Yazı

Diyarbakırspor - Bursaspor Futbol Maçı Ve Sporda Şiddet
Diyarbakırspor - Bursaspor Futbol Maçı Ve Sporda Şiddet 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Uzun bir süre yazmakla-yazmamak arasında bocalayıp durdum ama artık eminim ve yazmanın kesinlikle her hangi bir sakıncası yok, hatta bu yazım dikkatle okununca türk futboluna yararlar getireceği inancını taşıyorum:

Sporda şiddete ilişkin görüş ve düşüncelerimi Sayın Bakanımızla, Sayın Futbol Federasyonu Başkanımızla, Sayın Ulusal Olimpiyat Komitesi Başkanımızla ve hatta Emniyet Genel Müdürlüğümüzle yazışarak paylaşarak önerilerimi bildirdim. Üzülerek belirtmek isterimki Emniyet Genel Müdürlüğümüzün dışında hiç kimseden şu ana kadar hiç bir dönüş olmadı? Bilindiği  üzere gündemimizi birinci derecede oluşturan Sporda Şiddet ülkemizde büyük boyutlarla artarak devam ediyor. Bundan bir kaç ay önce Bursada oynanan Bursaspor-Diyarbakırspor Türk-Cell Ligi Futbol karşılaşmasından önce ve sonra çıkan olaylara ve, değerli okurlarım bu konudaki görüşlerimi yazılarımdan çok iyi bilir ve hatırlarlar.
Ancak şu anda tam zamanı gelmişken Diyarbakırda oynanan ve başlaması ile son bulan Diyarbakırspor-Bursaspor futbol maçı, İstanbulda oynanan İstanbul Büyük Şehir Belediyespor-Diyarbakırspor futbol maçının son dakikalarda ertelenen maçının ardından, tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum; 
Öncelikle belirtmem gerekir ki; Burada ben, ne Bursaspor taraftarının Bursa' da oynanan maçta Diyarbakırlılara PKK benzetmesi yaparak ırkçılık yapmasını, ne de  Diyarbakırlıların Diyarbakır'da attıkları taşları ve ne de istanbul'da sahaya inerek maçı iptal ettirmelerini onaylıyorum. Buradan bir kez daha sportif yarışmaların siyasete alet edilmeleri yerine, bir spor politikasının oluşturmasının daha doğru olacağını hatırlatmak istiyorum.
Bursa, Diyarbakır ve İstanbulda çıkan olayların 1. Derece sorumluları, bana göre Türkiye Futbol Federasyonu ile Spordan sorumlu Devlet bakanlığımızdır, bunun nedeni? Yıllar önce altına imza attığımız ancak ihmal ettiğimiz ve bu güne kadar ha bugün ha yarın diye salladığımız Sosyal bir proje olan "Taraftar Projesinin" bu iki kurum tarafından hayata geçirilmemiş olmasındandır. Nedir bu imzalanan protokoller?
Bunlardan birincisi:
Avrupa Konseyi'nin "Spor Karşılaşmalarında Özellikle de Futbol Maçlarında Seyirci Şiddeti ve Kötü Davranışı  Konusunda Avrupa Sözleşmesi"  25-09-1986 tarihinde Strazburg'da tüm Avrupa Konseyi Ülkelerince imzalanmış, bu Sözleşme'nin Ülkemizce de imzalanması 3608 sayılı  Kanun ile uygun bulunmuştur. Diğer taraftan Anayasamızın 90. Maddesinin son fıkrası: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş  uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir"  ifadesiyle Avrupa Şiddet Sözleşmesi'nin uygulamaya konulması  ve bunun izlenmesinden sorumlu olarak kurulan Daimi Komitesi'nin aldığı  KARARLARIN Yasal olarak Ülkemizde uygulamaya konulmasını bir GEREKÇE olarak zorunlu kılmakta olduğunu açıkça ifade etmektedir. Bu maddelerden 11., 12. ve 13. ‘sü aşağıdadır:
Madde 11. "Sporda Şiddet Konusunda"  ulusal koordineli olarak bir organın  kurulması; Taraftar koordinasyon Merkezi (Taraftar Projeleri).
