Yazı

Kendi ayakları üzerinde
Kendi ayakları üzerinde 

Pınar Kandemir

Açık denizde..açık açık denizde ,yaşayan biri var.

Küçük, hergün özenle temizlenmiş, giyinip süslenmiş, beyaz bir teknede yaşamaya çalışan biri var. 'Hayat' adı iliştirilmiş en göz yerine..Hayat; gayri ihtiyari, dümdüz, fakat çok anlamlı. Hayat, herkese göreliğiyle uçsuz maviler üzerinde. Yer yer yamalı çatlaklardan mıdır, yoksa taşıdığı ağır anlamdan mı bilinmez bir batıp bir çıkması?
 
     'Hayat' akıp giderken , gün ışıldar.Aralanır Hayat'ın perdeleri ışıyan güne...ve tekneler.. Hayat'a eşlik etmekteler... Her teknede bir başına bir kadın. Kimi tekneye Kader denmiş, bazısının adı Hayal, kimisi Umut kimi Yol. Peki, kiminki seçim bile isteye? Hesap yine aynı mıdır açık denizde de; hangi niyet kimin kısmetinde?
 
     Güvensiz, güvenilmez sularda, bir bir sıralı tekne, her teknede bir başına bir kadın, her kadın kendi asılır kürekleri, yol alsa da almasa da.. her kadın kendi sarar yarasını yardıma ihtiyacı olsa da ve her kadının göğsü doludur kah yalnızlık acısı kah umut tohumuyla.. açık açık denizlerin teknesi, dudaklarının balı zehir derinlerde, yaşamak için güçlenmek güçlendikçe yalnızlığa daha çekici gelmek.. kocaman, dünya yürekli, yaşamaya ,yaşatmaya hazır, her acı bir ders, her sevinç gırtlakta düğüm.. her hevese çıkmaz sokaklar... yanlız kadınlar... İçlerinde koca dünyayı yeşertecek toprak varken yanlız kalanlar onlar...
 
     Kimisi daha genç kız, kimi yetişkin sayılmış ondört yaşında, kimi en verimli çağında, tam zamanında, hala bir vuslata umut bağlayanlar da var aralarında yetmiş yaşında. Terk etmiş, terk edilmiş, yâre aldanmış, yara almış, en güzel çiçeklerini saçlarına takacağına hep başkalarına taç etmiş. Yıllar yılı kadın erkek eşitliğine tabi olsa da, hükmen galip, aslında bu bir masalmış. Issız adaya düşme ihtimali sorusu hep boş! Sürekli çalan aynı nakarat 'yalnızlığa hüküm giymiş!'
 
    Analık kutsanmış göklerde, yerde ana'nın geçmediği küfür özlü sözden sayılmaz. Kadın başa taç, yuvayı yapan inşaat mühendisi, iç işleri bakanı ancak şiddetten de sorumlu(sorunlu). Yok sayılmaktansa, elleri hamurlu iken iş yapması yasaksa, her gün mutlaka biri olmasa diğerinin gözünde gecenin ilham kaynağıysa, güçlenip çalıştıkça, çalışıp kazandıkça, hesap hep değirmenin su kaynağını belden aşağıya çıkaracaksa... O, her kahrı çekmeye mecbur. En büyük telaşı: (yine başkalarını memnun etmeye kurulu düzeninde) ne pişirsem iken; yoktan var etme çabasıyla sunulan bir tas ana yadigârı tarhana, beceriksizliğe yaftaysa, hem çocuk hem genç, hem kadın olmak zorunluluğundaysa! Bunun yanında eş, anne, erkek gibi, bakımlı, ev hanımı, hanımefendi, çalışan, sosyal, çok gezmeyen, dekoratör, eğitimci, muhasebeci, doktor ama hasta olmaya hakkı olmayan, terzi, ezik, eksik, aşçı, TV dekinden bir fazla, güzel, alımlı, çekici, herkesi kendine baktırmayan, sorumluluk sahibi, yeri ev, elleri hamur, istememesi gereken, bir çift güzel söze hasret, idareci, hazırcı, eksik kaburga kemiğinin bitmeyen hesabı... Sıfat tamlamalarında belgisiz zamir, kitaplarda bile adı yok... Daha insan nedir anlamamışken; kız çocuğunun yapmazları ile yüklenen, namus kavramını hep tek başına üstlenen, ne ol ne olma çelişkisine dayanması beklenen kadınlar...
 
    Kadınlar... Yalnızlıkları içlerinde büyütüp, insanlara gülümsüyorlar. Ne kadar zor olsa da, kör, çıkmaz, acılı... En dayanılmaza dayanma kudretini kendilerinde buluyorlar. Batırdıkça onları açık denizler, su soğuklu etkisi ile irkiliyorlar, en baştan başlayıp yeniden ve yeniden yapıyorlar isimleri farklı olan kaderleri benzer teknelerini.
 
    Kısalan saçları eşitliğe ispat çabası mıdır? Yoksa akılla saçın ters orantılı olduğuna gerçekten inanmalı mı?
 
 Pınar Kandemir

1 Nisan 2010  16:13:01 - Okuma: (575)  Yazdır




İstatistik