Yazı

O Gün orada ne oldu?
O Gün orada ne oldu? 

İbrahim Becer

Oldum olası komplo teorilerine mesafeli yaklaşmışımdır. “Hiç şans tanımaz” bir tavrım olmasa da, bir seferde inananlardan değilim. En azından mal bulmuş mağribi gibi saldırmam.

 
Bunun yerine beklerim. Çünkü Dante misali ortasını arşınladığımız bu ömür, fasılalarla da olsa bize kendi kendimizi tekzip ettirmiştir. Dost meclisinde iki lafın belini kırarken ağızdan çıkıveren bir söz affedilebilir de, İş yazıya gelince bin düşünmek gerekiyor.
Terörle mücadele tarihimizde öyle olaylar vardır ki tuhaflıklarıyla diğerlerinin arasından sıyrılır. Elazığ- Bingöl karayolunda otuz üç askerin şehit edilmesi olayında olduğu gibi. Bu olayda ne yaparsanız yapın kurguyu oturtamıyorsunuz. Hep bir şeyler eksik kalıyor. Tam “buldum” derken bir de bakıyorsunuz ki bir yerden pot vermiş. Onu yamarken bir başka yer açıkta kalıyor.
İşte komplo da böyle durumlarda ortaya çıkar. Açıklanması çok zor olan olaylar için komplo, kimileri için imdat freni yerine geçse de Ben işin orasında değilim.
Çünkü komplo teorileriyle dolu bir denizde gemiyi yürütmeye kalkarsanız, kayalara bindirmeniz an meselesidir. Oysa ki olasılık teorilerini içinde barındıran bir düşünce sistemi sığ bir liman gibidir.
Şimdi, otuz üç er olayında tarafları dinleyelim:
Şemdin Sakık: Bu olay bana ihale edilmek isteniyor ama olay günü o bölgeden kilometrelerce uzaktım.
Osman partal (sağ kurtulan asker): Otobüsün kapısını bizzat Şemdin Sakık açtı. Şoför yol boyunca gereksiz dört mola verdi. Bir ara da lastik patlamasını bahane edip, otobüsün altında telsizle bir yerlere bilgi verdi.
Erkan Omay (sağ kurtulan asker): …sürekli yürüyorduk. Ertesi gün 12.00 da silah seslerinden askerlerin yaklaştığını anladım. Asıl harekât 16.00 da başladı. Skorsky ve F-16’lar uçuyordu tepemizde. PKK’lılar kazma kürek çıkarıp siper kazdı, kayalıklara saklandı. Bizi hedef olarak ortada bıraktılar. Askerimiz, yanlışlıkla içimizdeki dokuz eri şehit etti bu yüzden. Bizi kalkan olarak kullanan Şemdin Sakık bir ara yanımıza geldi, sağ kaldığımızı görünce şaşırdı. Teröristler geri çekiliyordu. 13 kişi kalmıştık. Ellerimizi çözmeyi başardık. Kaçmaya başladık.
Necati Özgen (Dönemin Bölge Komutanı): … Olayı duyar duymaz birliklerimiz harekâta başladı. Şiddetli çatışmalar yaşandı. 33 erimizi şehit eden grubu kuşattık. Dağlıtepe tugayı 55 teröristi etkisiz hale getirdi.
Görgü tanığı köylüler: Teröristler elli kişiyi üç saat uzaklıktaki köye götürdüler. Bu rehineleri pazarlıkta kullanmak istediler ama olmayınca yakınlarda bulunan başka bir grupla birleşip iki saat daha yürüdüler. Otuz üç er orada şehit edildi.
Olay buraya kadar Tarafların anlatımıyla böyle. Olayın her bir şahidinin anlattığının, bir diğerini tutmadığı da ortada.
Ama gariplikler bununla da sınırlı değil. Erlerin kaçırılışı ve şehit edilmeleri arasındaki zaman en az altı saat. Yani anında bir operasyon söz konusu değil. Rehineleri de kurtaran Özel Harekât Birimleriymiş. Dönemin Bingöl Emniyet Müdürü Kemal İskender Ankara’ya: “Rehineler Özel Harekât Birimlerinin yaptığı operasyonla kurtarıldı” bilgi notunu geçmiş ve bu not da dönemin İç İşleri Bakanı ismet Sezgin tarafından meclis Kürsüsünden aynen okunmuş.
Bakın, bu olay anlatıldığı gibi dağ başında değil, Bingöl’e on dakika mesafede oldu. Aradan on altı yıl geçti hala kimse ne olduğunu bilmiyor. Benim de deşmemin nedeni, tabirimi mazur görün bazı andavalların sandığı gibi Askere düşmanlık beslemem veya bir açığını arama isteğim değildir.
Ben onca sene okul okudum hiçbir şey alamadım, Bu Kurum Bana iki tane takdirname verdi. Ömrümün tartışmasız en güzel bir yılını Ben Türk silahlı Kuvvetlerinin içinde geçirdim.
Cahil cühelanın Atatürk düşmanı, Ordu düşmanı demesine alınmıyorum da bir şey gücüme gidiyor.
Bu Ülkede Dağlıca Baskınının görüntüleri Youtube gibi paylaşım sitelerine düşmemeli.
Hele on altı sene önceki bir olayın Bölge Komutanı: “Hukuki sorumluluğum yok ama taktik sorumluluğum olabilir” gibi ne dediğini sadece kendinin anladığı cümleler kurmamalı.
Soru basit: O gün orada ne oldu…


24 Aralık 2009  00:46:57 - Okuma: (684)  Yazdır




İstatistik