Yazı

Süt Üreticilerinin Boykotu
Süt Üreticilerinin Boykotu 

Özcan Nevres

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki süt üreticileri süt alıcılarının çiğ süt alımında indirim yapmalarını protesto etmek için sütlerini alıcılara vermektense dökmeyi yeğliyorlar.

Süt alıcıları çiğ süt fiyatını önce seksen iki kuruşa çıkardılar. Kısa bir süre sonra ise yetmiş kuruşa düşürdüler. Yıllardan beri süt üreticilerinin değişmez kaderi bu. Ülkemizin büyük baş hayvancılığında en önemli yem küspedir. Şeker ithalatının serbest bırakılmasıyla yerli şeker üretimi oldukça gerilemiştir. Şeker üretimi gerileyince, küspe üretimi de oldukça azaldı. Azalınca da arz ve talep sonucu fiyatı oldukça arttı. Aslında değişen bir şey yok. Yıllar öncesinde de süt ile yem fiyatı hep başa baş gitmişlerdir. Oysa bir litre süt hiçbir zaman bir kilo yemden elde edilememiştir. Bu nedenle de süt üreticileri hayvanlarını otlamaya çıkarmak zorunda kalmışlardır. Doğada her canlı yaşadığı ortama uyum sağlamak zorundadır. Çok süt veren ineklerin memeleri büyük olduğundan otlama ortamında memeleri çalılardan ve dikenlerden rahatsız olmaktadır. Bu durumda ineğin yapacağı tek şey memelerini küçültmektir. Memeler küçüldükçe de süt verimi oldukça düşer. Satın alındıkları ülkelerde otuz beş litreye kadar süt veren inekler, ülkemizde doğaya uyum sağlamak için verimini on on iki litreye kadar düşürmektedirler.
Süt üreticilerinin yıllardan beri süregelmekte olan kötü kaderlerini değiştirmek için kooperatif çatısı altında birleşmeleri gerekir. Bunu yapmadıkları sürece alıcıların insafına kalırlar. Süt üreticileri kooperatif çatısı altında birleşinceye kadar sütlerini dökeceklerine peynir, çökelek ve tere yağı üretmeye yönlenmelidirler. Böylece de süt alıcıları tarafından sömürülmekten kurtulurlar.
Yedi litre inek sütünden bir kilo tam yağlı peynir elde edilir. Lezzetine de doyum olmaz. Kaynatma bedelini de eklediğimizde bir kilo tam yağlı peynir yetmiş kuruşluk fiyatla beş buçuk liraya mal olur. Bir kilo tam yağlı yoğurdun maliyeti ise yüz yirmi beş kuruşu geçmez. Yoğurt yoğurt olarak tüketilemediğinde ayran makinesinde dövülerek tere yağı çıkarılır. Yağı alınmış ayran ısıtılarak çökelek elde edilir.
Dürt ay kadar Muğla'nın Ortaca beldesinde yaşamıştım. O yıllarda şimdiki gibi süt işleme fabrikaları yoktu. Ortaca'da mandıra bile yoktu. Oysa inekçilik çok yaygındı. Her evde ayran makinesi vardı ama krema makinesi yoktu. İnek besleyenler sağdıkları ineklerin sütünü genelde yoğurt yaparlardı. Sonra da ayran makinesinde dövüp tere yağı elde ederlerdi. Ayrandan da çökelek yaparlardı. O yıllarda Ortaca Köyceğiz'e bağlı bir bucak olmasına rağmen o bölgenin en hareketli pazarına sahipti. Cuma günleri kurulan pazarda en çok süt ürünleri satılırdı. Pide fırınlarında en revaçta olan çökelekli pideydi. Pazara başta İzmir ve Fethiye olmak üzere İstanbul'dan da alıcılar gelirlerdi. Hiçbir süt üreticisinin malının elde kalacağı korkusu yoktu. Yedi günde ürettiklerini pazarda bir günde satıyorlardı. Ortacalılar aynı zamanda pamuk üreticisidirler. Pamukçulardan ağlaşanı çok gördüm ama, hayvancılardan ağlayanları hiç görmedim. Demek ki istedikten sonra evde üretim yapıp pazarda satılıyormuş.
Eğer süt üreticileri sütlerini dökeceklerine kendileri üretirlerse peynir, tere yağı, yoğurt ve çökelek fiyatları tüketicilerin lehine düşer. Tüketici hem ucuz hem de lezzetli ürünler tüketir. Oysa bu günkü sistemde ben hiçbir süt ürününden tat alamıyorum. Zira tam yağlı dedikleri ürünlerde yağ ancak eser halde vardır. Zaten bu nedenle tükettiklerimizi ağız tadı ile tüketemiyoruz. Menemen'de yaşarken yoğurdumu da peynirimi de evimde yapardım. Bozalanlı Ahmet Kasımpaşa türbesinin yanındaki ulu çınar ağacının altına kamyonetini yanaştırır ve saat ona kadar açık süt satardı. Haftada bir on litre süt alır peynirimi ve yoğurdumu evimde yapardım. Kardeşlerim konuğum olduklarında ilk sordukları yoğurt yaptın mı olurdu? Peki burada da kendi yoğurdumu ve peynirimi yapamam mı? Yapamam. Zira burada sokaklarda süt satanlar litresini yüz elli kuruştan satmaktadırlar. Üstelik güvenli de değil. Büyükçekmece'de yaşarken oturmakta olduğum apartmanın önüne bir süt satıcısı gelirdi. Satıcıya süt alacağım ama önce baş parmağımın tırnağı üzerine bir damla damlatmak istiyorum dediğimde, sana süt satmıyorum dedi ve bir daha da apartmanın önüne süt satmaya gelmedi. Zira foyası açığa çıkmıştı. Süte su katılıp katılmadığı tırnak üzerine damlatılan bir damla sütten anlaşılır. Damla mercimek tanesi gibi duruyorsa katkısızdır. Tırnak üzerinde yayılıyorsa su katkılıdır. Tırnak testi yaptırmayan bir süt satıcısından kesinlikle süt almam.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

12 Nisan 2010  11:23:50 - Okuma: (978)  Yazdır




İstatistik