Yazı

Sağlık mı O da Ne ki
Sağlık mı O da Ne ki 

Özcan Nevres

Bir süre önce kış hastalıkları başlamadan bile sağlık ocakları dolu dolu olurdu.

 
Bu günlerde ise bomboş desek yalan söylemiş olmayız. Nedeni ise ilaç yazdırmak için her hasta ve yakınından ikişer lira alınıyor olması. Buna bir de ilaç fiyat farkı eklenince dar gelirliler hastalıklarına ilaç ile deva arayacaklarına kendilerini ya kadere emanet ediyorlar. Ya da bitkisellerden umar arıyorlar. Oysa bitkiler ilaç değil,hastalıklardan koruyucudurlar. O da bilinçli olarak kullanılırsa. Geçmişte Cerrah Doktor Ziya Özel kanser hastalarını zakkum ile tedavi ettiğini açıkladığında bir çok kanser hastası bilinçsiz olarak hazırladıkları zakkum suyu ile yaşamlarını yitirmişlerdi. Bu günlerde de aktarların ve marketlerin en çok sattıkları ürünler kurutulmuş bitkilerdir. Hayali domuz gribine umar olarak ıhlamur ve tarçın önerilince aktarlar ve marketler ürün yetiştiremez olduklarından yok satıyorlardı. Neyse ki Doktor Osman Durmuş sayesinde domuz gribinin normal grip kadar öldürücü olmadığı öğrenildi de canı kıymetli olanlar iyice rahatladılar.
Eczahanelerde yokluğun pençesinde kıvranan yoksulların ödemeleri gereken parayı ödeyemeyecek durumda olmalarının ezikliği insanın içini yakıyor. Ben bu parayı ödeyemem diye boyun bükmeleri gerçekten dayanılacak gibi değil. Hastaların bu duruma düşmeleri yetmezmiş gibi aradıkları ilacı bulamamaları da cabası. Kış hastalıklarının en yoğun olduğu bu günlerde sağlık ocaklarında hasta sayısının çok az olması dar gelirlilerin durumlarını açıklamaya yeter sanırım. Oysa bu ülkenin Anayasasında devlet, sosyal devlet olarak tanımlanır. Bu ülkede hastalar hastalıklarının tedavisi için gereken ilaçları alamıyorsa, sağlık kontrollerini ücretsiz olarak yaptıramıyorsa, bu devlet sosyal devlet olabilir mi? Bir toplumda sosyal güvenciler yetersiz ise o ülkede ne çağdaşlıktan ve ne de kalkınmadan söz edilebilir. Kalkınmanın katili yastık altında saklanan ve altına yatırılan paralardır. Sosyal güvenlik kurumuna güvenliğini kaybeden insanlar gelecekleri için para biriktirmek için yediğinden ve içtiğinden bile kısma yapacaklardır. Bu da ekonominin çökmesinden başka hiçbir işe yaramaz.
İkinci Dünya Savaşından yenik çıkan Almanya'da Maliye Bakanlığına getirilen Erhard'ın ilk genelgesi Alman halkına verdiği güvencedir. Güvencesinde ana rahmine düşen ceninden ölümüne kadar insanların tüm yaşamı devletin güvencesi altındadır. Kazandığınız parayı en kısa zamanda harcamalısınız ki ekonomiye canlılık gelsin. Canlanan ekonomi sayesinde ülkemizi gerektiği şekilde kalkındırabilelim. Alman halkı bu çağrıya uyarak kazandığı paranın aktif olmasını ve paranın para kazanmasını sağlamışlardır. Oysa yarınlarını güvence altına almak uğruna paralarını yastık altında tutsalardı veya altına yatırsalardı Alman mucizesi asla gerçekleştirilemezdi. Ülkemizde Alman mucizesi gibi bir mucize yaratmanın tek yolu insanlarımıza sosyal güvence vermekten geçer. Aksi halde yüksek faizli sıcak para ile bu ülkenin ekonomisi çökmekten de öteye batar.
***
Mecliste çıkan kavgayı onaylayacak sağ duyulu tek bir insanın olacağını sanmıyorum. Nedense bazı konular ikide bir derin dondurucudan çıkarılıp, çıkarılıp servis ediliyor. Sayın Başbakanın eşi başörtüsü yüzünden GATA ya alınmamışta. Sayın Başbakan bunun üzüntüsünü yaşıyormuş da. Karşılaştığı bazı şeyleri açıklarsa yer yerinden oynarmış da. Bir kere kamusal alanda yasaklanan baş örtüsü değil, tarikat simgesi türbandır. Yasalara ve kurallara uymak her kes için zorunludur. Nasıl ki kutsal yerlere ayakkabı ile girilemiyorsa ve bu kurala uyuluyorsa, halen yürürlükte olan kıyafet kanununa da uyulması gerekir. Dahası dini simgelerle sokaklarda gezmek de yasaktır. Buna rağmen durduk yerde türban krizi çıkarılıyorsa bu ekonomideki kötü gidişi gizlemek amacından başka bir şey olamaz. Nedense ülkenin içine düştüğü ekonomik çöküntüden çok dikkatler başka yönlere çekiliyor. Oysa insanlar artık ne siyasetle ne de türbanla ilgilenmiyorlar. Onların en önemli dertleri günlerini kurtaracak olan bir lokma ekmektir. O bir lokma ekmek uğruna hırsızlıkların ne kadar çok artmış olduğunu herkes görüyor. Toplumsal bir patlamaya hızla gidildiğini devleti yönetenlerin iş işten geçmeden önce net olarak görmeleri gerekir.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com



5 Şubat 2010  10:17:59 - Okuma: (498)  Yazdır




İstatistik