Yazı

Yalı Köşkü
Yalı Köşkü 

Asil S. Tunçer

İstanbul'da Topkapı Sarayı’nın Galata'ya bakan tarafında, tam sahilde yer alan köşke Cebeciler Köşkü de denilmekteydi.

Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan köşkün planı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Yalnız, köşkün denize bakan cephesinde araları kemerli mermer sütunlar bulunan, önü açık geniş bir sergah (hayatlık), bunun arkasında kubbeli bir salon ve odalardan oluştuğu bilinmektedir.
 
Haliç yönünde ve Sirkeci tarafında çokgen bir açık seyir köşkü olan Yalı Köşkü'nde padişahlar her sene donanmanın denize çıkışını köşkün önündeki hayattan seyrederler, Kaptan-ı Derya’yı burada kabul ederlerdi. 19.yüzyıl sonlarında demiryolunun bahçeden geçirilmesi nedeniyle söz konusu köşk, Abdülaziz devrinde yıktırıldı.
 
İstanbul Eminönü ilçesi, Sarayburnu’ndaki Sepetçiler Kasrı’nın yakınında bulunan Yalı Köşkü Topkapı Sarayı’nın Sarayburnu’ndaki iki köşkünden birisiydi. Yalı Köşkü’nü ilk defa Sultan II. Beyazıt (1481–1512) yaptırmış ardından Sultan III. Murat (1574–1595) 1592’de köşkü baştan aşağı yeniden yaptırmıştı. Yalı Köşkü’nün Osmanlı saray törenlerinde önemli bir yeri vardı.
 
Donanma sefere çıkarken padişah Kaptan-ı Deryaları, Donanma Serdarlarını bu köşkten uğurlar, törenlerle şenlikler köşkte ve çevresinde yapılırdı. Sefere çıkacak donanma önce Beşiktaş’ta demirler, oradan Müneccimbaşı’nın uygun göreceği günde Yalı Köşkü’nün önüne gelir ve top atarak padişahı selamlardı. Gemisinden kayıkla ayrılarak köşke gelen kaptan paşaya padişah tarafından kürk giydirilir ve bir hançerle ödüllendirilirdi. Bundan sonra kaptan paşa gemisine döner, top atışlarına devam ederken Top Kapısı’ndan da ona cevap verilirdi.
 
Yalı Köşkü yabancı ressamların yapmış olduğu Topkapı resimlerinde görülmektedir. Dikdörtgen planlı köşkün üzeri 7 m çapında bir kubbe ile örtülü olup, orta sofanın etrafı üç eyvanla yaygın ve klasik divanhane planında yapılmıştı. Köşkün denize bakan cephelerinin karşısında, ocaklı duvarların arkasında odalar sıralanmıştı. Köşkün çevresinde 4 m genişliğinde geniş revaklar ve bunların üzerini örten 2,5–3 m.lik geniş saçaklı bir örtü bulunmaktadır. Son derece hafif ve zarif mimari elemanlardan yapılan köşkün önünde geniş bir rıhtım bulunmakta olup, bu rıhtımdan birkaç basamakla bir platforma çıkılmaktaydı.
 
Günümüze gelemeyen, yabancı ressamların resimlerinden bilgi edinilen bu köşkle ilgili olarak XIV. Louis’in Sultan IV. Mehmet’e (1648–1687) gönderdiği elçi Marquis de Nointel ile birlikte İstanbul’a gelen Antoine Galland İstanbul ile ilgili yazılarında bu köşkten şu şekilde söz etmekte:  
 
Bu köşk dışarıdan kare biçiminde olup, kurşunla örtülü bir çatısı ve çatının ortasında küçük bir kubbesi olan bir yapıdır. Yapının çevresinde on ayak genişliğinde mermer sütunlara oturan bir revak vardır. Revak altından büyük salona geçilmektedir. Bu salonun iki yanında ve deniz tarafında sedirler bulunur. Deniz cephesinin karşı tarafında ise bronz kaplı bir ocak vardır. Her sedirin üstü arabesk üslubunda yaldızlı renklerle boyalı bir tonozla örtülüdür. Ortada ise aynı üslupta bezemeli büyük kubbe bulunmaktadır. Duvarlar mermer ve bitkisel motifler ve yazılarla süslü çinilerle kaplıdır. Bunlar bizim duvarlara astığımız halıların işini mükemmel görüyorlar. 3–4 yerde fıskiyeler ve yapının önünde bir de çağlayan vardır”.
 
Antoine Galland, Yalı Köşkü ile ilgili gözlemlerini aşağıdaki satırlarla sürdürmekte ve bize ayrıntı vermeye devam etmektedir:
 
“Bu köşkte duvara asılmış bir tahta gördüm. Ortasında bugünkü padişahın çocukluğunda yazmış olduğu yarım satırlık bir yazı vardı. Bunun üzerinde ‘Sultan İbrahim’in oğlu Sultan Mehmet’in eseri’ yazılı idi.  Ocağın yanındaki bir kapıdan elçiyi bir salona soktular. Burada padişahın oturmasına mahsus, altın yaldızlı fakat kötü yapılmış üç iskemle ile Peder M. de La Haye’nin vaktiyle Babıâli’ye hediye ettiği bir ayna vardı. Buradaki dolapların kapakları oldukça ince bir işçilikle yapılmış altın ve gümüş yaldızlı parçalardan oluşuyordu. Köşkün muhafızı, dolabın vaktiyle İran şahı tarafından bir padişaha gönderilmiş bir hediye olduğunu, padişahın bu hediyeyi beğenmeyerek onu buradaki helâların kapısına koydurduğunu söyledi”.  
 
Yalı Köşkü, İstanbul-Edirne demiryolu yapılacağı sırada çevresindeki yapılarla birlikte 1869 yılında tamamen yıktırıldığından günümüze hiçbir iz maalesef gelememiştir.
 
 
Kaynakça:


12 Ocak 2010  18:05:31 - Okuma: (682)  Yazdır




İstatistik