Yazı

Bugünkü konumuz tarih
Bugünkü konumuz tarih 

Etem Kutsigil

“İktidarda kalmak değil, itibarda kalmak önemlidir” İSMET İNÖNÜ

Bugüne kadar daha çok, beni rahatsız eden siyasî konularda yazılar yazdım. Bu yazıda da internetten okuduğum Keçecizade Fuat Paşa’dan, Tevfik Fikret’ten ve İsmet İnönü’den, tarihten güzel örnekler vererek, hem yakın tarihimize ilginizi çekmeği, hem de yorumunu sizlere bırakacağım.
KEÇECİZADE FUAD PAŞA
(1814-1868) yılları arasında yaşadı. Osmanlı devlet adamıdır. Abdülaziz Döneminde iki defa Sadrâzamlık, on yıla yakın da Hariciye Nazırlığı (Dışişleri Bakanlığı). Siyasî başarılarıyla olduğu kadar, hazırcevaplığı ve nükteleriyle de ünlüdür. Osmanlı Tarihinde harem ağalarına zaman zaman devlet yönetiminde söz sahibi olacak kadar büyük yetkiler verilmiştir. Padişah Abdülaziz döneminde, Fransızlar, Osmanlı’lardan birtakım isteklerde bulunmuşlar, Osmanlı bu isteklere olumlu cevap vermeyince, gemilerini Çanakkale Boğazına yığmış, krizi giderek tırmandırmışlardı. Şimdi de boğazı geçip İstanbul'a gelmelerinden korkuluyordu. Devletin ileri gelenleri, haritaları açmışlar, sorunu görüşüyorlardı. Toplantıda bulunan Dârüssaade Ağası (*) haritayı gösterip, - Bu nedür, nasıl şeydür, neye yarardür? diye sordu. Anlattılar. Fransızların geçebileceği Boğaz'ı gösterdiler. Arap, birden gözleri parlayarak, okudu üfledi, sonra başparmağını haritadaki Çanakkale Boğazı üstüne bastırarak: - Kapattım! diye bağırdı. Toplantıda hazır bulunan, Keçecizade Fuad Paşa'nın oracıkta ellerini yukarı kaldırıp Tanrıya şu sözlerle yakardığı söylenir: - Yarabbi! Ne olurdu, şu Arabın aklını 24 saat bana versen de, rahat bir uyku uyusam! Bu küçücük hikâye bile, gerçek bir devlet adamıyla, cahil fakat yetkili bir insanın anlayışları arasındaki farkı görüyorsunuz. Bir yanda cahil, tutucu, harem ağası, diğer yanda bilgili, tecrübeli, görgülü zeki, hazırcevap bir Bakan!…
*** Keçecizade Fuad Paşa, yaratıcı zekâsı ile ünlü bir çapkındı. Avusturya kraliçesi Öjeni'nin hazır bulunduğu bir toplantıda Paşanın dudaklarından şu sözler dökülür: "Her kadının bir fiatı vardır!" Osmanlı Paşası nezâketi ve nüktedanlığı ile ünlüydü. Ağzından çıkanı kulağı duymayacak patavatsızın biri olmadığı bilinirdi. Ortalıkta soğuk bir hava esti. Kraliçe kıpkırmızı kesilmişti. - Ne yani, Paşa Hazretleri, benim de bir fiyatım olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Fuad Paşa etkilenmişe benzemiyordu. Şakacı bir ciddiyetle sürdürdü: - Kraliçem, yüz bin düka altına ne buyururlar? - Paşa Hazretleri ileri gidiyorsunuz, bu kadarı da olamaz. - Acaba, Kraliçem örneğin beş yüz bin Düka Altına ne buyururlar? - Bu ne küstahlık, bu ne cüret! Nerede olduğunuzu, kiminle konuştuğunuzu unutuyorsunuz sanırım. - Sabırlı olunuz, Kraliçem. Son bir fiyat daha vereceğim. Tam bir milyon Düka Altını! Kraliçenin gözlerinde bir merak ifadesi belirdi: - Paşa Hazretleri, bizim istihbaratımıza göre hazineniz tamtakır... Düyun-u Umumiyye sizi perişan etmiş durumda... Büyük Devletlere, boğazınıza kadar borca batmış durumdasınız... Devlet-i Âliyye kendi vekil vükelasına, madrabazına, rüşvetçisi hortumcusuna faiz yetiştiremez durumda... Bu kadar parayı acep nereden bulacaksınız?
- Gördünüz mü, Kraliçem. Fiyatta anlaştık işte. Mesele şimdi sadece parayı bulmağa kaldı… İşte böyle dostlar... First Lady'ler de, sonuçta kadındır. Fiat piyasaya göre daha yüksek, nakit temini ise o an için güç olabilir. Ama, bir noktada anlaşma sağlanacaktır. İstisnalar kaideyi bozmaz ama, insanlara genel bir bakış atarsak bu söze uyarak kendisini satacak çok kişi bulursunuz. Siz bulamazsanız bile eloğlu buluyor. *** Keçecizade Fuad Paşa Hariciye Nâzırlığı sırasında Fransa Kralına söylediği söz de çok ünlüdür. Fuad Paşa Fransa’dadır. Bir toplantıda Fransız Kralı ile sobet ederken, Kral; “Osmanlı İmparatorluğu çöküyor”. diye bir cümle sarfeder. Fuad Paşa gayet rahat bir tavırla; “Hiç üzülmeyiniz Majeste, çünkü yıllardan beri siz dşardan, biz içerden uğraşıyoruz fakat hâlâ yıkamadık.” der. Son birkaç yıldır demokrasi adına yapılanları ilgiyle gözlediğimde ne yazık ki vardığım sonuç şu; Acaba Allah korusun “Buraya kadar” mı olacak? *** Tevfik Fikret (24 Aralık186719 Ağustos1915) Büyük şair, büyük edebiyatçı ve büyük bir eğitimci, olan Tevfik Fikret, Osmanlı’nın son yıllarındadır. 1908 yılında İttihat Ve Terakki Fırkası iktidara gelmiş, Padişah Abdülhamit’e “İkinci Anayasa”yı kabul ettirmiş ve ülkede “Adalet, Uhûvvet (kardeşlik), Müsâvat (eşitlik), Hürriyet diye sloganlaştırılan bir yönetim dönemine girilmiştir. Ne var ki, Fikret, bu yönetimden de, umduğunu bulamaz. Ve “Doksan Beşe Doğru” isimli şiirini yazar. Şiir uzun olduğu için sizlere tanıtmak amacıyla yalnız bir dörtlükle yetineceğim.
Birdevr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler;
( Bir uğursuz devir: yine çiğnendi yeminler;)
Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi!
( Çiğnendi, yazık, milletin yüce umudu!)
Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;
( Kanun diye topraklara sürtüldü alınlar;)
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi...
(Kanun diye, kanun diye, kanun tepelendi...)

(*) Dârüssaade Ağası: Haremdeki zenci haremağalarının başı ve Harem’in en üst yöneticisidir.


29 Aralık 2009  21:44:34 - Okuma: (644)  Yazdır




İstatistik