Yazı

Yağışların Bereketi
Yağışların Bereketi 

Özcan Nevres

Yıllardır kuraklık bir kabus gibi üzerimize çökmüştü.

Oysa bu yıl bazı yörelerde sellerle ve su baskınları ile uğraşılıyor. Tüm barajlar yüzde yüz doluluğa ulaşmış durumda. Bazı barajlarda kapaklar açılıp su seviyesindeki tehlikeli yükseliş önlenmeye çalışılıyor. Şu an Edirne ovası ve bir çok köyü sel sularının altında kalmış durumda. Hem de Bulgaristan baraj kapaklarını açacağım uyarısını henüz uygulanmadığı halde, sel suları felakete neden olmuş durumda. Kapaklar açıldığında neler olacağı belli. Yağmur sularının sel felaketlerine neden olmaması için dere yataklarına bentler yapılması kaçınılmaz olmuştur. Dere yataklarına yapılacak olan bentler erozyon için de çok iyi bir çözüm olur. Bu gün çarşıya çıktığımda her zamanki gibi arabamı Teknik Ziraat Müdürlüğünün yanındaki park alanına bıraktım. Boğluca deresinin üzerindeki köprüden geçerken dereden akan suyun çamurdan farksız olduğunu gördüm. İçim cızladı. Bu durum en değerli tarım topraklarının denize taşınması demektir. Özellikle Trakya ovasının engebeli oluşu bu toprak aşınımını hızlandırmaktadır. Bunun çözümü uygun yerlerde göletler yapmak ile yamaçların ağaçlandırılmasıdır. Bir taraftan en verimli topraklar beton yığınlarına feda edilirken, erozyon da adeta doğayı korumaktan aciz olan insanlardan intikam alıyor. Bu olumsuzluklara seyirci kalan yetkililer tarıma elverişli bir toprağın oluşması için yirmi santim derinlik hesabıyla tam bin sene gerektiğini bilmeleri gerekir. Yanlış tarım ve yanlış ormancılık yüzünden hem tarım alanları hem de ormanlar yok olup gidiyor. Trakya arazilerinin çok önemli bir özelliği vardır. Susuz tarıma çok elverişli olduğu için buğday ve ay çiçeği tarımına çok uygundur. Kurak geçen yıllarda bile iyi kötü bu özelliğini korur.
Tarımda verimlilik yalnızca yağmur ve sulamaya bağlı değildir. Sulama olanağı olan arazilerde bile bilgisizlik çok büyük verim kaybına neden olmaktadır. Örneğin Ege ovalarında bağcılık ve meyvecilik yaygındır. Üstelik oralarda bağlar ve meyve bahçeleri sulanmaktadır. Sulanan bağlarda ve meyve ağaçlarında kökler çok yüzeydedir. Ağacı ve asmayı besleyen bu köklerdir. Derinlerdeki kökler tutunmak içindir. Yani olumsuz doğa olaylarına karşı koymak içindir. Üreticilerimiz babalarından gördükleri bilgilerle üretimi sürdürmektedirler. Örneğin babam Menemen'de sulama kanalları inşa edilip ova bol suya kavuştuğu halde sulu tarıma yıllarca geçmemiştir. Babasından gördüğü şekilde bağcılık yapardı. Zaten bağlarımız sıralı bir düzene sahip değildi. Bu nedenle araları sürülememekteydi. Tüm arazi çapalanarak işlenirdi. Bağlar sulanmadığı için boğaz açılarak üstteki kökler temizlenirdi. Bu temizlik ağacın ya da asmanın yaz sıcaklarından zarar görmemesi için derine kök atmalarını sağlamak içindi. Sulu tarıma geçildiğinde bu eski bağlar sökülmüş, iki yıllık beklemekten sonra sıralı bağlar dikilmiştir. Daha çok verim almak için herekler dikilmiş, teller gerilmiş ve asmaların bu tellere sarılması sağlanmıştır. Buraya kadar her şey tamam ama çok büyük bir yanlışlıkta ısrar edilmektedir. Sulanan asma ve ağaçlarda verimi artırmak için toprağın bırakınız derin sürülmesini, hiç sürülmemesi gerekir. Bir yanlışlıkta asmaların sıra aralıklarında yapılmaktadır. Sıra aralarına traktör ile işlenebilmesi için çok geniş ara verilmektedir. İki metre seksen santimlik ara çok gereksiz bir aradır. Sulanan asmalarda sürmek gerekmediğinden bu aralık bir metreye kadar düşürebilir. Bu durumu göz önüne alırsak geniş aralık uygulamasında arazinin üçte birine yakınından gerektiği şekilde yararlanılamamaktadır. Bu da çok büyük verim kaybına neden olmaktadır.
Tanıdığım çiftçiler için de narenciye işini en bilinçli yapan annemin dayısının oğlu Ahmet Yanar idi. Kendisini rahmetle anıyorum. Sahibi olduğu narenciye bahçelerinin hiç birine ne saban girerdi. Ne de ot temizliği yapardı. Çok büyüyen otları yalnızca biçtirirdi. Zira o otların neden olduğu gölge ile toprağın tavını koruduğunu biliyordu. Otun bir yararı da fazla gelen suyu emerek ağaca zarar gelmesini önlemekti.
Babama bir gün sen tarım işini bilmiyorsun dediğimde çok kızmıştı. Ben senin televizyon tamir işine karışıyor muyum? Sen de benim yapmakta olduğum tarıma karışma demişti. Bir ara bir sohbetimizde sulanan bağ ve meyve bahçelerini sürmekle yüzeyde olan köklere zara veriyorsun dediğimde bildiklerini kendine sakla demişti. Bir süre sonra Menemen TARİŞ Üzüm Birliği Başkanlığına seçildiğinde kendisine oy verenlere teşekkür için çıktığı gezide bir hendekteki dalları meyveleri taşıyamayacak kadar yüklü olan bir erik ağacı görür. Sahibine bu eriğe ne yapıyorsun ki bu kadar yüklü diye soruyor. Mal sahibi ne yapabilirim be Kahya diyor. Taşların içinde kendiliğinden çıkmış bir ağaç. Suluyor musun diye sorduğunda, sulamıyorum ama belki burayı sularken gereksinimi olan suyu alıyor. O gün babam eve geldiğinde bana evet oğlum ben tarımı bilmiyormuşum diyor. Sen haklıymışsın. O gördüğü erik ağacı babamın tarım bilgilerinin tamamen değişmesine neden olmuştu.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

13 Şubat 2010  11:55:10 - Okuma: (380)  Yazdır




İstatistik