Yazı

Vicdanları Sızlıyor mu
Vicdanları Sızlıyor mu 

Özcan Nevres

Bir cani kendisini aldattığına inandığı için eşini ayaklarından kurşunluyor ve eşiniz sevgilisi olduğunu iddia ettiği adamı da kurşunlayarak öldürüyor.

Dokuz yıl ceza evinde yattıktan sonra Rahşan Hanım affı diye tanımlanan ve iki bin bir yılında çıkarılan af yasası sayesinde ceza evinde dokuz yıl yattıktan sonra tahliye ediliyor. Alışmış kudurmuştan beterdir derler. Bu cani hapisteyken kendisinden boşanmış olan eski eşini görüşmek üzere buluyor. Aralarında tartışma çıkınca da silahını çekip kadını kurşun yağmuruna tutarak öldürüyor. Burada üzerinde durulması gereken o cani bu silahı nereden ve nasıl sağladı. İyi halden değil de aftan yararlanarak ceza evinden çıkmış olan bu kişi hiç denetlenmiyor muydu? Dahası bu affın mimarı olan Sayın Rahşan Ecevit'in ve bu yasanın çıkması lehinde oy kullanmış olan milletvekillerinin vicdanları sızlamıyor mu?
Ülkenin her yanı yangın yerine dönmüş. Polis kendilerine taş ve Molotof kokteylleri atan anarşistlere ve anarşistlerin çocuklarını sert tedbirler alamıyor. Bu densizliklerin sona erdirilmesi için polise mutlaka vur emri verilmelidir. Nasihat ile uslanmayanların hakkı kötektir. Bunun başka bir alternatifi yoktur. Buna rağmen hükümet yeni bir silah yasası çıkaracaktır. Bundan sonra isteyen kolayca silah alabilecektir. Bu yasa çıkarıldıktan sonra teröristlere ve magandalara fırsat doğacaktır. Bu yasa sayesinde nice polisimiz şehit edilecektir.
Çocukluğumda tanık olduğum bir olay var. Bir kabadayı devletin polisiyle tartışıyor ve bağ testeresi ile polise saldırıyor. Bunun üzerine polis tabancasını çekiyor. Kabadayı bunun üzerine kaçmaya başlıyor. Polis dur diye ihtar etse de kabadayı kaçmayı sürdürüyor. Polis havaya iki el ateş ediyor ama kaçış devam ediyor. Kubilay İlkokulu önünde polis bir daha silahını ateşliyor. Kabadayı ah yandım diye bağırarak yere yığılıyor. Bu ara kabadayı su içmek istiyor. İki üç metre ötesindeki çeşmeye yöneliyor. Biri su içerse ölür diye engel olmak istiyor ama polis bırakın içsin diyor. Kabadayı yaşamını çeşmenin başında yitiriyor. Bu olay üzerine kabadayıyı vuran polise üç aylık maaşı karşılığı ikramiye veriliyor. Zira bu öldürülen kişi her zaman çizmeyi aşıyordu. Bu olaydan sonra kenti huzursuz eden ne kadar kabadayı varsa hepsi sinmişler ve görünmez olmuşlardı.
Bin dokuz yüz atmış iki veya atmış üç yılıydı. Külhanbeyi ve sarhoş naraları kent sakinlerini çok rahatsız ediyordu Kimi elindeki bıçak veya tabancayla şov yapıyor. Bir başkası da çifte tabancayla kahvehane basıp kahvehanede oturanlara ana avrat küfür ediyordu. O günlerde CHP İlçe Yönetim Kurulu üyesiydim. İçişleri Bakanlığına bir ELT telgraf çektim. Telgrafımda namuslular can güvenliklerini sağlamak için namussuzlar gibi silahlanmaları gerekiyorsa lütfen bildirin. Biz de silahlanalım diye yazmıştım. Telgrafım hemen o gün değerlendirilmiş ve İzmir Emniyet Müdürlüğüne gerekli olan talimat verilmişti. Devlet ceza evlerinde ıslah edemediklerini onların anlayacağı dilden anlatmaya karar vermişti.
Telgrafı çektiğim günün gecesi mavi tren dedikleri mavi otobüs akşam saatlerinde ilçemize gelmiş ve hemen operasyonlara başlamıştı. Her biri bir doksan boyunda olan iri yarı polisler yakaladıklarını Hükümet Binasındaki karakola götürüyorlardı. Sabaha kadar karakoldan feryatlar yükseldi. Gün ışırken kabadayıların beşi dışında tümü serbest bırakıldı. O beş kabadayı da İzmir yolunda don gömlek ile teker teker serbest bırakıldılar. Tedbir olarak da karakol amirliğine Kemik kıran lakaplı bir komiser ile Koca lakaplı bir polis memurunu ilçeye atamışlardı. O günden sonra kent halkı büyük bir huzura kavuşmuştu.
Son günlerde yaşadığımız olaylar halkımızın yüreğinde korkuya neden oluyor. Zira bu yasa ve kural tanımazların gözleri öyle dönmüş ki, otobüsleri içindeki yolcularla birlikte yakıyorlar. Bu gözü dönmüşler ne polislerden, ne jandarmalardan ve ne de ceza evlerinde yatmaktan korkmuyorlar. Bu durumda bu gözü dönmüşleri durdurmanın tek yolu onlara anladığı dilden işlem yapmaktır.
Bu satırları yazarken sözüm ona centilmenlik yarışması olan futbol yüzünden Rizeliler Giresunlu taraftarları taşlıyorlar. Yalnız taraftarları mı? Rize Valisi bile bu taşlanmaktan nasibini alıyor. Adam gibi taraftar olmayı beceremeyen bu insanlara ne yapmak gerekir? Bence statları birkaç yıl müsabakalara yasaklanmalıdır ki, bir daha böyle densizlik yapmasınlar. İyi de bunları yapacak devlet nerede? Avrupa Birliğini darıltmamak için elleri kolları bağlıymış gibi seyretmekle yetiniyorlar.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

21 Şubat 2010  10:24:29 - Okuma: (609)  Yazdır




İstatistik