Madde 12. Şiddet sorunlarıyla ilgilenecek, kararların uygulanmasını  gözlemleyecek, Daimi Komite çalışmalarını  takip edecek (bu konudaki uluslararası  toplantılara aktif bir şekilde katılıp, rapor alıp-verecek) ve bilgileri ilgili ulusal kuruluşlara, birimlere vs., gönderecek nitelikli, eğitimli ve konulara ilişkin tecrübeye sahip personelden ibaret bir ekibin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulması; (Bu birim Almanyada Futbol Federasyonu bünyesinde yıllar önce kurulmuştur.)
Madde 13. Uluslararası  polis işbirliğini sağlayacak ve bilgi alışverişinde bulunacak eğitimli ve uygun nitelikli bir ekip organizasyonunun (Sporda Şiddet Konusunda Uzman olan ve gerekli yabancı  dil bilgisine sahip olan bireylerin) İçişleri Bakanlığı Bünyesinde oluşturulmasıdır. (Bu güne kadar atılmış bir adım hala yoktur!)
Bir ikincisi; 15-17 Kasım 2000 tarihinde Avrupa Şiddet Sözleşmesi Daimi Komitesi tarafından Türkiye'de yapılan inceleme sonucunda;  stadyumların yeniden tamir ve inşa edilmesi ile  modernizasyonu için planlı ve  koordinasyonlu  bir  çalışmanın  başlatılması uyarısı yapılmış bulunmaktadır. Raporda, kasdedilen husus stadyumların yapısının Avrupa Standardizasyon Komisyonu tarafından hazırlanmış olan Avrupa Standartları (Ens) ile getirilen normlara uygun bir hale getirilmesidir. (Bu konuda Federasyonumuzun yaptıkları olumlu çalışmaları ortada ve kulüplerimiz yavaş yavaş bu yolda ilerliyorlar ama yavaş! Örn. Şükrü saracoğlu, Kayseri stadyumları ve yolda gelenleri sayabiliriz.)
Yukarıdaki konular bu güne dek hep gözardı edilmiş yada ciddiye alınmamıştır, böyle kaldığı sürecede futbolda daha çok büyük sorunlar yaşıyacağımızı bilmemiz gerekmektedir.
Futbolda şiddet ve ırkçılığa karşı  ne  kadar yasal düzenlemeler çıkarırsanız çıkarın sorunu çözebilmeniz işte örneklerini yakın geçmişimizde gördüğümüz olaylarda olduğu gibi çözebilmemiz olanaksızlaşır, Ne zamanki! üyesi olduğumuz kurum olan (UEFA) ve ona bağlı olan avrupa ülkelerinin uyguladığı Sosyal projelerin en başında yer alan Taraftar Projelerini hayata geçirmemizle mümkün olabileceğini tekrar hatırlatırım!
Taraftar Projeleri; (özellikle almanya ve avrupada) "Fan Projeleri" adı altında yürütülen ve o ülkelerin futbol federasyonlarınca desteklenen; futbolun o ülkede sevdirilmesine, şiddetten korunmasına ve taraftarlarla kulüpler arasında çok iyi ilişkilerin ve iletişimin kurulmasına, pozitif taraftar kültürürün oluşturulmasına, bunun yanı sıra diğer kulüp sporcuları ve seyircilerine karşı saygılı olunmayı öğretmeye yönelik bir projedir.
Kişisel kanım ve bir bilim adamı  olarak Türk insanının bu sorunun altından kalkabileceği inancını taşıyorum!
10 yıla yakın bir süredir bu alanda yaptığım çaba, çalışma ve deneyimlerimle ülkemizde futbolda şiddetin daha alt düzeye çekebileceğimizi ve hatta zamanla ortadan kalkabileceği inanıncını hala kaybetmedim.
Ne zamanki Kulüpler kendi taraftarlarına adam gibi sahip çıkmasını öğrenirler ve onların eğitimlerine önem verirler işte o zaman bizler stadyumlara daha rahat gidebiliriz! Buda Türkiye Futbol Federasyonu'nun alacaği kesin tavırla mümkün olabilecektir. Bunun için yetkili ve ilgili kurumların buna yaklaşımları olursa bunu başlatmaya hazır olduğumuzu buradan bir kez daha bildirmek istiyorum. 
Şiddetten uzak bir yaşam diler, en içten saygılarımı sunarım.
 
Prof. Dr. Seyhan Hasırcı 


16 Mart 2010  23:26:51 - Okuma: (441)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik