Yazı

Artık Kabak Tadı Veren Ermeni “Sözde Soykırımı” Sorunu
Artık Kabak Tadı Veren Ermeni “Sözde Soykırımı” Sorunu 

Etem Kutsigil

“Nisan ayı geliyor yine başlayacaklar bunlar” derken, bu yıl Mart ayında oyunu sahnelemeye başladılar. ABD Senatosu da “soykırımı” onaylarsa, başları göğe erecek. Olay nedir?

Soykırım denen olay, Birinci Dünya Savasında 1915 yılında yani 95 yıl önce, Ruslara karşı savaşan silâhlı kuvvetlerimizi, arkadan vurmak suretiyle iki ateş arasında bırakan Ermeni çetelerine karşı, Osmanlı Devletinin Bakanlar Kurulunca alınan bir önlemden ibarettir. 
Nedir o önlem? Ermenilerin Suriye’ye, Lübnan’a zorunlu olarak göç ettirilmesi.
Nasıl? Kafileler halinde gelecek olan Ermenilerin, mal ve can emniyetinin sağlanması için, yol üstündeki vali ve kaymakamlara “kesin emir” vererek. Beslenmelerini ve konaklayacakları yerleri sağlayarak...
Ne var ki o tarihlerde Osmanlı zaptiyesi Batıda bile yeteri kadar etkili değildi.
Bu yüzden, göçenleri soymak için Türk, Kürt ve hatta Ermeni çeteleri var mıydı? Evet.
Yaşlılıktan, hastalıktan, gıdasızlıktan vs. sebeplerden ölenler oldu mu? Ne yazık ki oldu.
Aynı yıllarda bizim insanlarımız da aynı nedenlerle ölmüyor muydu? Binlercesi...
Ermeniler Türk köylerini basıp, insanları öldürmediler mi? Binlercesini...
Karşılıklı çarpışmanın adı, ne zamandan beri “soykırım” oldu?
Kaldı ki Birleşmiş Milletler Örgütü, soykırımı tanımladıktan sonra, 1948 yılından önceki olayların üstüne de sünger çizmişken;
Kaldı ki; Bu dava, Avrupa Adalet Divanı’nın birinci dairesi tarafından 17 Aralık 2003 tarihinde Esas No: T-346/03 kararı ile “reddedilmişken”.
Kaldı ki;  Ermeni diasporası bunun üzerine temyize gitmişken ve AAD’nın dördüncü dairesinde görülen  temyiz davası, 17.04.2004 tarihinde C-18/04 P Esas no’lu  nihâi karar ile yeniden reddedilmişken
Kaldı ki; bu nihâi kararla Ermeniler ayrıca 30.bin Avro’luk mahkeme masrafını da ödemeye mahkûm edilmişken...
Eğer bu şamata hâlâ ısıtılıp ısıtılıp her ülkenin parlamentolarına servis ediliyorsa, bunda iki büyük hata var.
Birincisi, bizi savunmak için ABD’deki Yahudi lobilerine muhtaç hâle gelmişsek, gelmiş geçmiş iktidarlara “yazıklar olsun!”
İçine ettiler, Atatürk döneminde uluslararası saygınlığı tavan yapan koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin.
İkincisi, gerek o ülkelerdeki vatandaşlarımız, gerekse Dışişleri Bakanlığımızın görevlileri, derin bir gaflet uykusu içindeler. Oradaki Türkler senede bir defa “Türk Yürüyüşü” yaparak, Türkiye’nin meselelerine yardımcı olamazlar.
Onlar şimdi “Türkiye’nin menfaatleri için bugün ne yaptın?” prensibinden, “Bu gün ABD’in yararına ne yaptın?” prensibine, daha bağlı.  
Gerçi onlar da haklı. Onlara iş mi verdik? Aş mı verdik? Seve seve mi gittiler bu kadar uzak diyarlara.
Doğaldır ki,
“KARNIMIN DOYDUĞU YER VATANIMDIR.” diyecekler.
Bana göre bu soru Ermeni sorunu değil, “Türkiye’yi söğüşleme” sorunu.
Neden mi?
*Bizi savunsun diye tuttuğumuz lobiler, kuruluşlar “Allah rızası için mi çalışıyorlar bizim için?”
* Her iki tarafça kafakola alınan Senatörlerin kaç tanesi, bu işi bedava yapıyor?
* Ve bir şey daha var ki, fanatik olmayan Ermenistan’daki Ermeniler bu tepişmeden memnun değil. Zira, Ermeni diasporası(*), bu işler için dünya kadar para toplarken, Ermenistan’a yaptığı yardım, devede kulakmış...
Bu durumda biz ne yapmalıyız? Her ülkede aleyhimizde oy verecek parlamenterleri iyi saptamak ve onları “laf olsun diye değil, parayla değil, çatır çatır anlatıp onları inandırarak vereceği oyu değiştirtmek.”
Eğer adam, adam gibi adamsa, dinler ve kararını verir. Kös dinliyormuş gibi dinliyorsa, “ko.. rahvan gitsin.”
Ondan hayır gelmez.
Biz kendimizi savunmak için önlemler alırken, bu gün dünyamızda, ekonomik yönden para içinde yüzen her devletin tarihi, hatta bugünü bile cinayetlerle, soykırımlarla, işkencelerle, çeşitli entrikalarla kapkaradır. İnanmayan “Irak” tan gelen haberlere baksın.
Hz. İsa, kadının birisini “kötü kadın oldu” diye, taşlayarak öldürmek isteyenlere şunu söylemiştir.
“Hiç günahı olmayan ilk taşı atsın.”
Biz de kafalarına soka soka demeliyiz ki,
“ One minute! One minute!
BİZ ORDUMUZU SAVUNDUK.
SIRF “ERMENİDİR” DİYE ÖLDÜRMÜŞ OLSAYDIK, TÜRKİYE’DE BUGÜN HİÇ ERMENİ KALMAZDI. KALDI Kİ OSMANLI’DA TÜRKLER “EFRAD I BÎ İDRAK” idraksiz kişiler olarak nitelenirken, ERMENİLER MİLLET İ SÂDIKA sâdık millet DİYE YÜCELTİLMİŞTİR. 
GÖÇE ZORLAMA KARARNAMESİNİ İMZALAYANLAR ARASINDA, BİZE HAK VEREN, ERMENİ BAKANLAR DA VARDI.
YA SİZLER; KIZILDERİLİLERE, ZENCİLERE, JAPONLARA, CEZAİRLİLERE, LİBYALILARA, ETİYOPYALILARA, HİNTLİLERE, IRAKLILARA BOŞNAKLARA, ARNAVUTLARA.... daha sayalım mı? Soykırımı yapmadınız mı? “Soykırımcı” lâkabı, bize değil, size yakışır.” Demeliyiz. Ama sinirlenmeden, haklı olduğumuzu bilmenin güveniyle, sukûnetle, fakat ısrarla...
Şunu unutmamamız gerekir ki,
“BİZ SEVR’İ YIRTANLARIN ÇOCUKLARI, TORUNLARIYIZ.”
İşte bunun için gece gündüz “ULUSAL BAĞIMSIZLIK SAHİBİ VE BORÇSUZ EKONOMİ İSTERİZ” diyoruz.
Veeeeeeeee halkına güvenen veeeeeee halkın güvendiği;
kavgacı değil, uzlaşıcı; 
“Demokrasiyi tramavay zannetmeyen, demokrasiye gerçekten inanan;
Orduyla, Yargıyla çatıştığı halde, aksini savunup halkı enayi yerine koymayan;
Tam bağımsız bir Türkiye’yi, ölümüne savunan;
     Hükümetler, kurumlar gelmedikçe biz daha yıllarca bu sorunla yaşarız.
         İnanıyorum ki, kirlenen bu siyasetin temizleyicisi, her türlü kiri lekeyi çıkaracak özellikte bir deterjan kullanılırsa, sorun çözülecektir. Bu deterjan karışımı; Partiler Yasası, Seçim Yasası, Seçim Barajı Yasası, Dokunulmazlıkların Sınırlandırılması Yasasının uzlaşmayla çıkarılması, ki bunlar kir çözücülerdir, ondan sonra da tertemiz hilesiz, buzdolapsız Televizyonsuz.... bir seçimdir. 
Bu yalnız bugünün değil, gelecek elli yılın sorunlarını halleder...
(*) Diaspora: Saçılma, tohum ekme anavatanından başka ülkelere gidip yerleşenler anlamındadır. 

15 Mart 2010  00:06:43 - Okuma: (559)  Yazdır




İstatistik