Yazı

Rahşan Hanım ruh çağırıyor!
Rahşan Hanım ruh çağırıyor! 

İbrahim Becer

Belki, kendine Atatürk’ün; “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” özdeyişini esas alarak böyle bir fiiliyatı henüz gerçekleştirmemiş olabilir ama eli kulağındadır.

Eli kulağındadır diyoruz çünkü akıl sağlığı açısından öbür mahalleye taşınmadan önceki son duraktır bu. Bulup bulabileceği en akıllı uslu adam olan Hulki Cevizoğlu da gemiyi terk etti.
Eğriye eğri, doğruya doğru Rahmetli düzgün adamdı. Vizyonunu tartışabilirsiniz ama son tahlilde, amiyane tabiriyle bir falsosunu gören duyan olmamıştır. Ortaya vizyon koyamamasının en büyük sebebi de içerideki dertlerden kafasını kaldıramamasıdır. Ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranabildi derler ya, finali de öyle yaptı zaten. Merve Kavakçı meclise türbanla gelince ne olduysa oldu ve içindeki canavar uyanıverdi. “Bu hanıma haddini bildirin” özdeyişi hala akıllardadır. “Haddini bildirmek” tamlamasının bu kadar ucuza kullanıldığını da Bize Rahmetli öğretmişti.
Aldığı “ah” mı etken olmuştur bilinmez Ona da bir “haddini bildiren” çıktı. Cemal Safi’nin çok güzel bir dörtlüğü vardır, bilirsiniz: “Çeker gibi bakma hançeri kınından, senin de canını yakan bulunur, Senin de bir zalim gelir hakkından, Sana da bir kurşun sıkan bulunur” der bir şiirinde.
Tam da öyle oldu işte. Taş uzaktan gelmedi mi diyelim, dostun attığı gül yaralar mı diyelim, Yüksek rakımlı bir tepeden atılan gül değil ama bir Anayasa kitapçığı kendisinin sonu oldu. Arkası da çorap söküğü gibi geldi zaten. Mecliste tahammül edemediği türbanı Çankaya’da görmek nasip oldu Kendisine.
Kendi tabiriyle “kafasına Anayasa kitapçığı fırlatan” Necdet Sezer’e karşı aynı celallenmeyi görememiştik kendisinde. Her zamanki kibarlığını göstererek ağır ve hak etmediği bir hakarete maruz kaldığını anlatmıştı Kameralara.
Sonrası, yaşı yetenlerin malumudur zaten. Türkiye’nin tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir krizle paça kasnak olmasına yol açmıştı bu açıklama. Ülkenin tarihindeki maliyeti en büyük basın açıklaması olarak kayıtlara geçti o açıklama.
Pergelle, gönyele açıklanası bir kriz değildi o kriz. Teğet falan değil, delip de geçmişti.
Tarihe düştüğü en büyük notlardan biri de; Seferberlik Tetkik Kurulu ya da Özel Harp Dairesi ya da popüler söylemle Kozmik Odanın farkına ilk “vardırılan” Siyasidir kendisi. Farkına varmamıştır, vardırılmıştır. Rahmetli Otuz beş sene önce Başbakanken Genelkurmay’dan bir yazı gelir kendisine. Konu örtülü ödenekten para talebi hakkındadır. Kasanın tam takır kuru bakır olması bir yana, Rahmetli de titiz, aklınca parayı belgeleyecek ki sonra başı ağrımasın. Ne için istediklerini sorunca Muhataplarına aldığı cevap; “Özel harp Dairesi için” oluyor.
İşin garibi Ecevit’in böyle bir yerden haberi yok. Açıyor bütçeyi bakıyor, bu Birim hakkında açılmış bir fasıl yok. Sonrasında Genelkurmay Başkanı Semih Sancar anlatıyor, Rahmetli ve Onun Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık dinliyorlar. Rahmetli; “Ağzımız açık kaldı, dehşete düşmüştük” diye anlatmıştı o anı…
Ha! Rahmetli sonradan öğreniyor ki, o Birimin parası o güne kadar Amerika’dan gelirmiş. Amerika parayı kesince Devletten istemişler. Bu birimin karargâhı da zaten Ankara’da Amerikan Askeri Yardım Kuruluşunun uzantısı bir binadaymış…
Al okullarda “Aymazlığın Tarihi” olarak okut bu konuyu. Ya da “İktidar olmak ama muktedir olamamak” nasıl bir şeydir konulu bir tez hazırlattır Üniversite Öğrencilerine. Mohaç Savaşı 1526 da yapılsa ne olur, on sene sonra yapılsa ne olur? Hem öyle Vahdettin ve Mustafa Kemal arasında hayali diyalog yazmana da gerek yok. Olayın birinci elden tanığı anlatıyor nasıl vukuu bulduğunu.
Ama bir kısım var ki Türkiye’de işine gelmez bu gerçek. Elli kere anlatsan bu Gladio denen oluşumun nasıl oluştuğunu inanmaz. Al İşte Rahmetli anlatıyor: Komünizm tehlikesi karşılığı kurulduğunu, Amerika tarafından parasının ödendiğini, Amerika’ya ait Binalarda kaldıklarını, hiç kimseye hesap vermeden yaşamaya alıştıklarını…
Hadi Bize inanmadın, Rahmetliye de mi inanmıyorsun?


18 Ocak 2010  21:44:07 - Okuma: (623)  Yazdır




İstatistik