Yazı

CHP’de Kılıçdaroğlu Dönemi
CHP’de Kılıçdaroğlu Dönemi 

Etem Kutsigil

Eski Yunan’da bir kişi, arka arkaya yıllarca yönetimin başı olarak seçilmiş.

Yine bir seçim döneminde, sadece adını bilen, fakat kendisini tanımayan ve ona oy vermeyen bir seçmenle konuşurken, neden ona oy vermediğini sormuş.
Cevabı enteresan olmuş;
“İyi adam, hoş adam ama, senelerce başta kalmasından bıktık be birader.”
CHP Kurultayında Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi bana bu hikâyeyi hatırlattı.
Yıllardan beri söylenegelirdi
“Baykal gitsin artık. Partiye yeni bir görünüş, taze bir kan gelsin.” diye.
Yine pek çok CHP’liden duymuşumdur;
“CHP’ye oy vereceğim ama, şu Baykal olmasa.” 
Ve Baykal, bir ketenpereye getirilerek, istifa etmek zorunda kaldı.
***
Önemli “tenis” maçlarında bir gelenek vardır. Oyuncunun, rakibinin hatalı bir vuruştan aldığı sayı, alkışlanmaz. Başarısızlık değil, başarı alkışlanır.
Baykal’ın yıllardan beri birçok başarısının, AKP’nin ve özellikle Başbakanın yaptığı hatalı konuşmalarına verdiği okkalı cevaplardan, siyasetindeki yanlışları eleştirmesinden kaynaklandığını zannediyorum. Adeta varlık nedeninin, “muhalefet etmek” olduğuna inanmış gibiydi.
Partiyi barajın altından kurtarması söyleniyordu da, onu barajın altına iteleyenin kim olduğu dile getirilmiyordu.
Parti oylarında son zamanlarda görülen artışların, partinin başarılarından değil, daha çok AKP’nin Türkiye’mizi yönetmedeki başarısızlıklarından, talanlarından, “açılım” fiyaskolarından dış politikasının yalınkatlılığından kaynaklandığına inanıyorum. 
CHP’ye oy verenlerin pek çoğunun, “CHP’ye vermeyip, kime verelim? Her şeye rağmen en iyisi Baykal.” diye diye oy verdiklerinin şahidiyim.
Ne yazıktır ki, Partide “TEK ADAM” olması, kendisine rakip olabilecek pek çok yol arkadaşını küstürüp uzaklaştırması, parti içi demokrasisinden habersiz olması, yalnız onun değil, bütün parti başkanlarının tutulduğu bir hastalıktır.
Bu kurultayda onu yalnız bırakan etken, bu ve buna benzer davranışlarının sonucudur.
Yine de yıllarca partiyi sırtlamış ve nice badireyi atlatmış bir “lider” olarak, gidişi böyle olmamalıydı.
Baykal dönemini irdelemek başlı başına bir yazı konusu olduğundan, bu konuya fazla girmeyeceğim.
 
***
Bu gün Kurultayda Kılıçdaoğlu’nun konuşmasını -zaman zaman çok duygulanarak- dinledim. Duygulanmamın nedeni, Kurultayda gördüğüm heyecan, coşku ve ümitti. Aynen Ecevit’in hastalanmadan önceki, inanmış, coşkulu, konuşmalarını hatırlattı. Bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını çok beğendim. Vaadlerini beğendim. Dürüstlüğüne inandığım için, bunları da gerçekleştireceğine inanıyorum.
Yeter ki etrafına yalakaları yaklaştırmasın. Prensiplerinden ödün vermesin.
Yeter ki, halktan uzaklaşmasın. Ve unutmasın ki, siyaset nankördür. Atatürk bile kimilerine yaranamadı!!!-
Bütün kusurlarına rağmen, Baykal’la arasında oluşan buzları kırsın. Unutmasın ki Baykal, iç ve dış politikada mevcut politikacıların içinde en deneyimlisidir. Zorlandığı konularda ondan fikir alsın, ona danışsın. Eminim ki Baykal, ülkemizin ve partisinin çıkarlarını korumada ona rehberlik edecektir. –Eğer Erdoğan, dış politikasını oluştururken, Kârman İnan, Demirel ve bunca emekli büyükelçiden bilgi alarak yararlansaydı, eminim daha başarılı olurdu.
Kılıçdaroğlu bir maliyeci. Bu yüzden pek çok konuda yeteri kadar bilgisi tecrübesi olmayabilir. Bu doğaldır. Bilmediğini sormak, öğrenmek hele böyle bir makamda otururken “ERDEMDİR.” Bu yüzden çok güvenilir danışmanlar seçmek zorundadır. Parti başkanları Peygamber değiller ki Allah, onları Cebrail Aleyhisselâm’la yönlendirsin.
Sözün özü; Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması çok güzeldi. Mesajları, vaadleri açıktı. En önemlisi toparlayıcıydı. Yıllarca öncesinin sloganı;   “UMUDUMUZ ECEVİT” İDİ.
Şimdiki sloganımız da “UMUDUMUZ KILIÇDAROĞLU” dur.
Ve sayın Kılıçdaroğlu; İktidar yürüyüşüne başladığınız bu gün de, iktidar olacağınız gün de şunu unutmayın;
“MAĞRUR OLMA BAŞKAN, SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR”.

23 Mayıs 2010  01:56:24 - Okuma: (812)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik