Yazı

Baykal özelinde CHP
Baykal özelinde CHP 

İbrahim Becer

Bahse konu kaseti izlemedim ve dahi izlemeyeceğim. Kişiler ilgi alanıma girmez!

         Benim de dâhil olduğum “yandaş medya” ilk günden itibaren aynı minval üzerinden gitmekte zaten. Oysa ki gürültünün büyüğünü koparan da CHP’nin kendi “yandaş medyası” oldu. (bkz. Yılmaz Özdil, Tufan Türenç…)
         Efendim, Deniz Baykal sanılanın aksine bir yere gitmez, sadece mevzi değiştirir. Gitmemesinin sebebi de Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar’ın kendilerine atfettikleri “eşi menendi bulunmaz” liderlik vasıfları değil, konjonktürün uygun olmamasıdır.
         Eğer o vasıflar, o çatı altında birinde olsaydı, bu halk bu siyasi harekete bir kez olsun iktidarı nasip ederdi. Tüm dünyada Sosyal Demokrat hareketler emek- sermaye ikilemi üzerinden politika yaparken, Türkiye’de ne hikmetse Laik- Müslüman ikilemi üzerinden politika yapıldı. Kendini en baştan beri “Laikliğin teminatı” olarak gösterdi CHP. Hiç lafı eğip bükmeden söyleyeyim, o baskıcı, dediğim dedik, karşısındakini aşağılayan Laiklik anlayışı da çoğu kimsenin umurunda değil. Umurunda olanlar da Kıyı Ege ve biraz da Trakya tarafı.
         CHP için aslolan Devletin kutsanmasıdır. Halkın yaşam seviyesinin yükselmesine etki edecek etmenler, herhangi bir dalda dünya standartlarını yakalamak, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi gibi konularla ilgilenmedi Cumhuriyet Halk Partisi.
         İstese de ilgilenemezdi; çünkü CHP harmanı karılırken bakımlı eller tarafından karılmıştır ve bugüne dek böyle gelmiştir. Elit ve seçkin bir zümreye hitap eder. Bu zümrenin de sıradan insanın sorunlarıyla çok ilgili olduğu söylenemez. Mesela Kadıköy gibi İstanbul elitistlerinin kıblegahında bülbül gibi şakırken, Sultanbeyli’de dut yemiş bülbüle döner.
         Acıdır ama bir o kadar da gerçektir bu hal. Arasıra “çarşaf açılımı” falan yapar ama gök kubbe başımızda durdukça CHP’ de kalası Nur Serter, Canan Arıtman, Önder Sav gibi zevat-ı kiram sayesinde pek de uzun soluklu olmaz bu çıkışlar.
         Nur Serter’in Akademik kariyerindeki, ta Fizan’dan görülebilen başörtülü öğrencileri “ikna odaları” hala hafızalarda tazeliğini korumakta. Yanına bir de Önder Sav’ın Hacca gitmek isteyen Ak Sakallı İhtiyar Amcayla yaptığı sohbeti koyarsanız fazla söze gerek kalmıyor.
         Olmayacak şeye önem atfetmek doğasında vardır bu Hareketin. Mustafa Sarıgül’ün biraz da mahçup bir ifadeyle CHP koltuğunu talep ettiği günleri hatırladınız mı? Olabilir, unutmuşsunuzdur; Eskilerin deyimiyle: “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”. Neyse, hatırlıyorum da Sayın Baykal şöyle demişti: “ O koltuk Atatürk’ün koltuğu olduğu için ismine şaibe bulaştıranlar oturamaz”.
         “Keşke çıtayı bu kadar yükseltmeseydim!” diye hayıflanıyor mudur şu anda Sizce. Bence hayıflanıyordur; çünkü özel hayata saygı bir değer olarak üst sıralarda önceliğimiz olsa da son kaset olayı da başlı başına bir şaibedir. Oysa ki bu kadar abartmasına gerek yoktu. O koltuk ne kadar Onun hakkıysa bir o kadar da Sayın Sarıgül’ün hakkıydı.
         Ama olmadı olamadı! Bugün de olması pek ihtimal dâhilinde görünmüyor. CHP politbüro üyeleri daha ilk günden tavırlarını müstafi ebedi ikinci şeften yana sergilediler. Kemal Kılıçdaroğlu’ da bu arada tarihi bir şansı ıskalamıştır. Eğer korkmasaydı, cesurca tavrını ortaya koysaydı belki de Tayyip Erdoğan’ın Hoca’ya ve Refah’ın ak saçlılarına karşı kazandığı zaferi tekrar edecekti.
Turgut Özal nasıl ki Yıldırım Akbulut’u emanetçi yapmışsa, Hoca’ da Recai Kutan’ı emanetçi yapmıştı. Fakat bu emrivaki Halkın vicdanında yer bulmadığı gibi ileriki yıllarda birini Cumhurbaşkanı, diğerini de Başbakan yaptı. Keşke Kılıçdaroğlu lakabıyla (Gandi Kemal) hareket etmeseydi. Malum ya, Gandhi’nin dünya siyaset terminolojisine en büyük hediyesi “pasif eylemsizlik” olmuştur. Fakat Türk Halkının da pasif adamı sevmediği aşikârdır.
  Bundan sonra ne olur derseniz; Nouma’nın İnönü’ de Beşiktaş tribünlerine üçlük çektirmesi gibi olur. Sayın Baykal’da açlık grevi yapan sadakat timsali taraftarlarını ve “gitme sana muhtacım” şarkısını terennüm eden taraftarlarını kıramaz ve kurultayda gözyaşları içinde rücu eder.
            Uzatmaya gerek yok, zaten şimdiden medya olayı pehlivan tefrikasına döndürdü. Daha olaya CHP’nin o kemik gibi hizipçiliğinin dâhil olmadığını düşünürseniz, bu pilav daha çok su kaldırır…

13 Mayıs 2010  22:55:31 - Okuma: (884)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik