Yazı

Bu kez yorumculuğu bırakıp gerçek gazetecilik yapalım
Bu kez yorumculuğu bırakıp gerçek gazetecilik yapalım 

İbrahim Becer

Nedir “gerçek gazetecilik” sorusunun cevabı malumun ilamından öteye geçmez. Bilinen anlatımıyla; “doğrunun peşinden gitmek” diyelim.

         Eskiler bizden iyi bilir şüphesiz, Osmanlıca da güzel bir deyim vardır: “şuyuu vukuundan beter” derler. Türkçeye çevirdiğinizde “dedikodusu olmasından beter” gibi tatsız tuzsuz bir anlama gelir.
         Soru şu: Şükrü Hoca ile ADD neden yollarını ayırdı.
         Türkiye’de bir gerçek vardır. Atatürk çok fazla kişi tarafından sevilir ama Atatürkçüler herkes tarafından sevilmez. Darılmaca gücenmece yok; eğer tespitimde haksız olsaydım, bugün Önder Sav Başbakan, Canan Arıtman Sağlık Bakanıydı. Siyasi konjonktür öyle demediğine göre tespitimde haklılık payı var demek ki. 
         Bu pilav daha çok su kaldırır da yerel yazacağız bugün.
         Bir Kurumun iktidarına oturmak ayrı bir şeydir, o kurumu muktedir yapabilmek apayrı bir şeydir. Hasbelkader koltuğa kurulabilir ve bir makama sahip olabilirsiniz. Ama ne yapacağınız konusunda herhangi bir fikre sahip değilseniz o kötü işte. Çünkü kimse size “başkan” olamazsınız demiyor; projelerinizi merak edecekler şimdiden söyleyeyim.
         Selefi olduğunuz zat-ı muhterem çıtayı öyle yükseltti ki, belki Selçuk’a deniz getirirseniz bu halkı bir nebze tatmin edebilirsiniz. Bir keş haneye ilham verecek batakhane konumundaki Ahmet Ferahlı Parkı Hoca sayesinde itibar kazandı. Her şehrin gecekondusu çevresinde biterken Selçuk, kendi gece kondusunu şehrin göbeğine dikmişti hatırlarsınız.
         Her eğitim öğretim sezonunda öğrencilere yapılan ayni ve nakdi yardımları Selçuklu Hemşerilerim ne çabuk unuttular. Hoca’nın bu konuda harcadığı olağanüstü emeği yakından bilen biri olarak Hoca’ya yapılan bu haksızlık karşısında susanlara teessüflerimi iletirim.
         Bir araştırın bakalım çevre ilçelerdeki sivil toplum kuruluşlarını ne işle iştigal etmekteler. Değil Selçuk’ta, emsalini Türkiye’de bulmanız zordur. Bugün siyasi Partilerin bile kapıları seçimden seçime açılırken Hoca’nın ADD’ sinin bacası hep tüttü.
         Bütün bunlar için ihtiyacı olan parayı da kimseye dayanmadan, çalışarak, istihdam yaratarak, beşeri ilişkilerini kullanarak, aslanlar gibi kazandı ve yüzlerce çocuğa umut oldu.
         Sayın Belediye Başkanımız yapılan kongrede anladığım kadarıyla iki şerh düşmüşler: Birincisi daha fazla beklentilerinin olması, ikincisi de gençlerin önünün açılması konusu.
         Beklenti konusuna yukarıda değindim. O çıtanın ne kadar daha yükselebileceğini Ben de çok merak ediyorum. Çünkü Selçuk’ta ADD, “eşiğine düşen başı kaldırmakla” eş anlamlıdır Halk nezdinde. Daha da sade söylemek gerekirse herkes tarafından muteber bir yerdedir.
         Gençlik konusuna gelince o kadar da umutlu olmayın Sayın Başkan. Bugün Türkiye’nin Güneydoğusunda bu Ülke çatır çatır savaşıyor ve bu Ülkenin gençleri bedelli askerlik yapabilmek için can atıyor. “Arş yiğitler vatan imdadına” dediğiniz anda etrafınızda kaç kişiyi bulacağınızı sanıyorsunuz.
         Ya yurt dışındaki Gurbetçilerimizin durumları? Bir araştırın bakalım yeni nesil gençlerimizin kaçta kaçı Alman vatandaşlığına geçmişler. Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin bu yollarda gördüğüm kafasında bir avuç jöle, düşük bel pantolon, çakma Nike ayakkabı, kitapla kanlı bıçaklı bu gençler mi güvendikleriniz. (Aksi durumdakileri tenzih ederim.)
         Bunlar mı Şükrü Özkaynak’tan daha genç, bunlar mı daha vatansever, bunlar mı daha entelektüel, bunlar mı daha şık, daha muteber…
         Sizler mi daha Atatürkçüydünüz yoksa?
         Kısacası gençlik, beklenti, yeni ufuklar açmak, vizyon falan bunlar güzel laflar da ete kemiğe bürünürse daha bir tok tutuyor insanı.
         “Senin gibi mürteciye de ne oluyor?” derseniz ki dersiniz, Akif’e kulak verin derim:
                  
“İnkılâp ümmetinin şânı yakıp yıkmaktır.
Size çılgın demeyen varsa, kuzum, ahmaktır.
Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir
Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.
 
Sade sen gösteriver ‘işte budur kubbe’ diye
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.
Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan.
 
Bunların var mı sizin listede hiç benzeri; yok.
Ya ne var? Bir kuru dil, siz buyurun karnım tok.
Ötmeyin nafile baykuş gibi karşımda, susun.
Mürtecisin be imam? Mürteciyim hamdolsun...”
         En azından vefalıyım…


29 Nisan 2010  23:00:02 - Okuma: (665)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik