Yazı

Tebrikler Canan Arıtman'a
Tebrikler Canan Arıtman'a 

Özcan Nevres

İzmir Milletvekili Canan Arıtman Başbakanın eşinin özel Ata uçağıyla davetli olduğu Katar'daki düğüne gitmiş olmasını sert bir dil ile eleştirmiştir.

Tam da Sayın Canan Arıtman'a uygun bir tepki koyma. Nedense bu fakir ülkenin fakir insanları ile alay eder gibi gerçekleşin bu olaya altı yüz mevcutlu parlamentoda bir tek Sayın Canan Arıtman tepki göstermiştir. Osmanlıların son dönemlerindeki savruklukların koskoca imparatorluğu nasıl bir dar boğaza soktuğunu geçmişiyle ilgilenen her insan çok iyi bilir. Bu günlerde de adeta Osmanlıların son dönemindeki savrukluğu yaşıyoruz. Cumhuriyet tarihinde hangi başbakan korunması için en pahalısından yirmi tane cip almıştır? Bu durumda insan, rahmetli Bülent Ecevit'i nasıl anımsamaz? O başbakanken Hiçbir zaman pahalı arabalara binmemiştir. Bırakınız korumalarına yirmi lüks cip almayı, kendisine bile pahalı bir araba aldırmamıştı. Makam arabası olarak Türk malı bir renaultu tercih etmişti.
Türkiye öyle bir duruma gelmiştir ki; yarınından endişe duymayan çok az insan kalmıştır. Kredi kartlarını ödeyememiş olmanın neden olduğu moralsizlikle, kredi kartlarının borçları yüzünden bir çok insan intihar etmiştir. Kim bilir daha kaç insanımız ödeyemedikleri kredi kartları borçları yüzünden canına kıyacaktır. Kaç kez ekonomiyi kısmen de olsa ayakta tutanın kredi kartları olduğunu, bir gün ödenemeyen kredi kartları borçları yüzünden ekonominin çökeceğini yazmıştım. İşin kötüsü gün gelecek Sosyal Güvenlik kurumları emeklilerine maaş ödeyemeyecek bir duruma düşecektir. Zira işsizlik oranı yükseldikçe sosyal güvenlik kurumlarının gelirleri düşmektedir. Buna rağmen emeklilerin sayısı artmaktadır. Şu anda bile sosyal güvenlik kurumları maaşları devlet desteğiyle ödemektedirler. Peki bu durum nereye kadar sürer. Bir gün sistem mutlaka tökezleyecektir.
Öyle bir ortamda yaşıyoruz ki; neredeyse hiç kimse yarınına güvenle bakamıyor. Her gün gazetelerde ve televizyonlarda cinayet ve intihar haberleri okuyoruz ve izliyoruz. Bir bakıyoruz sağlıklı bir insan bir tinercinin saldırısına uğrayarak can vermiş. Bir bakıyoruz küçücük bir çocuk bir magandanın silahından serseri bir kurşun ile can vermiş. En acı tarafı da o serseri kurşunu sıkanın bulunamaması. Gerçi bulunsa ne olur? İki üç yıl yatar ve çıkar. Vay gidene demekle kalırız. Giden geriye gelemeyeceğine göre o cinayeti işleyenin aldığı ceza ne işe yarar? Cana karşı can alınmadıkça. Korkunç bir cinayet furyasıyla yaşamamızın nedeni cana karşı can alınmaması değil mi?
Uşak ilinin Eşme ilçesinde Yatılı İlköğretim Bölge Okulu öğrencisi on yaşındaki Umut Bulak'n cesedi okulun arka tarafındaki fosseptik çukurunda bulundu. Olay basit bir kaza imiş gibi kapatılacak mı? Oysa kapatılmaması ve üzerinde önemle durulması gerekir. Karanlıktan ve köpeklerden korkan bu çocuk oraya nasıl ve neden gitti? Daha önce bu okulda iki taciz olayı yaşanmış. Taciz sapıklıktır. Bu çocuk o çukura kendi isteğiyle gitmiş olamaz. Bu durumda akla bir sapık cinayeti olduğu gelmez mi?
Küçücük Kardelen Kurtoğlu adlı kızın yaşamak hakkı değil miydi? Küçük kızın hayali okuyup öğretmen olmaktı. Ne yazık madde bağımlısı, hem de otuz yaşındaki biri tarafından bıçaklanarak katledildi. Özcan Akkaya kağıt toplayarak ailesinin geçimine katkıda bulunmaya çalışıyordu. İstanbul dedikleri bu koca köyün varoşlarında çok fakir insanlar yaşar. Kimi iki bisiklet tekerleğinin üzerine monte ettikleri bir karkasa geçirdikleri hararın içine başta kağıt olmak üzere her türlü atıkları toplarlar. O hararı öyle bir doldururlar ki yükleri bir eşek yükünden fazla olur. Bunları gördükçe bu insanlar bu yükü nasıl taşıyorlar diye kendimi sorgularım. İşte Özcan Akkaya da bunlardan biriydi. O ağır yükü taşırken kazara iki kişiye çarpmış. Ne yazık ki çarptığı kişiler insani duygulardan habersiz kişilermiş. Çocuğu öldüresiye dövdükten ve kafatasını dört yerinden çatlattıktan sonra da ellerini bağlayıp bir çukura atıyorlar. Bunlar ne biçim insan ki çocuğun özür dilemesini bile kabul etmiyorlar. On altı yaşındaki çocuk halen hastanede ölümle cebeleşiyor.
Bir ülke ki bir polis dahi ödeyemediği kredi kartları borçları yüzünden bunalıma girip eşini ve çocuğunu öldürüyorsa o ülkede yaşanmaz ama yaşamayıp da nereye gideceğiz? Yaşadığımız bu Türkiye'den başka bir Türkiye yok ki.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com ozcan.nevres@gmail.com


7 Nisan 2010  01:19:04 - Okuma: (570)  Yazdır




İstatistik