Yazı

Bizden Kardeş Olmaz...
Bizden Kardeş Olmaz... 

İbrahim Becer

Artık yazmayacaktım ama haberi okuyunca dayanamadım.

Portekiz’deki Fatıma Kasabasıyla Selçuk kardeş şehir oluyormuş. Bu kardeşlikten amaçlanan, Orayı ziyaret eden Katoliklerin bir kısmını Selçuk’a çekebilmek ve din turizminden pay kapabilmek.
Hazreti Meryem, Hıristiyan dünyası için ne kadar önemliyse İslam dünyası için de o kadar önemlidir. Kur’an da Kendisinin iffeti uzun uzun anlatılır. Hikâyesi gerçekten çok güzeldir ve okumadıysanız Meryem Suresi’nin en azından mealini okumanızı tavsiye ederim.
“Yok, Ben odun geldim odun gideceğim” diyen varsa tutmayalım bu arkadaşları. Bir insan Selçuk’ta doğacak, büyüyecek, hatta ölecek ve bu kültürden nasibini almayacak. Olacak iş mi?
“Yok böyle adamlar burada” demeden önce dinle arkadaşım…
Selçuk dediğin yerde cahilin harmanı var harmanı. Ama bu yazının konusu o değil. Benim demek istediğim şu ki; Selçuk, Fatıma ile kardeş falan olamaz, olmamalı. Eğer olursa cümle âleme rezil oluruz.
Ben kırk yaşına merdiven dayadım, öncesini bilmiyorum. İsa bey Camisinin arkasında bahçemiz olması hasebiyle Saint Jean yokuşunu haftada en az üç kez ya inerim ya çıkarım. Manzara hiç değişmez, İsa bey Camisi ve Saint Jean arasında kümelenmiş şarapçılar ve Saint Jean ile karayolu arasında yine kümelenmiş şarapçılar.
Şimdi Benim Selçuklu Kardeşim; anladık, kendi dininin kutsalına zerre kadar saygın yok. Yasalar da senden yana anladığım kadarıyla ki, kimse Sana “iki dinin kutsalı arasında bunu yapamazsın” diyemiyor. Nasıl bir mazoşistsen bundan da zevk alıyorsun amma yarın öbür gün Katoliklerin Fatımasıyla kardeş olduk diyelim…
Katoliklerin en koyu dindar oldukları gerçeğini bir kenara not ederek anlatacağım manzarayı bir tahayyül edin şimdi…
Fatımalı Kardeşlerimiz Taş köprüden bu yana sallanmışlar geliyorlar. Saint Jean yokuşunun başında protokol ve Ekâbir takımı başta olmak üzere cümle Selçuklu hazır, selamsız bandosu modunda bekliyor. Beklenenler geliyor ve yokuş çıkılıyor, Saint Jean’a giriliyor, duygu dolu anlar eşliğinde gezi yapılıyor ve bir Fatımalının aklına Pamucak manzarasını izlemek geliyor.
Fatımalı kardeşimiz, çam ağaçlarının da bulunduğu ve ovaya hâkim terasa gelince bir an için aşağıda “kuru, sulu karıştırıp harman yapan Selçuklularla” göz göze geliyor.
Çok merak ediyorum bu rezaleti muhatabınıza nasıl açıklayacaksınız. Öyle bir yalan olmalı ki daha önce dillendirilmemiş olması gerek.
“ekmek şarap ayini yapmak istedik fakat bakkalda ekmek kalmamıştı, biz de şaraba döktük” dense, yemezler. Kardeşlerimiz bizim kadar kendi dinlerinin cahili olmayacaktır muhtemelen.
“Caminin gölgesinde içiyorlar, bu yüzden sizinle alakası yok” dense ve bir kadastrocu çağırılsa, mesafe ölçülse; bu sefer de kardeşlerden biri “İslam da şarap haram” derse ne olacak?
Ya bu “haram” mevzuuna celallenen biri kalabalığı yarıp “Türkiye Laiktir laik kalacak” diye slogan atarsa! Vay halimize. Baştan söyleyeyim; Katolikler, Laiklik konusunda biraz fazla hassastır.
Katolik inancında Kilise aynı zamanda Devletin ta kendisidir. “Biz Laikiz, dini devletten ayırdık” falan hiç okumayın bunları, diplomatik krize sebep olursunuz. Şartlarının biraz fazla ağır olduğunu bilin yeter. O kadar ağır ki, bir Papazdan isteneni sağlam bir Müslüman’dan isteyemezsin. En azından Türkiye’de en koyu dindarın onların yanında ‘açık çay’ kıvamında kaldığını söylersem yanlış olmaz sanırım.
Şimdi bir daha düşünün; Nasıralı Kardeşlerimizin ( Memleketine atfen Hz. İsa’ya Nasıralı denir) bizi bağırlarına basacaklarından hala emin misiniz? Hangi dinden olursa olsun bir Dindar’ın, kutsalının eteklerinde yapılan bir saygısızlığı hoş göreceğine inanıyor musunuz?
Hadi kardeş olduk diyelim; Kardeş, kardeşe bunu eder mi, benim yaşadığı yerden habersiz Selçuklu Hemşerilerim!

10 Nisan 2010  00:22:10 - Okuma: (574)  Yazdır




İstatistik