Yazı

Beni Herkesle Karıştırmayın
Beni Herkesle Karıştırmayın 

Pınar Kandemir

Neredeyse ilk öğrenmelerimizdendir: Dünya yuvarlıktır, Türkiye'nin merkezi Ankara’dır, Bir karenin merkezini bulmak istersek...

         Odak noktası,tam ortası, merkezi ve benzeri... Kendine güvenen, sorumlu, özgür düşünceye sahip insan yetiştirmemek midir bilinmez, eğitim sistemimizin kaygısı; kimsede çıkıp büyük puntolarla yazamamıştır, Kardeşim, güzel arkadaşım Dünya’nda merkez sensin.! Pek az insan diyebilmiştir dünya yuvarlaksa eğer; merkezi benim ayaklarımın altındadır, gibi beylik lafları.
   Dünya kendi etrafında döner ve aynı zamanda benim de ayaklarımın altında…Demek ki neymiş? Ben önemli biriymişim.
   Mini test: İçindeki gücün farkında mısın?
   Aşağıdaki cümleleri birkaç kez tekrar edin, nasıl hissettiğinize de kulak verin.
1-     Dünya yuvarlak olduğundan merkezi kesen sonsuz doğru vardır.
2-     Dünya yuvarlak olduğundan merkezi benim ayaklarımın altındadır.
   İlk cümle ‘evet ne olmuş, hep bildiğimiz şeyler hissi verirken, ya ikinci cümle? Güçsüz olan, etkisi,içimizdeki yankısı az olan hemen birkaç zaman sonra çıkar giderken akıldan, etkileyici olan bilir yer tutmasını.
 ‘Dünyamın merkezi benim ayaklarımın altındadır,’ nasıl büyülü nasıl güçlü bir cümledir. Tabiî ki ukalalık diyen çıkacaktır. Tıpkı dahi insanların o zamanlarda deli olarak nitelendirilmesi gibi. Biraz ukala, ya da kendine güvenen, güçlü, iradeli, kararlarını iyisiyle kötüsüyle kendisi verebilen ve kararlarının olumlu olumsuz sonuçlarına da yine kendisi sahip çıkan çıkabilen bir insan yetiştirme çabasında olmadığından mıdır ; eğitim sistemlerinin, ne tarih ne coğrafya ne biyoloji ne de sosyoloji bilimlerinin hep yusyuvarlak cümlelerle doldurulmuş olması?
   Farklılık iyi bir şey değildir çünkü, temel yanlış ilke budur. Farklılık kötüdür! Olunması gereken şey ; kocaman bir sürüdür! Farklılıktan korkarız biz, toplum olarak sevmeyiz sindiremeyiz, farklı olanı, güdemeyiz. Sıradan oluşa öfke duyup içten içe, zincirleri kırmak isteyip kıramadığımızı hatırlattığından, farklı olanı istemeyiz. Farkı kolayca fark eder ama kabul etmeyiz.
   Fark etmemizin kesinlikle şart koşulduğu şeyleri de öğretilirler bize; insanların farklı oluşunun verdiği renk cümbüşü yerine, kadının erkekten farkı ! Ya da ruhun zenginliğinden, farklı zeka alanlarının var olduğundan değil de hayvandan tek farkımız gülüyor ve düşünüyor olmamız, gibi!
   Oysa cesur olsa ya anne babalar; oğlum sen dünyanın en iyi müzisyeni olacaksın, dese ya? Bir tarih kitabı yazarı ‘Atam bu yurdu, bu dili, bu kültürü sana emanet etti, geleceği sana!’ yazsa ya? Ya da bir coğrafya öğretmenim öğrencilerine ‘ormanlar en önemli doğal zenginliklerimizdendir, ormanlarımızı korumalıyız, ormanda ateş yakmamalıyız’ gibi yuvarlak cümleler kurmak yerine ‘ bu ağaç, bu orman senin!’ diye haykırsa ya doğal kaynaklarımız ve önemi konusunu? Ya o her akşam milyonları kendisine baktıran haber spikerim : ‘Sayın seyirciler alkollü araç kullanan şöfor zincirleme kazaya sebep oldu. 17 kişi öldü 5 ağır yaralı var. Lütfen alkollü araç kullanmayınız’ yuvarlamalarını bırakıp ‘Sayın seyircim, alkollü araç kullanırsan sen de bu gibi kazalara sebep olursun hatta sen de ölürsün’ dese ya?
   Yapmalıyız; kim? Biz.
    Yapmamalıyız; kim? : Biz.
    Biz mesajı verilirse , ‘biz’ çokluk olduğundan; 'ben o çokluğun içinde olmasam da olur, ya da ‘biz’ çokluğundan ‘ben’ çıksam değişen ne olur? diye düşünülemez mi, kolaya kaçmak, sorumluluk almaktan daha çok tercih edilmez mi? Herkese sesleniliyorsa, herkes bireysel çıkarları doğrultusunda 'herkes'e isterse dahil olma lüksüne sahip olur.
   Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni Türk gençlerine emanet etmiştir, cümlesinde geçen birey olarak fark edilmeme hissini, motivasyon eksikliğini, bana değil sana diyor ayıbını, bana verilmeyen değeri bulunuz. 'Bu vatanı Atam Sana (Bana) emanet etti!' denirse Ben vatanım için yapabileceklerimde sınır tanımam.
   Bence önce, bir topluluğu uyandırmak istiyorsan, 'Sen' demelisin. Sen...Ben seni önemsiyorum demektir çünkü bu. Koca topluluğun içinde her birey daha kolay alır o vakit konuşulanı, daha değerli hisseder kendini, o kadar insan hepsi aynı anda bana diyor diye geçirir içinden, kulak kesilir. Ne dersin böylesi Sence de daha etkili olmaz mı?
Pınar Kandemir

24 Mart 2010  00:48:56 - Okuma: (695)  Yazdır




İstatistik