Yazı

Takke Düştü Kel Göründü
Takke Düştü Kel Göründü 

Hüseyin Taşyakan

Eski ama, güncelliğini asla kaybetmeyen bir sözdür. Dili başka, aklı başka söyleyenlerin bir gün kendi kendilerini ele verdikleri durumu en kısa yoldan anlatır. Bu gün itibariyle dediğim dedik, çaldığım düdük inadıyla hareket eden AKP'yi de aynı ile vaki anlatan bir sözdür üstelik.

   İktidar olduklarından beri kullandıkları ifadelere bakarsanız en demokrat onlar! en barışçı ve uzlaşmacı onlar! halkından başka hiç bir şeyi düşünmeyen, ülkede barış ve huzur ortamı için kendi makamlarını ve hatta (bazen ağlamalı sızlamalı acitasyonlu ifadelerle) canlarını bile feda edebilecek olanlar da onlar ! Onlar hariç herkes kavgacı, uzlaşmadan uzak, halkını sevmeyen menfaatçi. Velhasıl AKP sütten çıkmış kaşık gibi ak ! 
 
    Sadece Recep Tayyip Erdoğan'ı, onun icazetiyle konuşma hakkına sahip olanları ve bu iktidarın kuyruğunda yaşamaktan hicap duymayan yandaş ve yanaşma gazete müspettelerini ve bünyesindeki kiralık borazanları dinlerseniz; siz de yukarıdaki paragrafla uyum halinde olursunuz. Ancak bu ülkede olanların ne söylediğine, neyi işaret ettiğine bakmak lazım.
 
    Şöyle bir 8 yıl öncesinden yola çıkarak AKP iktidarı dönemini irdelerseniz, bir defa Liderlerinin bu güne kadar kavga etmediği bir muhalifinin olmadığını, halkı olabildiğince gereceğini bildiği halde aykırı ve Laik Türkiye Cumhuriyeti' nin asla kaldıramayacağı değişiklik adımlarını ısrarla ve bile bile attığını görürsünüz. Attığı onca aykırı adımlar karşılığında  ise zerre kadar eleştiriye de tahammülsüz olduğunu da görürsünüz. (En büyük zenginliklerimizden hiciv ve mizahımızın bile, Recep Tayyip Erdoğan' ın başbakanlığında tarihe karışmak üzere olduğunu söylemek abartı olmaz sanırım.) Hatta bu tahammülsüzlüğü ile koskoca TBMM başkanını dahi fırçalamaya cüret ettiğine bu ülkede milyonlar şahit olmuştur. Bu da yetmemiş, kendileriyle karşıt görüşte olduğunu gördüğü yargıya dahi kafa tutacak kadar ileriye gitmiştir.
 
   İfade ettikleri gibi barışçı ve uzlaşmacı olmadıklarını görmek ve anlamak için tüm AKP kadrosunu izlemeye ve incelemeye zaten gerek yok. Tabandan tavanına liderlerinin sözünden çıkmayan AKP teşkilatının bu anlamda ne kadar uzlaşmacı olup olamayacağını anlamak için, Recep Tayyip Erdoğan' ın tavırlarına bakmak yeterde artar bile. Peki, AKP liderinin her konuşmasında diline pelezenk ettiği millet sevgisinin gerçek olduğuna nasıl inanacağız? Bu yazının asıl konusu olan Anayasa değişikliği ve AKP' nin bu konuda gösterdiği yangından mal kaçırır edası da, onların dillerinden düşürmedikleri millet sevgisinin ne kadar gerçek olduğunu ! gün gibi aşikar etmektedir.
 
    Türkiye'de halkın ve AKP'nin gündemleri, gerçekler ile rüyalar kadar birbirine uzaktır. Bu ülkede yaşayan insanların gündeminde işsizlik, geçim sıkıntısı, ürettiğinin karşılığını alamamak, yıllarca dirsek çürüttüğü okullardan çıkıp nihayetinde kültürlü bir işsiz sıfatına sahip olmak, hele ki emekliyse, sersefalet içinde ölmemek için sabah akşam Allah'a niyaz etmek vardır. Bu günlerde meclis oturumlarını izliyorsanız mutlaka şahit olacaksınız. Eğer bu saydığımız halkın gerçek gündemini ilgilendiren öneriler geliyorsa reddediliyor, ama Recep Tayyip Erdoğan'ın emriyle anayasa konulu her madde, kendilerini millet aşığı diye ilan edenlerin oylarıyla kabul ediliyor.
 
   Bu ülke de birileri millet millet diye siyasi nutuklar çekecek ama, bu milletin içinde; Kendisinin dersane parasını ödeyemediğinden ötürü annesinin hapse düşmesine dayanamayıp bunalıma giren 17 yaşında bir genç  canına kıyacak. Tüm bunlar olurken AKP'nin yegane sorunu Anayasa değişikliği, dolayısıyla en başta Anayasa Mahkemesi üyelerini meclisin belirlemesi olacak. Karşılarında duran herkesi kavgacı, halk ve demokrasi düşmanı diye şikayet edecekler ancak, uzlaşmaya yönelik tekliflerde öncelikle kendi menfaatlerini öncelikli sayan bir zihniyetle hayır diyecekler. 
 
    İşte takkenin düşüp kelin görüldüğü yer de burasıdır. Biz her şeyi halkımız için yapıyoruz diyenler, halkımızın uzaktan yakından alakadar olmadığı 3 maddeyi paketten ayırmak cesaretini göstermemiş, dolayısıyle suç üstü yakalanmışlardır. Çünki AKP' nin asıl istediği, Türk halkına demokratik bir Anayasa sağlamak değil, yakın gelecekte kendilerini
yargılayacak olanları kendisinin seçebilmesidir. Bu nu Türkiye Cumhuriyeti' nde hukuktan anlayan herkes biliyor, söylüyor.
    
     Anayasa tartışmalarını bu ülkenin gündemine soktuklarından beri, özellikle liderleri olmak üzere, AKP' nin tek bir kelam etmediği ve sorulanlara cevap vermediği konunun sadece dokunulmazlık olduğunu görmek bile, AKP'nin neden sabahın 5 lerine kadar meclisi mesaide tutacak kadar telaşta oluşunu yeterince anlatıyor. Artık korkuları dağları aştı, kendileri de çok iyi biliyor ki; önümüze gelecek ilk sandıktan AKP'nin halka hesap vereceği günler çıkacak.                                                                                          
 
    Sadece kendileri için Anayasa yapmaya kalkanları, tek başına iktidar olmanın şımarıklığıyla önüne çıkan her kişi ve kurumla kavga edenleri ve bu vesileyle, özellikle son bir haftadır şahid olduğumuz üzere; Bir bakanımızın burnunun kırılmasına varacak kadar, ülkenin dört bir yanında gerginlik ve öfke yaratan tutumlarıyla asla devlet adamı olamayacaklarını ispatlayanları tarihe gömmek, bu ülke vatandaşının da en asil görevi olacaktır.


22 Nisan 2010  08:47:17 - Okuma: (712)  Yazdır




İstatistik