Yazı

Salt'ta Bayram Namazı -2-
Salt'ta Bayram Namazı -2- 

Asil S. Tunçer

Türk Şehitliği’nde Kurban Bayramı

 
Uzunca bir yol uzanır çölün ortasına doğru, ılık kumlu rüzgârın yalpasında yana eğilen çam ağaçlarının sıska dalları arasından serap buğusunda Bedevi çadırlarıyla… Sağlı sollu küçük su birikintileriyle doğaya tutunmuş sarı-yeşil, kurumaya ramak kalmış zeytin dalları arasından başını yukarı kaldırmış bir Höcün Devesinin çölde yüzen gemi gibi sallana sallana yürüyüşü seçiliyor. Ankara ve Konya’nın toplam yüzölçümünden daha fazla çöl toprağı bulunan Suriye’nin vazgeçilmez ulaşım aracı bu hayvanlar aynı zamanda sütünden etine, kılından derisine her şeyinden faydalanıyor.

Arapçada “cemel” denilen bu hayvan bizdeki argo anlamına karşın o kadar maharetli ve yararlı ki, her şeyle beslenip ve hörgücünde yağ depolayabildiği için günlerce susuzluğa dayanabiliyor, geniş ayakları sayesinde kumda batmadan yürüyebiliyor. Ayrıca çöl fırtınalarında kıllı burunlarını ve uzun kirpikleriyle gözlerini kapatarak bu organlarını kumdan koruyabiliyor. Günde 16 saat ve 40–50 km rahatlıkla yürüyebilen devenin yavrusu da doğar doğmaz ayağa kalkabiliyor. Onca üstün meziyetiyle kendine hayran bıraktıran bu hayvanın çarpıcı özelliğiyse doğadaki cisimleri normalden 10 kat daha büyük görmesi. Yoksa kendinden daha ufak bir eşeğin arkasından gider miydi hiç?

Furglus ve Tiyas şehirlerinden sonra Tedmur’a yani nam-ı değer Palmyra’ya varıyoruz. Önce uzaktan sağdaki tepede Halid bin Velid’in yaptırttığı Arap Kalesi’nin burçları ve yamacındaki kayaçlar gözüküyor. Sola yaslanmış rampadan sonra ‘Çölün Gelini’ Palmyra; Kraliçe Zenobia’nın şehri. Çölün orta yerinde bir vaha ve hurma ağaçları. Orta Asya ve Hindistan’dan gelen kervan yollarının geçit noktası. Kuzeybatısında aynı adı taşıyan yeni kent ile mezarlığın alt kısmında bize tanıdık bir isim: Dedeman Palmyra. Altın sarısı duvarlarıyla antik kentin sütunları önümüzde…

Çöllerin sessizliğinde, altın sarısı kumların kucağında, bu topraklara insanlık ve uygarlığın temellerini ekenlerin, yaşanmış tüm olayları ve kahramanlarını, yer ve mevki sahipleriyle zamanın tarih ve filozoflarının yorumları ve bakışlarıyla bizlere aktaran ve de yüzyıllardır bu öykü ve söylenceleri insanlığa anlatmaya sürdüren insanların hayaliyle bir destan. İnsanın erdemlerini besleyen ve durmadan akan bir kaynak: Tedmur; gizemlerin diyarı. Helenlerin deyimiyle Palmyra.

Tedmur, İbranicede “mucize”; Palmyra ise adından da anlaşılacağı gibi “hurmalık (kenti)” demek. Yüksek sütunları ve uzun boylu hurma ağaçları ve yaşayan halkı gibi dik duruşu olan bir diyar; Tedmur’da her taşın altında ayrı bir öykü yatmakta. O zamanın en büyük iki gücü olan Persler ve Romalılar karşısında yaşananları, yengileri, yenilgileri ve umutları ve daha nicesini içinde barındırmakta. Tedmur bugün yüzyılların yorgunluğuna aldırmadan caddeleriyle, mabetleriyle ve mezarlarıyla hala bizlere hizmet ve insanlık dersi vermekte.

Kenti 1933’den beri Fransızlar kazmakta olup halen kazılar devam etmekte. Tedmur, o yıllardaki Arap İmparatorluğu’nun başkenti. Sınırları, Anadolu’dan Arap Yarımadası’na, İran’dan Sina Çöllerine değin uzanmaktaydı. Doğu ile Batı arasında bir köprü görevi görmesi ve İpek Yolu üzerinde yer almasından dolayı bir zamanların en zengin kentlerindendi. Kentteki muhteşem yapıların yapıldığı taşların çıkarıldıkları ocaklar kente 10 km mesafededir. Buradan hayvan ve insan gücüyle getirilen taş bloklar son şeklini ait olduğu binada alıyordu.

Şehirde bulunan en önemli yapılar arasında Kavsul Mısır, Zafer Kemeri, 1.250 m uzunluğundaki Ana Cadde ve Tiyatro ile Kule Mezar. Ana Caddenin kapısı üç farklı girişten meydana gelmekte. Girişlerin birini süsleyen anıtsal kemer bir mimarlık ve sanat abidesi. Bitki nakışlarıyla ön plana çıkan yapı M.S.2.yy.ın ortalarına tarihlenmekte. Belh Tapınağı Kapısı’ndan Şam Kapısı’na kadar çepeçevre sütunlar desteklenen cadde sağlı sollu çeşitli yapılar taşımakta ve sokaklara açılmakta.

Bu sokaklar diğer tali sokaklar ve evlere uzanmaktaydı. Zafer Kemeri ve Tetrapilon arasında Kraliçe Zenobia’nın adını taşıyan bir hamam ve cimnasyum kompleksi bulunmakta olup ön yüzünü süsleyen sütunlar Mısır’dan getirtilmiş. Caddenin öteki tarafında M.S.2.yy.da inşa edilmiş 2 girişli abidevi bir tiyatro bulunur ki oldukça iyi korunmuş.

Caddenin sonuna doğru yer Tetrapilon, her biri dörderli sütun grubu tarafından desteklenen toplamda 16 sütunlu muhteşem bir yapı. Bu yer Tedmur yani Palmyra’nın 2 büyük caddesinin birbirini dik keserek birleştiği bir nokta. Her bir dörtlü granit sütun saçağının altında bulunan heykellerin üstünde Tedmur’dan yolculuğa çıkacakların ihtiyaç duyabileceği ve kendilerine kılavuz olacak yer ve gök bilgileri mevcuttu ama günümüzde yok.

Agora Meydanı, tiyatronun kuzey batısında konuşlanmış, çarşı ve pazar işlevinden çok önemli toplanma ve buluşmaların sahne olduğu yerdi. Önemli kişileri temsil eden dörtgen şeklinde, dört kolon üstünde 200’den fazla heykeli barındıran bu meydanın toplam 12 kapısı vardı ve M.S. 2.yy eseri olup günümüze değin gelebilmiş çok şükür.

Dioklesyan Karargâhı, eski kentin batı yakasında bulunmakta. Tedmur’un düşmesinden sonra İmparator Dioklesiyan Zenobia’nın sarayının bahçesini M.S.3.yy.ın sonunda askeri karargâha dönüştürmüş. Oldukça büyük bir bina olup yontma sanatının en nadide süslemelerini barındırmakta. Kazılar ve keşif çalışmaları günümüzde halen sürmekte.

Allat Mabedi; şehrin batı kısmında yer alır. 28x72 m ölçülerinde ve ortasında ise 10x19 m ölçülerinde kutsal bir mekân yer alır. Mabede batıda bulunan ana kapıdan girilir. Kapı üstünde, mabedin Tanrı Allat’ın parasıyla M.S. 2.yy.da yapıldığı yazılı. Allat, bir Arapların savaş ve barış tanrısı. Helenlerde bu tanrıya Athena karşılık gelir. Sanatçı Phidisas’ın yaptığı dişi tanrı Allat’ın mermer heykeli 1975 yılında bulundu. Aynı zamanda mabette Tanrı Allat’ın irade ve gücünü gösteren bir aslan heykeli bulunmuş. Bu heykelin de ayaklarından birinde “Tedmur” ve “bu mabede girenin üzerinde kan lekesi bulunmamalıdır” yazıları yer alırdı. Zira söz konusu mabette kişi güvende ve huzur içinde olmalıydı.


Sürecek…


21 Aralık 2009  23:08:34 - Okuma: (553)  Yazdır




İstatistik