6 dönümlük arazinin alınması için harcanır. Bu arazi alımları daha sonra tapınağın güneyinde ve batısında gerçekleşir.  
 
Hatta O. Benndorf, Artemislik kazılarına başlarken kendisinden daha deneyimli olan Alman C. Humann’ı bulmuş fakat Humann sunak bulma çalışmalarından olumlu bir sonuç alamadan Efes’ten ayrılmıştı. Bilindiği gibi Humann 1878–86 yıllarında Bergama’da kazı yapmış ve Zeus Sunağı’nı Berlin’e kaçırmıştır. Sunağı bulmak 70 yıl sonra Avusturyalı Mimar A. Bammer’a nasip olmuştur. Efes Artemis Tapınağı’nda 1904–1905 yıllarında bir başka İngiliz, British Museum adına kazılara devam eden D.G. Hogarth’tır. 1965 yılında Avusturya Arkeoloji Enstitüsü tarafından yeniden başlatılan kazılar 2000 yılına kadar devam etmiştir. Şuan Artemis kazı alanı Avusturyalıların mülkiyetinde olup, kazı ve araştırma hakkı da tamamen kendilerine aittir.
 
Dünya’nın yedi harikasını derleyen Sidon’lu Antipater tapınağı şöyle tarif etmiştir: “Mağrur Babil’in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve Alpheus’daki Zeus heykelini ve asma bahçeleri gördüm ve Güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos’un engin mezarını; ama Artemis’in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki “İşte! Olimpus’un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı”, (Antipater, Yunan Antolojisi [IX.58]). Bizanslı Philon ise tapınak için şunları yazmıştır: “Kadim Babillilerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus’in mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes’teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı”, (Bizanslı Philon).
 
Artemislik, şanına yakışır bir şekilde Yedi harika’dan biri ve Artemis’e adanmış en büyük tapınak olmasıyla, bir de Efes’in Ana tanrıçasına ait bir kült yeri olması sebepleriyle özel bir öneme haiz. Peki, bizler onun için ne yaptık? Orayı tuvalet yaptık, sarhoş-ayyaş yatağı ve pislik yuvası yaptık. Bekçisiz ve korumasız bıraktık. Ne girişi temizledik ve yolunu düzelttik ne de etraftaki dağınıklığı ve çirkin görüntüleri yok ettik. Yağmur yağsa tepenize iner. Toz kalksa ciğerlerinize… Taş-toprak içinde insanların Yedi Harika’dan birini ziyaret etmelerini kolaylaştırmak ve turizme kazandırmak yerine elimizden geldiğince ziyaret etmemeleri için uğraştık. Ziyaretçiler, Artemislik’i görenler gözlerine inanamıyorlar. Yedi Harika’dan biri Artemis tapınağı bu mu, diyorlar. Çünkü umursamazlık ve ihmal her haliyle göze çarpıyor.
 
Önce Artemis’e bizim sahip çıkmamız lazım. Diyeceksiniz ki neyine? Her şeyine. Yerine, kalıntılarına, adına ve şöhretine. Artemis bugün bakımsız ve acilen yapılacak bir düzenlemeye çok muhtaçtır. Her şeyden önce onu henüz tanımayan bugünkü Efesliler, yani Selçuklular bu konuda ilgisiz ve bilgisizdirler. Bu yüzden de sahip çıkamıyorlar. Selçuk’ta işbaşına gelecek her yönetimin ilçenin diğer sorunları gibi burası içinde çözüm üretmeyi düşünmelidir. Artemislik, hem kültürel hem turistik ve dolayısıyla ekonomik anlamda bir kazançtır.
 
Artemis, ilkin baştan sona temizlenmeli, çevre düzenlemesi yapılmalı, tuvalet ve lavabo ihtiyacı hususları ele alınmalı, orada satış yaparak hayatını kazanmaya çalışan insanların tezgâh ve izin hususları çözümlenmeli, araç giriş-çıkışı ve içerdeki park yeri gözden geçirilmeli ve hatta büfe ile kâffe gibi ek kolaylıklar ilave edilmeli, alan bir küçük milli park ve doğal yaşam alanı şekline sokularak hem av hem de bereket tanrıçası Artemis’in evi ona yakışır halde doğa ve arkeoloji parkına dönüştürülmelidir. Bu haliyle Artemis çok nezih bir turistik çekim alanı ve ziyaretgâh haline getirilebilir.  
 
Artemislik’e giren çıkan araçların oluşturduğu tehlikeyi bertaraf etmek için yapılan yeni yol çalışması zaten Artemis’in ocağına incir ağacı dikti. Çoğunluğu Kuşadası’ndan tura çıkan turist araçları için ilk başlangıç olan Artemis Tapınağı’na giriş olmadığından burası pas geçilmekte ve turlar direk Efes’ten başlamaktadır. Tur bitiminden sonra en son durak olarak Artemis için zaten geçtir ve bu nedenle sırf yolun kapatılmasından Artemis Tapınağı her gün yüzlerce ziyaretçi kaybetmektedir. Haa, derseniz ekonomik olarak bir kayıp yoktur çünkü zaten giriş ücretsizdir, o zaman ona da bir çift lafım var. Samos’daki Hera Tapınağı’na bile 2 Euro ile girilirken ondan daha şöhretli Artemislik’e herhangi bir giriş ücretinin alınmamasını zaten anlamış değilim. Sembolik bile olsa neden bir ücret konulmaz? Artemis’in onuru neden kurtarılmaz?  
 
Artemis’i tarihi, arkeolojik ve çevre yönüyle değerlendirip turistik değeriyle ekonomiye kazandırmak, Efes-Selçuk kültürel etkinlikler bağlamında çok önemli bir çalışma olacak, atılım sağlanacaktır. İşe önce Artemis’i daha sık ve çok ziyaret ederek onu sahiplendiğinizi, onu unutmadığınızı göstererek başlayabilirsiniz. Sonra da ülke ve uluslar arası kamuoyuna Artemis’in Efes’e ve Efeslilere yani sizlere ait olduğunu, son parçacıkları bile olsa, onun mutlaka bir gün geri döneceğini haykırabilirsiniz. Eğer bakım ve düzenleme yapılırsa Artemis’in kaçırılan parçalarının buraya daha çok yakışacağını söylemiş olursunuz.
 
Yoksa bugünkü durumuna bakarak herkes dışından olmasa da içinden “bu mezbeleliğe mi?” diye soracaktır.
 
Sürecek…

24 Mayıs 2010  00:29:37 - Okuma: (1011)  Yazdır




İstatistik