Yazı

AKP’nin halka söyleyecek sözü kalmadı mı?
AKP’nin halka söyleyecek sözü kalmadı mı? 

Yaşar Varış

AKP genel başkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan son günlerde herkese esip gürlemeye başladı. Muhalefet partileri CHP’ye, MHP’ye, düne kadar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen yeni adıyla BTP ye saldırıyor.

Üç-dört yıl önce olduğu söylenen eşi Emine hanımefendinin Gülhane Askeri hastanesine başı türbanlı diye alınmamamsını yeniden gündeme taşıyarak kapanmış olan Türban sorununu yeniden kaşımaya, Türban üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor.
Diğer parti liderlerine “grubunuza hâkim olun” diye talimat verirken kendi grubunun MHP milletvekillerine topluca saldırmasına kürsüden seyirci kalıyor.
Özetle sayın başbakanın sinirleri bozulmuş görünüyor.
Her zaman söylediğim ve kendilerini büyük bir şükranla andığım çok değerli bir öğretmenimin sözleri aklıma geliyor böyle durumlarda.
Eğitim Enstitüsünde okurken değerli öğretmenimiz bize “öğrencilerinize sakın kötü davranmayın, onlara sert çıkmayın, hele hele sakın ola ki şiddet uygulamayın, çünkü bir öğretmen öğrencilerine bağırıp çağırmaya başladı mı onun eğitimci özelliği bitmiş , aciz duruma düşmüş demektir” derdi.
Aynı durum siyasetçiler için de geçerli diye düşünüyorum.
Öğretmen sınıfını, siyasetçiler de toplumu idare ediyorlar. Demokrasilerde İdare edenler idare edilenlerin oyları ile işbaşına geliyorlar. Onların sorunlarını çözmekle görevlidirler. Onlara iyi davranmak hem görevleridir, hem de bir daha seçilmek için gereklidir.
AKP 2002 yılında seçimlere girerken  halka çok şeyler vaat etmişti.
Parti yöneticileri,özellikle sayın başbakan çok yumuşak ve uzlaşmacı bir tavır takınmıştı.
İç ve dış sorunlardan, siyasi parti liderlerinin kavgasından bıkan vatandaşlar AKP ye büyük bir destek vererek onu iktidar yapmıştı.
Şöyle bir sekiz sene geriye doğru gidip baktığımızda AKP,
Dış politikada ABD karşıtı bir söylem geliştirmişti. ABD nin İsrail’le birlikte komşumuz Müslüman kardeşlerimize işkence ettiğini, bunun kabul edilemez olduğunu söylüyordu.
Yine Avrupa birliğini “Hıristiyan kulübü “olarak nitelendirip karşı çıkıyordu.
IMF’ye, Dünya bankasına soğuk bakıyor, bunlardan kurtulmadıkça ülke ekonomisi düzelmez” diyordu. Ulusal çıkarların her alanda korunacağını söylüyordu.
Kuzey Irak ta ki devletin kırmızıçizgilerine sahip çıkıyor görünüyordu.
İşçinin, köylünün, esnafın sorunlarını kısa sürede çözeceklerini, gariplerin yanında bir politika izleyeceklerini söylüyordu.
Milletvekili dokunulmazlığının bu haliyle kabul edilemez olduğunu söylüyordu.
Hatta sayın Deniz Baykal ile Uğur Dündar’ın yönettiği açık oturumda “Deniz bey bu konuyu dile getirdiğinde “ çok kolay getirirsiniz iki satırlık bir anayasa değişikliği,bir günde çözeriz” diyecek kadar da demokrat bir çizgi izlemişlerdi.
Türk halkı bu sözler üzerine AKP ye oy verdi. Onu iktidar yaptı.
Ama aradan geçen süreçte AKP söylediklerinin tam tersini yaptı.
Ulusal çıkarlar değil, yabancıların çıkarları, bu arada kendi partisinin ve yakınlarının çıkarları ön planda tutuldu. Ulusal değerlerimiz yok pahasına yabancılara yok değerine satıldı.
İşçi, köylü, esnaf, memur, emekli perişan oldu.
Uzlaşmacı, sorunları konuşarak çözeriz diyen başbakan gitti, onun yerine emreden, kendisine karşı çıkıldığında öfkelenen, tehdit eden, herkesle kavgalı bir başbakan geldi.
Ordusuyla,yargısıyla,işçisiyle,köylüsüyle kavgalı bir başbakan.
Şimdi seçimler yaklaşıyor.
AKP’nin sanki barutu bitti. Halk yavaş yavaş AKP den desteğini çekiyor. Bunu görmek de sayın başbakanı sinirlendiriyor.
Tıp ki dersine hazırlanmadan sınıfa girmiş, öğrencilerin haklı soruları karşısında aciz kalmış, sinirlenen bir öğretmen gibi. Çok yazık.
 
10.02.2010
Av. Yaşar VARIŞ


10 Şubat 2010  17:18:48 - Okuma: (407)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik