Yazı

Kantarın Topuzu
Kantarın Topuzu 

Etem Kutsigil

Kantarın Topuzu

2002 yılından beri AKP iktidarı ikide birde yarattığı polemiklerle, kavgalarla, çatık kaşlar ve kin dolu bakışlarla, yasaların arkasından dolaşmalarla, devleti AKP’leştirerek, haftada bir gündem değiştirerek, Türkiye’yi sekiz yılda, dünyanın en çok borcu olan ülkelerinden biri yaparak, insanlarımızı işsiz bırakarak, özelleştirme adı altında ülkemizin zenginliklerini haraç mezat satmak suretiyle fakirleştirerek, yurttaşlarımızı, dilenci haline düşürerek yürüttüğü iktidarı, halkımızı abandone etti.
 
Hele son aylarda arka arkaya bir sağdan, bir soldan yumruk yiyen boksöre döndük.
Alalım en son adının ne olduğunu bile karıştırdığımız meşhur AÇILIM meselesine.
 
Bilerek mi, bilmeden mi yapılan ve galiba asıl amacı gündem değiştirip günü kurtarmak için atılan adım, yılların kardeş gibi yaşayan iki toplumunu neredeyse birbirine düşman edecekti.
Ki bunda BDP’nin bazı yöneticileri buna çanak tuttu halâ da tutuyor. Hatta bağımsızlığı bile telâffuz ediyorlar.
Kardeşi kardeşe kırdırmakla ne anlayacaklarsa...
 
Öyle anlaşılıyor ki, Cumhuriyetin savcıları da aynı durumda. Eğer öyle olmasaydı, Nevruz’da o pankart açılabilir miydi? Açıldıktan sonra sessiz kalırlar mıydı?
Öyle olmasaydı cesaret eder miydi PKK gözümüzün içine baka baka bayraklarını sallamaya.
İktidarsız bir iktidarın varlığından oluyor hep bunlar. Yazmaktan utandığım düşünceler içindeyim. Bir ben mi.....?
 
Yılmaz Özdil, 26.03.2010 tarihli Hürriyet Gazetesindeki köşesinde bu iktidarın yüzüne gözüne bulaştırdıklarını sayıyor. Lütfen okuyunuz. Aman ihmal etmeyin.
 
Şimdiye kadar göz göre göre T C’nin kurulu düzenini bozmak için, (kendileri reform diyorlar. Ben Cumhuriyetimizin temellerini sarsmak diyorum. ) istediklerinin pek çoğunu yaptılar. Fakat dönüp arkalarına bakınca, – dik bir dağa tırmanırken, aşağıya bakan acemi dağcı gibi- yaptıklarından, ödleri koptu. Zira onları yukarıda bekleyen ADALETİ gördüler.
Nasıl kurtulacaklarını düşündüler ve ancak adaleti de emirlerinin altına alarak kurtulabileceklerini gördüler.
 
Ve kendilerini kurtarmak için TBMM’ne, ölü doğmuş bebeğe benzeyen bir Anayasa taslağı getirdiler.
Getirdikleri bu değişiklik önerisiyle de “kantarın topuzunu kaçırdılar.” Ağızlarına yutamayacakları kadar büyük lokma aldılar.
 
Bu tasarıyı yasalaştırabileceklerine inanmıyorum.
İlk ümidim, aynen tezkere meselesinde olduğu gibi, parti içinden çıkacak varlığına inandığım,  mantıklı, vatansever milletvekilinin ret oyu vermesi.
İkinci beklentim ise halkın reddetmesidir.
 
Değişiklikleri Referandumla yasalaştırırlarsa, lehte oy verecek olanlar, doğacak her kötü sonucun günahına katlanacaklardır.
Ya “Türkiye Cumhuriyeti rejiminin sahibi ve bekçisi” olanlar...
Onların günahı ne?
Yurtsever olmak mı?

3 Nisan 2010  10:10:50 - Okuma: (513)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik