Yazı

Çöken saltanatın şamatası...
Çöken saltanatın şamatası... 

Hüseyin Taşyakan

İktidara ilk geldikleri zaman da pek sakin duruşlarından bahsedemeyiz belki ancak, son zamanlarda özellikle AKP liderinin her yerde bağırıp çağırmasını görünce anlıyoruz ki,artık kendileri de anlamışlar. Bu saltanat çöküyor...

         Daha ilk günlerinde bütün hesaplarının bu rejimle, rejimin getirdiği ilkelerle olduğunu biz biliyorduk ama durumdan fırsat ve menfaat sağlamak isteyenler bildiklerini saklamakla kalmayıp AKP yalakalığını ve yandaşlığını sınırları zorlayacak kadar utanmaz bir tavırla sergileyip; Türk halkına bunları sanki eşi benzeri bulunmaz Hint kumaşı gibi anlatıp durdular. Muhalif basın ve medyanın da baskı ve tehditle susturulduğu bu ülkede, tek derdi evini çoluk çocuğunu geçindirmek olan insanımız da anlatılanların ne kadar doğru olduğunu araştırmakla meşgul olamayacağından ötürü inanıp, bunları iki dönem iktidar yaptı. 
 
         İkincisi içersinde bulunduğumuz şu güne kadarki AKP iktidarında şöyle bir baktığınızda icraatlarının içinde ön plana çıkanlar, ya rejimle ters düşecek kadar uç noktalarda kanun çıkarmaya çalışmalarıdır, ya da iyi bir ekonomi planı diye millete yutturulmaya çalışılan özelleştirme çalışmalarıdır. Özelleştirme rezaletinden burada hiç söz etmek istemiyorum, okuyanların dahi aklına geldikçe zıvanadan çıkacak kadar peşkeş politikasından başka hiç bir şey olmadığı ortadadır. Şimdi yalakalar ve yağdanlıklar bu na karşı çıkacaktır ama en son örneği ile Tekel işçilerinin eylemleri vasıtasıyla öğrendiğimiz gerçekte ortadadır. Bu na rağmen salya sümük saldıracak yalakalar..! 14 Şubat 2010 pazar tarihli SÖZCÜ gazetesinde Emin ÇÖLAŞAN'ın köşesini okuyup (Onun yazılarını okumaya yüreğiniz varsa tabi) AKP'nin özelleştirme politikalarındaki kepazeliği öğrenin. Özelleştirmeyi bir kenara bırakalım, ilk söylediğim rejimle ters düşecek kadar kanun çıkarmaya çalışmaları da bu ülkede kaos yaratmıştır. Çıkardıkları kanunlar Anayasa Mahkemesinden dönünce yargıya yüklenmişler, milletin gözleri önünde iktidar ve yargı çatışması oluyor izlenimine sebep olmuşlardır.
 
         İcraatlarının içinde en önemli olanlardan biri de sürekli türban üzerinden siyaset yapıp bin yıldır bu topraklarda fark gözetmeden birlikte yaşayan insanımızı, kapalıdır açıktır diye çatıştırmaları olmuştur. En son meziyetleri de, TBMM' de eşi benzeri görülmemiş bir gerginlik ve bazı vekillerin hastaneye kaldırılmasına neden olacak kadar kavga çıkarmak olmuştur. Hiç kimse için şüpheye mahal yoktur ki; Kavganın baş müsebbibi de, en başından beri gerginlik yaratmaya yönelik, bağırıp çağıran tavrıyla AKP'nin lideri olmuştur. Hiç gereği yokken, bir televizyon programında GATA ' da eşinin yaşadığı bir olayı hatırlatmak ve bu sayede gerginliğe yol açıp tekrar gündem yaratmak bizim literatürümüzdeki devlet adamlığına da yakışmamıştır. Bu arada bazı yalakalar başta olmak üzere, bir de inatla gerçekleri görmezden gelen at gözlüklü ulemalara da şu nu hatırlatmakta fayda var. Artık yalanı dolanı bırakın, GATA' da başında örtü, peştamal, şifon gibi başörtüsü olanlara YASAK diye bir zırvalık yapılmamıştır. Ben 2007 yılında Annemin tedavisi için GATA' da en az bir hafta kalmış biri olarak gerçeği bizzat gözlerimle gördüm. Orada tek bir yetkilinin annemin başındaki şifonu veya orada bulunan hasta yakınlarından birinin başındaki peştemalini, tülbentini çıkarmasına yönelik telkini olmamıştır.(başı açık olmayan giremiyor teranesiyle halkı kandıran iktidarın senarist Liboş yazarlarının iddiasına atfen söylüyorum). Ancak sizin bütün derdiniz türbansa, bu da demektir ki; Sizin niyetiniz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir.
 
         AKP lideri gündeme kendi taşıdığı türbandan ötürü çıkan kavga sonrası her yerde yağ gibi üste çıkıp muhalefet partilerine bağıra çağıra yüklenirken, insanın aklına doğal olarak şu soru geliyor. Bu öfke niye..? Aslında fazla da düşünmeye gerek yok. Durum ortada, artık Türk insanı gerçeği kavramaya başladı. Yapay gündemler yaratılarak kendisinin nasıl kandırıldığını, dikkatleri kendi üzerlerinden çekmek üzere yandaş ve yalaka medyaya (burada özellikle TARAF' ın hakkını yememek lazım 3 trilyonluk kredi taleplerinin öncesi ve kredinin verilmesi sonrasında diyetlerini layığıyla ödeyip TSK ile ilgili muhteşem iftira senaryoları yazmışlardır.) sipariş edilmiş senaryoların asparagas olduğunu halkımız görmeye başladı. Söz konusu kendilerine olan bir sataşma olduğunda kükreyen iktidar partisi, güzide subaylarımızın intiharına kadar yol açan iftira ve saldırılara karşı çıt çıkarmıyor, ancak bu arada memleketin işçisine, çiftçisine esnafına, eczacısından bakkalına kadar karşısında kim duruyorsa herkese hakarete varacak kadar bağırıp çağırıyor. Kopardıkları gürültü artık yaşayacakları hezimetin göstergesidir.
 
         Bunun yanı sıra takiyyecilikleri de  artık Türk halkının belleğine oturmuştur. İktidara gelmezden önce bir konuşmasında ya laik olursun ya da müslüman diyerek laikliği elinin tersiyle iten başbakan, geçtiğimiz günlerde Likliğin Anayasaya eklenmesinin yıl dönümü itibariyle konuşurken, Laikliğe yönelik meziyetler sıralıyor ve bu nu yaparken icraatlarını unutup vatandaşın bu takiyyeye inanacağını bekleyip onları aptal yerine koyuyor. Dini kullanıp vatandaşın inancını sömürenler, liderleri cuma namazı için camiye gelecek diye yaşlı bir vatandaşın camiye alınmamasına bunun akabinde ''Padişahmısın namazıma karışıyorsun'' diyen bu vatandaşın tartaklanarak susturulmasına ses çıkarmıyor. Ancak bu esnada ve öncesinde bu ülkenin Başbakanı görüldüğü her sokakta ve muhitte protesto ediliyor, kendisine artık tahammül gösterilmeyeceği mesajları bizzat vatandaş tarafından veriliyor.
 
         Kısacası değerli okuyucularım artık, AKP iktidarının iyice telaş ve temaşaya düştüğünü görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği elçilerine verdiği yemekte konuşan Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusuna değinirken; Düne kadar AKP hükümetinin dış politikalarda icazet aldığı insanlara bakarak gözünüz kör mü görmüyormusunuz diyerek tepkisini (aslında bu güne kadarki yanlışlarının kabulünü) haykırıyordu. İnsanın bu noktada sorası geliyor, hiç bir yerde konuşamasın diye baskı altına aldığınız medyayla bile görüşmesine engel olduğunuz Rauf DENKTAŞ sizi uyarırken,siz sağırmıydınız?
 
         İşte bu kadar gürültü, patırtı çıkaran tek başına iktidar olduğu halde, telaş ve öfke içinde kendisine muhalif olan herkese ve her şeye saldırgan bir tutum sergileyen AKP artık anlamıştır saltanatları çöküyor. Türk halkı artık bu şamatayı dinlemek istemeyecektir. Kurumları birbiri ile barışık, başı örtülüsü veya açığı, kürdü, lazı, çerkezi tüm etnik gruplarıyla Türk halkı birlik ve beraberlik içinde huzur ve istikrarlı bir yaşam için bu saltanatı demokrasi yolu ile, ilk sandıkta çökertecektir.


14 Şubat 2010  13:14:03 - Okuma: (593)  Yazdır




İstatistik