Yazı

Bursaspor Şampiyon Yaşa Fenerbahçe!
Bursaspor Şampiyon Yaşa Fenerbahçe! 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

2009-2010 Süperliği sona erdi ve yıllar sonra Türkiye ligi tarihinde bir ilk daha yazıldı, Bursaspor Şampiyon! İnsanın kulağına bile değişik geliyor ve bazı insanlarımız hala olayı algılayabilmiş değil! Fenerbahçe Galatasaray ve Beşiktaştan sonra Trabzonsporun ligde ve kupadaki başarısının ardından 4. büyük unvanını alması ve ardından bu günlerde 5. büyük unvanını elde eden Bursa spordan söz ediliyor, ben aslında tüm bu söylemlere hiç katılmadım ve kabulde etmiyorum.

Ne demek büyük, küçük? Türk Süper liginde mücadele eden tüm ekiplerin aslında ayrım yapılmaksızın büyük takımlar olduklarını baştan kabul etmemiz gereklidir! Aksi takdirde en son oynanan Fenerbahçe Trabzon Spor maçı sonunda ortaya çıkan tablolarla daha çok karşılaşırız.
Durumu hep birlikte düşünerek açıklamaya çalışalım; Futbol, dünyada en çok izlenen popüler bir spor dalıdır, ancak gerek seyircisi ve gerekse yöneticisi ile çok farklı ve modern bir yapılanmaya ulaştırılmıştır ancak ne varki bizim ülkemizde bu yapılanma tıpkı eski Osmanlı İmparatorluğunda olduğu gibidir; Sultanlar, Sadrazamlar ve çevrelerini saran kişiler, Kulüp başkanları adeta Kralları andırıyorlar ve onun ardından sırası ile veziri azamı ve diğer üst tabaka elemanları gelir.
Taraftar ise ahalidir aşağı tabakayı oluşturan halktır, kölelerdir, itaat ettikleri sürece ilgi görürler aksi takdirde isyan eden anarşistlerdir. Bazı kulüp yöneticileri kendi kulüplerini öylesine yüce göstererek (ve hatta falan filan cumhuriyeti diyerek) öylesine empoze etmişler ki taraftarlarına! insanın inanası gelmiyor. Aynı zamanda bu kulüpler taraftarının beklentisini öylesine üst düzeye çıkarıyorlarki, ama bu beklentileri hayata geçmeyince de şiddete başvuran halk tabakasından hesap soruyor! Ve işte içi doldurulamayan beklentiler bözle olunca da Şükrü Saraçoğlu stadı ne acıdır ki hali bu hale getiriliyor.
Şiddet hangi alanda olursa olsun çıkış nedenleri ortama bağlıdır demiştik ve her zaman bunun içindirki rezervlerin hepsini kullanmayınız, insanlara biraz esneme payı bırakınız ve de taraftarınızı dogru eğiterek sağlıklı bilgi veriniz dolayısı ile sorumluluğu tek başınıza değilde ortak paydaların belirli kişileri ile paylaşınız ki sonunda ortaya çıkan bu gibi durumlarda yükünüz hafiflesin!
Söylenecek çok şey var sporun özünde olması gereken ancak ülkemizde maalesef haala kavranmayan Fair-Play olgusunun algılanmasına daha çok zamanımız var anlaşılan. Krallık idare eder gibi kulüp yönetilince sonuçlarına katlanmalısınız.
Bursa Sporu buradan kutluyorum defalarca hem de ne bir yabancı antrenör peşine koştu ne de dünyanın en ünlü (ancak modası geçmiş) futbolcularını alıp getirdi top oynattı, nede önüne gelen topları kaleye atma aczi içerisinde olan sporculardan oluşturdu takımını! Sezon başından itibaren istikrarli ve modern futbolun örneklerini sergiliyerek liğin zirvesini gögüsledi hemde bir yığın dedikoduları aşarak.
Evet Bursasporun sevgili çalıştırıcısı Ertuğrul Saglam’ıda buradan kutluyorum, başta hem bize ve hemde öncelikle Beşiktaşa gereken dersleri verdi, metanetle, sabırla ve azimle nasıl bir futbol oynanacağını gösterdi Türkiye’ye. Beşiktaş nesini beğenmedi’de, daha çiçeği burnunda antrenörü hemencecik Mustafa Denizliye tercih etti? Anlamış değilim?
Unutmamalıyız; Sporda başarı için önce yetenek daha sonra çaba ve çalışma ve ardında kararlılık gelir ve bu kural sporcular kadar Antrenörler ve yöneticiler içinde geçerlidir. Ancak şunuda unutmayalım Ülkemiz futbolunun gelişmesi sadece ve sadece milyarları vererek satın aldığımız futbolcularla ölçülmemeli! Bu gelişim ya hep birlikte olmalı, ya da daha çok bekleriz gelişebilmeyi! Hakemi, sporcuyu, yöneticiyi, taraftarı ve aileleri eğitemediğimiz sürece zor gelişiriz.
Evet yaşasın Bursaspor darısı diğer anadolu takımlarına!
Saygılarımla

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı



22 Mayıs 2010  00:11:23 - Okuma: (425)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik