Yazı

Sudaki Sabır
Sudaki Sabır 

Ahmet Mocan

Tekneden yansıyan sabır ,ebru...

                Sanatın her türü zordur ve emek ister. Geleneksel Türk sanatlarından olan “ebru sanatı” da en az diğer sanatlar kadar zor ve zahmetli bir uğraştır.
Dışarıdan bakıldığında, her ne kadar basit ve kolaymış gibi görünse de, hiç de göründüğü gibi değildir. Ebru sanatını icra eden birisini görenler, “alt tarafı suya boya serpiyor, ne kadar zor olabilir” diye düşünebilirler. Ya da kâğıda alınmış bir ebruyu görenler, “şurasında bu renkler olmamış, renklerin birbirine uyumları yok, burasında bilmem ne olsa daha güzel olurmuş sanki” gibi müthiş fikirlerini paylaşabilirler.
Oysa bilmedikleri bir şey vardır. O, “şurasında şu olmamış” dedikleri ebru acaba kaçıncı denemeden sonra ortaya çıkmıştır? Onu yapan kişi, ne kadar uğraşmış da meydana getirmiştir? Hiçbir şey karşıdan görüldüğü kadar kolay değildir.
Ebru sanatının günümüze ulaşmasında büyük pay sahibi olan ve ebru sanatına çiçek formlarını kazandıran üstat Necmeddin Okyay, “Temiz kitreli su ile ebru yapılmaya başlanırken, önce yüz kadar prova çıkarmak icap eder, tekne ondan sonra yüz göstermeye başlar.” diyerek bu sanatın zorluğuna değinmiştir.
Ebru, aslında sabır sanatıdır. Sabır, daha ebru yapmaya başlamadan, hazırlık aşamasında kendini gösterir. Ebrunun üzerine yapıldığı, bilmeyenlerin sadece su sandığı “kitre” hazırlanırken, gerçekten sabır göstermek gerekir. Suyun içine koyulacak olan, boyaların su yüzünde kalmasını ve kâğıt yatırıldığında, boyaların kâğıda geçmesini sağlayan kıvam arttırıcı (kitre, denizkadayıfı, salep vb.) ne olursa olsun, özenle ve sabırla hazırlanır, hazırlanmalıdır da.
Örneğin, kıvam arttırıcı olarak “denizkadayıfı” denilen madde kullanılacaksa, bundan, 5 litre suya yaklaşık 80 gr. koyulur. Ancak malzemenin tamamı bir kerede suya bırakılırsa, topaklanmalar olur ve onları eritmek daha da zor bir hâl alır. O yüzden denizkadayıfı suya yavaş yavaş serpilirken, bir yandan da erimesi için sopa ya da çırpıcı gibi bir şey yardımıyla karıştırılır. Kitrenin yoğun olması isteniyorsa (özellikle çiçek formları çalışılacaksa), içine koyulan denizkadayıfı ona göre arttırılabilir. Yoğunluğunun az olması isteniyorsa bile bu işlem, bir-bir buçuk saat kadar sürer. Daha sonra hazırlanan malzeme en azından 8 saat beklemelidir. Hazırlanan malzemenin hemen kullanılması, yapan kişiyi zorlayacaktır.    
Kitre hazırlandıktan sonra teknenin başına geçildiğinde, Necmeddin Okyay’ın da işaret ettiği gibi ilk yaptığınız ebrular istediğiniz gibi olmaz, beklemeniz, sabretmeniz gerekir. Siz istediğiniz zaman değil, kitre istediği zaman “ebru”lar oluşmaya başlar. Tekne, adeta sınar ebru yapanı. Sabretmeyi, -eğer yapan kişi anlarsa- nefsini terbiye etmeyi öğretir. Her istenildiğinde, istenilene ulaşamamayı gösterir, çabalamaya sevk eder insanı. Tekne başında on saat çalışsanız, kaç tane içinize sinen, “Bu oldu!” diyebileceğiniz ebru olacağını bilemezsiniz. Çünkü “ebru sihirdir”.
Aslında ince bir çizgi vardır “ebru”da, hırs ve istek arasında çizilmiş. Ne tarafa doğru gideceğiniz ya da ne tarafta duracağınız önemlidir. Çünkü sabır, ona göre sizinle olacaktır. Ebruda başarı, cüzi iradeyi terk edip küllî iradeye sığınmakla gelir çoğunlukla.
Hırs, cüzi iradeyken; istek, külli iradedir burada. Hırsla tekneye yanaşmak, hiçbir şey vermez kişiye. Tekne başında istersiniz, çalışırsınız, çabalarsınız; ama sonucu siz tayin edemezsiniz, sadece beklersiniz. Teknede mükemmel görünen çalışma, kâğıdı yatırırken berbat olabilir. Çünkü kaydırmışsınızdır kâğıdı ve ortasında bembeyaz bir çizgi çıkar; ya da bembeyaz bir boşluk kalmıştır renk dünyasının ortasında ve düzeltme olanağı kesinlikle yoktur. Bu, bir kere değil, tüm gün boyunca da olabilir. Bırakıp gitmek istersiniz belki, ama sizi çeken bir tutku vardır ve bırakamazsınız.
Nazan Bekiroğlu’nun deyişiyle, “bir kez olsun tekne önünde diz çökenin, ebrunun cazibesinden kurtulma şanı yok”tur. Bırakıp gitmek gibi bir ihtimal ortadan kalkınca, geriye tek çare kalır: Sabretmek ve sabrın sonucu olarak külli iradeye teslim olmak…
Belki okuyana/duyana saçma gelecektir, ama böyledir. Cüzi irade, yani insanın çabası bir yere kadar geçerlidir isteneni vermek için. Sonrası… Sonrası tevekkül, sabır…
Sabrın sonunda ne mi olur? Sabrın sonunda teklik, eşsizlik, benzersizlik çıkar ortaya. Neden mi? Çünkü ebru yegânedir. Aynı kişinin, aynı renklerle, aynı yerde yaptığı iki ebru bile tıpatıp benzemez birbirine, yani ebru vahdettir…  
Ahmet Mocan


20 Ocak 2010  00:04:39 - Okuma: (827)  Yazdır




İstatistik