Yazı

Ak Parti’nin Selçuk’ta anlayamadığı bir şey var:
Ak Parti’nin Selçuk’ta anlayamadığı bir şey var: 

İbrahim Becer

Öncelikle şunu belirtmek isterim, Sema Yeşilçimen’i tanımam. Selçuk’ta siyasetle pek ilgili olmamam hasebiyle belki de bu yazıyı yazmakla yanlış bile yapıyorum.

 
Fakat her şeye rağmen bir iyi tarafı var bu durumun; kendisini tanımadığım için bir önyargı da barındırmıyorum içimde.
Kendisi yanılmıyorsam atamayla geldi. Bir yönetici için, bu bile tek başına bir handikap olarak yeter de artar bile. Fakat keşke tek problem bu olsaydı.
1994 yılındaki yerel seçimleri hatırlıyorsunuzdur. Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığını kazandığı seçimleri. Refah Partisi’nin tüm elemanlarının birer sempatizan değil de birer militan zihniyetiyle çalıştığı seçim olarak tarihe geçen bir süreçti o. Ne genelev kaldı gidilmedik, ne meyhane, ne sinagog…
Refah Partisinin, İstanbul gibi sosyal demokrat damarını pas geçemeyeceğiniz bir megapolde seçim kazanmasını birçok sebebe bağlayabilirsiniz. Çok çalıştılar, mesajlarını daha iyi ulaştırdılar, rakipleri varoşlara hitap edememişti vs.
Fakat aslolan bir şey vardı, o da şu: Refah Partisinin zaten bir tabanı vardı. Bu tabanla aynı kafa yapısındaki yöneticilere de sahipti. Fakat gel gör ki bu taban ve onun yöneticilerinin vereceği oylar İstanbul Belediye Başkanlığı için yeterli değildi.
Yapılacak tek şey vardı matematiğin kurallarını işletmek; komşuya gidildi ve ondan ihtiyaç olan destek alındı. O destek de bugüne kadar devam etti. Tayyip Erdoğan o seçimden bu yana İstanbul’a gözü gibi baktı.
Üzerinde titrediği bir kitle daha vardı Erdoğan’ın: Onu hiçbir şart altında yalnız bırakmayan ve her daim onunla beraber yürüyen, aynı yağmur altında ıslanmaktan zevk duyduğu Tabanı!
“Beraber yürüdük Biz bu yollarda” Tayyip Erdoğan için sadece bir şarkı değildir. Bunu ciddi bir şekilde mesaj olarak algılayın. Muhatabı da hiç kimse yokken, herkesin Onu itip kakmaya çalıştığı o zor zamanlarda yanında olanlardır.
Refah Geleneğinde, bina çıkılırken temel olarak her zaman bu “taban” atılır, duvarlar bu tabanla yükselir, çatı da bu tabanla çatılır. Velev ki yetmedi, kaba işçilik için hariçten gelenlere başvurulur. Ama dediğim gibi temelden çatıya, oradan işçiliğe aslolan tabandır.
Bu Tabanın özellikleri bir başka yazı konusu olmakla birlikte kısaca değinmekte fayda var. Rakiplerinin ham, kaba softa dedikleri bu kesim sanılanın aksine çok büyük bir entelektüel potansiyeli içinde barındırır. Aslen bir Marksist olan Cemil Meriç ve onun Jurnali, Umrandan Uygarlığa, Mağaradakiler adlı eserleri ve elbette Necip Fazıl başucu kitaplarıdır. Şu kadarını söyleyeyim, Necip Fazıl’ın “Sakarya” ve “zindandan Mehmet’e mektup” şiirini ezberden bilmeyen bir tepe kadrosu yoktur şu anda Adalet ve Kalkınma Partisinde.
Başta da söyledim, Selçuk’ta siyasi atmosferi pek bilmem. MHP İlçe Başkanı Levent’in yanında olduğum halde bilmem. Ama şunu tahmin edebiliyorum; Cemil Meriç’i ilk defa duyan isimler Selçuk’ta AKP yönetiminde görev yapmışlardır. Bu, siyaset yapmak isteyen bir kimse için eksiklik değildir ama taban için durum öyle değil.
Bu işin hiçbir çilesini çekmemiş, en dar zamanlarında bu yapı içinde olmamış birisinin Başkan olarak atanmasını içlerine sindireceklerini sanmıyorum. Hem bu başlarına ilk defa da gelmiyor. Eğer Selçuk’ta gerçekten bir Sosyal Demokrat’a ihtiyaç varsa orijinali zaten mevcut.
Önümüzdeki günlerde neler olup biteceğini anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Benim gibi bir siyaset cahili bile bu durumu kavrayabilir. Ak Partinin tabanı, sanıldığı gibi biat kültürüyle yürümez. Öyle olsaydı Tayyip Erdoğan Şu anda Hoca’nın yanında olurdu. Bu insanlar ya tası tarağı toplar baba ocağına döner, o bildik “fakir ama onurlu” türkülerini söyler, ya da kendilerine en yakın kapıya gider.
Kısaca, battığını gördüğü şeyin doğmasını beklerler. Halef-selef iki Belediye Başkanının arasındaki siyasi mücadele Onları neden ilgilendirsin ki? Hem de halefi, selefinden o camiada daha popülerken…
Peki, neden hiç sesleri çıkmıyor derseniz cevabı hazır: Konuşmak bir ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır!
Peki, bu sessizlik hayra yorulmalı mı?
Gelenin anlayışına kalmış; İlerlediğiniz yolda hiçbir zorlukla karşılaşmıyorsanız, bilin ki o yol Sizi asla doğruya ulaştıramaz!


2 Ocak 2010  11:28:42 - Okuma: (1007)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik