Yazı

Yabancı gözüyle bu günkü TÜRKİYE’mizde KADIN
Yabancı gözüyle bu günkü TÜRKİYE’mizde KADIN 

Etem Kutsigil

Dünya Ekonomik Forumu 2009 yılında, Türkiye’mizin bir profilini çıkarmış. “The Global Gender Gap 2009”.

 
Bu raporda değerlendirmeye esas olan kalemler şöyle:

- Kadın işgücünün erkekle kıyaslanması
- Kadın erkek ücret eşitliği
- Kadın gelirinin erkekle kıyaslaması
- Kadın milletvekili, yönetici, yüksek memur oranı
- Kadın okuryazarlığı
- Kadınların okullaşma durumu
- Kadınların siyasetteki yeri
- Kadınların parlamentodaki sandalye sayısı... vs..vs...
Her kalem teker teker değerlendiriliyor, derecelendiriliyor.
Kadın-erkek eşitliğinde Atatürk’ün, kadın haklarına önem vererek, onları dünya ülkelerinin üzerine çıkarmaya gayet sarf eden o büyük devrimcinin ülkesinde, Türk Kadınının dünyadaki sıralaması ne yazık ki, 134 ülke arasında, 129’uncu sırada yer alıyor.
Üzerinde durulması gereken bir nokta da ülkemizin yıllar içinde giderek daha kötü duruma düşmesi...
Örneğin 2006’da 105. sıradaymışız, 2007’de 121, 2008’de 123’üncü sırada... Hep geriliyoruz.”(*)

……….
O kadınlar ki, Hazret-i Peygamber Efendimiz “Cennet Kadınların ayaklarının altındadır.” demiş.
O kadınlar ki, Nâzım’ın “Anamız, avradımız, yârimiz” diye nitelendirdiği, o yüce varlık, dünya kadınlarının 129’uncu sırasında.
Erkekler! Yüzümüz kızarmalı!
……….
1974’te bacaklarımın hastalığı daha ilerlememişti. Bir gün annemin evinde otururken, eşimden bir bardak su getirmesini istedim. Annem bunu duyunca irkildi ve bana dönüp; “Sen neden kendi suyunu kendin almıyorsun. Kölen mi o senin?” diye azarlamıştı. O sırada annem 69 yaşındaydı bense, 35.
Sorarım size, bu gün kaç erkek, içeceği suyu mutfağa gidip, kendisi doldurur?
……..
Karpuzlu’da sık sık gördüğüm bir manzaraydı. Tarla yolunda erkek, elinde bir sepet veya benzeri hafif bir şeyle önden gider, karısı üç adım arkasından sırtında bir odun yüküyle iki büklüm, onu izlerdi.
……..
Selçuk’ta tarım işçileri bu gün bile, aynı işi yapsalar da, erkek gündelikleriyle kadın gündelikleri epey farklıdır. Bunlar uygar dediğimiz “Batı”dan görüntüler. Anadolu’nun diğer yerlerindeki benzerleri, hatta misliyle eşitsizlikler haksızlıklar yaşıyorlar. Bunlar da hepimizin bildiği şeyler.

Şimdi şapkalarımızı önümüze koyup düşünelim. Yakışıyor mu bunlar ülkemize?
Gerek İslâm Tarihine, gerekse Osmanlı Tarihine baktığımızda, görürüz ki, Kadınlar Cennet’in üstünde değil, erkeklerin ayaklarının altındadır.

İşte Atatürk, bunu değiştirmek için caba vermiştir. Yaranabilmiş midir? HAYIR! Onları adam yerine koyan Atatürk’ü beğenmeyen, insafsızca eleştiren, dolaylı olarak, erkeğin kölesi olmakta ısrar eden kadınlar türedi son yirmi yıldan beri. Bu inatlaşmanın göstergesi olarak pek çoğu (gerçek dindarlara sözüm yok) kafalarını örttükçe bunun “Hürriyet ve İnsan Hakkı” olduğunu zannediyor. Oysa ki DİN BİR VİCDAN İŞİDİR. İnatlaşma konusu değildir. Hele hele siyasete âlet etmek hiç değildir.
Hanımlar, sözüm size!
Sizler önce yukarıdaki kalemlerde yazılan haklarınızı almaya caba gösterin, mücadele edin. “Ağlamayan çocuğa mama vermezler” derler. Siz de haklarınızı alana kadar erkeklere zırnık vermeyin. O zaman bakınız nasıl yola gelirler. İnanmayan “Lysistrata”nın hikâyesini okusun.
Ve büyük şair Tevfik Fikret’in “Hemşirem (kız kardeşim) için şiirinden son dizeyi hiç unutmayalım.
Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer (insanlık).
Ek bilgi için ;
Habertürk TV. Açık oturumda Onur Öğmen’in konuşması
(*)Eyüp Aşık 17.01.2010 Milliyet Gazetesi


18 Ocak 2010  13:35:30 - Okuma: (810)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik