Yazı

Salt'ta Bayram Namazı -4-
Salt'ta Bayram Namazı -4- 

Asil S. Tunçer

Türk Şehitliği’nde Kurban Bayramı

 
Şam’daki konaklamamız Seyide Zeynep Türbesi’nin çaprazındaki otelde. Nu avantajı yakalamışken sabah otobüsümüze binip hareket etmeden önce Türbe’yi ziyaret ediyoruz. Daha sabahtan kalabalık mekânda dualar okuyanlar, gruplarının önünde ateşli konuşma yapanlar ve avlu dâhil her köşede namaz kılanlarla dolu. Çok saklı gizli fotoğraf çekebiliyoruz çünkü görevli “namemnun” dedi mi yandınız. Şiilerin hac yerlerinden olan Seyide Zeynep Türbesi minarelerinden dolayı her nedense hep camii gibi algılanıyorsa da aslında bir türbe yanına inşa edilmiş camiden ibaret. İçerdeki kristal ve gümüş işlemelerin zarafetinden gözlerimizi ayıramıyoruz. Şiiler resmen buraya para yağdırmış. Kubbesi altın kaplamalı Seyide Zeynep Türbesi ve Camii’ni ziyaret için mutlaka tesettür giyim şart.

Daha sonraki durağımız olan Borsa, Peygamberimiz, Hz. Muhammed’in 12 yaşındayken bir Şam yolculuğu sırasında konakladığı ve amcası Ebu Talip’e Rahip Boheira tarafından ‘peygamber’lik müjdesinin verildiği yer. Kentin sokaklarını gezerken geçen sefere nazaran daha çok İranlı grupların olduğunu gözlemliyorum. Ayrıca önemli binaların önlerine bilgilendirme tabelaları eklenmiş. Dışı surla çevrili tiyatro kabuğunun içinde saklı bir meyve gibi duruyor. İçerisi muazzam.

Şam’dan Amman’a giderken bu defa farklı bir güzergâh izleyip Dürzî köyü Shahba’ya varıyoruz. Suriye ve Lübnan’da sayılı mezhepler arasında yer alan Dürzîlik nüfusu oldukça hızlı artan ülkelerden olan bu ülkede sayıca olmasa da siyaseten önemli bir yer teşkil ediyor daha çok dışişleri ve elçilik görevlerinde bulunuyorlar. Öyle ki Suriye’de kendilerine ait mezhep mahkemelerine bile sahipler. Bizde Dürzîlikle ilgili çok sağlıklı bilgi yoktur ve Dürzî kelimesi konuşmalarımızda daha çok hafif küfürvari bir anlam içerir.

Aslında Dürzîlik İslam kökenli ve Orta Doğu tabanlı bir dini inançtır ve bu bölgede yoğun olarak rastlanmaktadır. Bu inanca mensup olanlara Dürzî inanca da Dürzîlik denir. İslami mezheplerinden Alevilik ve Bektaşiliğe bir nebze yakın gibi dursa da farklı olduğu noktalar vardır. Kendilerine Muvahhidun (birleştiriciler, tek tanrıcılar) derler. Yunan felsefesi ve diğer dinlerden de etkilenmişlerdir. Sünni mezhepler tarafından din dışı ilan edilmişlerdir çünkü Dürzîliktenamaz ve oruç gibi ritüellerde faklı uygulamalar söz konusudur.

10.yy.da Fatımiler zamanında Şiilikten bir kol olarak ayrılan Dürzîlik, İslam dininde takiyye yani gerçek inancı saklama ve genelin inancına bağlı gözükmeye çalışan ve gerçekte de bilineni kadar bilinmeyeni olan bir inanç. Öyle ki denildiğine göre yıllarca bir arada olduğun bir insanın bile Dürzî’mi değimli olduğunu insan zor anlarmış. Ayrıca bilinen hiçbir Dürzî kaynak yoktur ki her şeyiyle Dürzîliği açıklasın. Kendileri de bu konuda son derece ketumlarmış ve asla inançlarını bir başkasına anlatmazlarmış.

Dürzî inancının ana esaslarının çok az bir kısmı kamuya açıktır, inanç esaslarının çoğu herkesten saklanır. Bu biraz da uzun süre inançlarını saklamaları yüzünden gelişmiştir. Dürzîler Tanrı'nın birliğine inanırlar, bu nedenle kendilerini Ehl el Tevhid veya bizim anlayacağımız şekilde tevhit ehli yani birleştiriciler olarak anmışlardır. Dürzî inancı, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam inançlarına benzer bir şekilde monoteistliktir. Dürzi teolojisi Yeni-Platoncu düşünceden ve bazı gnostik (bilgi ile kurtuluş) ve ezoterik yani bildiğimiz anlamıyla Batınilik ya da çağdaş deyimiyle içrekçiliği savunan mistik akımlardan etkilenmiş ama genel kanının aksine Dürzî düşüncesi Sofizm’den pek etkilenmemiştir.

Abdal Abdalı Tekkede, Hacı Hacıyı Mekke'de, Dürzü Dürzüyü Dakka'da bulurmuş” sözüyle dilimize yerleşip edebiyatımıza giren bu inanç sistemi Âşık Mahsuni’ye ait olduğu belirtilen şu sözlerle de müziğimizde karşımıza çıkar:

Dürzülerde olmaz gurur,
Dürzü başı eğik durur,
Dışı Müslim içi gâvur,
Bir kınalı dürzü dürzü”.

Dürzî inancı; diline sahip olma (dürüstlük), kardeşini koruma (kardeşlik), yaşlıya saygı, diğerlerine yardım, vatanı koruma ve bir Tanrı'ya inanma gibi ilkeler içerir. Dürzî inancın bir diğer büyük esası da sadece insanlar arasında olan bir tür reenkarnasyondur. Dürzîlik Müslümanlar, Yahudiler veya diğer dinlere mensup olanlarla evlenmeyi yasaklar. Fakat bu modern topluluklarda çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Ayrıca Dürzîler çok eşli evliliği, tütün ve alkol kullanımını, domuz eti tüketimini yasak sayarlar. Gerçi biz de yasak sayıyoruz ama…

Oruç, namaz veya hac gibi İslami ibadetleri yapmak zorunda değildirler, gibi detayları anlattıkça gruptan şaka yollu “yahu bu adamlar bize çok yakın” ve “bu Dürzîlik tam bana göreymiş, yıllar sonra kendimi keşfettim” hatta “meğerse ben ne Dürzî’ymişim haberim yokmuş” gibisinden sesler yükseliyor. Gerçekten de bakıldığında ibadet düşkünlüğümüzü dikkate alırsak hepimiz biraz Dürzî’yiz galiba diye kendi kendime düşünmeden edemiyorum.

İslam dininin inandığı İsa, Musa’nın yanı sıra Peygamberimiz Hz. Muhammed’e bile Dürzîlerin inanıp inanmadığı konusunda çeşitli söylentiler olsa da bu konuda kesin ve sağlıklı bir şey söylemek çok zordur. Şimdi Neyzen’in şu sözlerine kulak verelim:

Be hey Dürzî…
Ne ararsın tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa niye türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk' e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk' e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz”.


Sürecek…


4 Ocak 2010  10:51:33 - Okuma: (424)  Yazdır




İstatistik