Yazı

Van Minüt
Van Minüt 

Özcan Nevres

Sonun başlangıcı üç beş dakikalık kahramanlık uğruna bu iki kelimeyle oldu. Ermeni soy kırımı yalanını gerçek olduğu kararının alınmasına işte bu iki kelime neden oldu. İkide bir önümüze temcit gibi sürülen bu oylamalarda Yahudi lobisinin desteğiyle zarara uğramadan kurtuluyorduk. Bu karar kesinleştiğinde önümüze öde diye üç fatura koyacaklar.

Soy kırımı yaptığınızı kabul edin. Tazminat ödeyin. Talep ettiğimiz toprakları verin.
Ermeniler zaten yıllardır Ağrı dağını kendi toprakları olarak gösteriyorlardı.
Şimdi kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyenleri bir korku sardı. Ermenilerin bu talepleri karşılanmadığı takdirde ya Amerika bize ambargo uygularsa ne yaparız? Aç kalmaz mıyız? Zira Kıbrıs savaşından sonra Amerika'nın koyduğu ambargo yüzünden bazı yokluklar yaşamıştık. Yaşamıştık ama aç kalmamıştık. Akaryakıtta, tüp gazda bazı oto parçalarının bulunmasında zorluklar yaşanıyordu. Akaryakıt spot alımlarla sağlandığından, spot mal bulunamadığında hem tüp gazda hem de akaryakıtta yokluklar yaşanıyordu. Yani ürün sağlanmasında gecikmeler oluyordu. Bu yüzden bazı otobüsler ve kamyonlar akaryakıt istasyonlarında saatlerce yakıt alabilmek için beklemek zorunda kalıyorlardı. Bu yüzden de uzun kuyruklar oluşuyordu. Yoklar arasında şeker ve margarin yağlar da vardı. Aslında stokçular olmasaydı bu yokluklar bu kadar derin yaşanmazdı.
Şeker yokluğunda küçük oğlum altı aylık, ortanca oğlum ise bir buçuk yaşındaydı. Mamalarında şeker kullanıldığı için herkesten çok bizim gereksinimimiz vardı. Bir gün Milas'tan servise çağrıldım. Servise çağıran Milas'ın en ünlü ailesi Akarca'ların dayıları idi. Natıonal marka televizyonunun tamiri bittiğinde eşine hanım önce bize birer kahve yap. Sonra da ustamıza beş altı kilo şeker verelim dedi. Zahmet olmasın demeye dilim varmıyor. Zira bizim için çok önemli. Kahvemizi içtikten sonra şeker için ne ödemem gerekiyor diye sorduğumda olur mu öyle şey dedi? Teşekkür edip evden ayrıldım. Doğrusu yaklaşık altı kilo olan toz şeker oldukça hora geçmişti.
Bir hafta geçti geçmedi. Dayı bey beni bir daha aradı. Gittim. Televizyonu kendisi kurcalayıp ayarlarını bozmuş. Bu durumda televizyon garanti kapsamından çıkar ama verdiği şekerin hatırı var. Televizyonu ayarladıktan sonra yine kahvelerimizi içtik. Uğurlama sırasında eşi yine dolu bir poşetle geldi. Al oğlum bunu. Senin bebekler şekersiz kalmasın dedi. Bari bunun bedelini ödeyeyim dedim ama yine kabul etmedi. Birkaç gün sonra yine çağrıldım. İşim bittiğinde yine bir torba şeker verince, siz şeker hastasısınız. Bu kadar şekeri niye aldınız ki diye sordum? Bu komünist Ecevit Başbakan olunca ben ve benim gibi durumu uygun olanlar Ecevit geldi. Ortalıkta ne şeker kaldı ne de yağ desinler diye gücümüzün yettiği kadar satın alıp stok yaptık dedi. Söyleyecek söz bulamadım. Meğer bizim yaşlı kurt kafasına televizyonu değiştirtmeyi koymuş. Fabrikaya ağır bir mektup yazmış. Akarca'nın dayısı olduğu için de televizyonu değiştirmeyi kabul etmişler. Televizyon yenilenince bol şekerden oldum ama haftada iki defa da servis yapmaktan kurtuldum.
Belediye zabıtaları kapı kapı gezip yarımşar kilo şeker dağıtıyordu. Zabıta memuru Özcan bey, sizin bebekleriniz var. Size iki paket veriyorum dediğinde bana değil ihtiyacı olanlara verin dediğimde zabıta memuru şaşırdı. Nasıl olur? Sizin iki bebeğiniz var dedi. Var ama sağ olsun Adalet Partili bir vatandaş bana aylarca yetecek kadar şeker verdi dedim.
Bitişiğime bir bakkal dükkanı açıldı. Açan da emekli bir jandarma astsubayı. Hakkımda yapılan bir komünist ihbarı yüzünden gizli bir tahkikat yaptığı için beni tanıyormuş. Birbirimize çabuk kaynaştık. Gelen Vita yağı var mı diye soruyor? vita yok ama tarin var diyor ama müşteri ne yapayım tarini deyip gidiyor. Komutan niye sende vita yağı yok dediğimde bir hayli öfkelendi. Yok ki yok diyorum dedi. Bak dedim. Bir sürü vita boş tenekesi var. Tarinleri bu tenekelere boşaltalım. Vita isteyenlere sat dedim. Yağı verirken bu seferki vita yağının tadı harika deki lezzet değişikliğinden huylanmasınlar. Bir kilo yağ alan Birkaç saat sonra bir daha gelip yağ gerçekten harikaymış deyip üç beş kilo daha alıyorlardı. Böylece aylarca satamadığı tarin yağlarını üç dört gün içinde tüketmişti.
Amerika Ermeni isteklerini kabul etmediğimiz için ambargo koyarsa Türkiye yıkılmaz. En fazla ithal ürünlerde yokluklar yaşarız. Dedelerimiz bu vatanı bize emanet edebilmek için hayatları pahasına savaşırlarken kuru peksimeti bile zor buluyorlardı. Ha ambargo yüzünden ithal ürünlerimiz olmayı versin. İthal ürün yemediği veya kullanmadığı için şimdiye kadar ölen var mı ki?
 
Özcan Nevres www.ozcannevres.com
Not : (Muğla iki milletvekilini bu aileden çıkarırdı. Adnan Akarca Adalet Partisinden yengesi Mualla Akarca da CHP den seçilirlerdi)

6 Mart 2010  20:09:06 - Okuma: (689)  Yazdır




İstatistik